Anlamadım. Bir mesaja illa karşı cevap vermek gibi bir zorunluluk mu var?

Aksini iddda etmişim gibi söylediniz sandım.


Anladım, kusura bakmayın.

Madem tartışmayı devam ettireceğiz, öncelikle üslubuna bir bakar mısın? İlk verdiğin yanıttan sonra senden düzgün cevap bekledim, sonrasında verdiğin yanıttaki üslubunla sağlıklı iletişim sürdüreceğini mi sandın, kıraathane ağzınla benimle konuşma. :)

Uslubumda yanlış olan ne?
 
Farkında değilsin belki ama düzgün cevap beklerken bi' baskılayıcı tonlamalar falan, daha tartışmaya başlamadan iğneleyici gülücük ifadesi. Durduk yere kimseye bu şekilde dönüş yapmam.

Hani madem tartışmaya meyilli gireceksin direkt, bari hepimizin bildiği şeyleri (geçmişi) örnek verip üstüne; ''şimdi seninle hiç tartışmaya girmeden'' yazıp baştan susturmaya çalışma, değil mi?
Kışkırtıcı cümleler kuracaksın; ''Tüm dünyada olmuş sonuçta, 'bla bla' deme; ben ülke içine bakarım, başkasının yaşaması umurumda değil.'' Bunun gibi, ve ben yanıt vermeyeceğim. Olmaz, benim de söyleyeceklerim var.
Mesajlarımdan ''CHP fanatiği''ni çıkarmana da anlam veremedim doğrusu. Atatürkçüyüm, ideoloji olarak Kemalist bir zihniyetim var hepsi bu.

Bak ben bunlara takılacak birisi değilim, konuşmak istiyorsan konuşuruz ama bu şekilde tonlamaların, karşında ''salak'' var mış gibi girmen hoşuma gitmedi. Üstelik ülkenin şu anki durumu hepimizi bezdirmişken, tutup da ''daha kötü hallerimiz oldu'' deyip geçmişi örnek vermek de neyin nesi? Olmadı ki, şu anki ekonomik krizden kötü bir ekonomik kriz yaşamadı bu ülke. Bunu konuşuyoruz, problemimiz bu.

Her neyse; yazılı iletişimde yanlış anlamaya yatkın olabiliyoruz, bazen ton da kaçabiliyor.
Ben de sana ''üslup dersi'' verirken kendim sınıfta kalmışım meğer... Dostum inan bana gerçek hayatta böyle birisi değilim, alıngan bir günümde olduğum ve bu dediğim sebeplerden dolayı iyice sinirlenip öyle hardcore alıngan bir mesaj yazmışım. Komik görünüyor açıkçası, başkası yazsa kahkahayı yapıştıracağım bir mesaj olmuş. :hehehe:

Neyse önemli olan tatlıya bağlayabilmek, özür dilerim bunun için. Ülke herkesi kutuplaştırmışken, bari biz forum sakinleri olarak kendimizi kutuplaştırmayalım. :)
 
O zamanki krizin, şu ankinden daha kötü olduğunu mu zannediyorsun?
20001’deki kriz su anda olsa yüksek ihtimalle kahve almaya bile çıkamaz ve etrafınızdaki tüm dükkanlar 1. Haftadan iflası basardı.

Genç kitlede neden “en kötüsünü yaşıyoruz” algısı var? 60’larda doğan birisi minimum 5 adet ekonomik kriz görüyor ki bunların 3’ü ülkeyi batırma noktasına getirtiyor IMF ve dış ülke yardımlarıyla anca kurtulabiliyoruz.

2001’in bugün etkileri hala devam ediyor, bilmiyor olabilirsin tabi. O dönem milyarlarca Dolar kaybetti Türkiye. Mikro ve Makro ekonomiye göre bu paralarla yatırım yapılsaydı belki kaybedilenin 5-10 katı kazanç sağlanırdı. Öyle bir kriz bu. 23 yıldır etkisi altındayız.

73, 96, 2001, 2008, 2011, 2016, 2020, 2023…

Şu anda cidden iyi durumdayız eskilere kıyasla. Türkiye konumu nedeniyle toparlayabilecek bir ülke.

2001 krizini basit görmeyin, Türkiye hatta bırak Türkiye’yi belki Orta Doğu ve Avrupa’nın modern çağdaki en büyük ekonomik krizidir bu.
 
2001’deki kriz su anda olsa yüksek ihtimalle kahve almaya bile çıkamaz ve etrafınızdaki tüm dükkanlar 1. haftadan iflası basardı.

Genç kitlede neden “en kötüsünü yaşıyoruz” algısı var? 60’larda doğan birisi minimum 5 adet ekonomik kriz görüyor ki bunların 3’ü ülkeyi batırma noktasına getirtiyor IMF ve dış ülke yardımlarıyla anca kurtulabiliyoruz.

2001’in bugün etkileri hala devam ediyor, bilmiyor olabilirsin tabi. O dönem milyarlarca dolar kaybetti Türkiye. Mikro ve Makro ekonomiye göre bu paralarla yatırım yapılsaydı belki kaybedilenin 5-10 katı kazanç sağlanırdı. Öyle bir kriz bu. 23 yıldır etkisi altındayız.

73, 96, 2001, 2008, 2011, 2016, 2020, 2023…

Şu anda cidden iyi durumdayız eskilere kıyasla. Türkiye konumu nedeniyle toparlayabilecek bir ülke.

2001 krizini basit görmeyin, Türkiye hatta bırak Türkiye’yi belki Orta Doğu ve Avrupa’nın modern çağdaki en büyük ekonomik krizidir bu.
Basit görmüyorum, o zamanki krizden ev ve arabalarimizi kaybettik biz, ailecek iflas ettik. İflas eden iş yerlerinden biri de bizdik.

Şu an ise evmiş, arabaymış orta kesim bile sürünüyor. Yasam standartları oldukça düşmüş durumda. Buyuksehirlerde en dandik 2-3+1 dairelerin 2 milyondan başladığı, en temel ihtiyaç olan bir araba için asgari ücretli çalışan birinin en az 10 yil harcama yapmadan anca alabileceği bir dönemdeyiz.

Son 5 yıldır eşi benzeri görülmemiş bir durumdayız, bunu anlamıyorsunuz. Ayrıca 2001'deki finansaldı bu ise yapısal kriz. 2001 krizini küçümseyen yok ama toparlanma süreçleri daha hızlıydı.

Bugün ise bitmek bilmeyen enflasyon, gelir dağılımı adaletsizliği, yüksek kiralar ve araba gibi temel ihtiyaçlara ulaşmanın zorluğu var. Bu yüzden 2001'den daha iyiyiz demek kesinlikle doğru değil.

Hani birisinde Devlet müdahaleleri ile hizlica toparlamisken şimdi ne güçlü bir dış guc var ne de bir aksiyon bulunmuyor.
Paranin değeri yok, toplumsal çürüme, dinmeyen kaos, yolsuzluklar da çabası daha hala eskilere kıyasla iyiyiz diyorsunuz.

Bir ülkeyi bitirmek için üç şey yeterli; ekonomi, toplumsal yapı ve güven. Ekonomi çokse de insanlar hayatta kalmak için çözümler bulur, bkz; (beyin gocu) çok verdik bundan da. Neyse, toplumsal yapı zedelenirse guven duygusu yok olur ve sonunda devletin ayakta kalması bile zorlaşır. Yani sadece ekonomi değil, aynı zamanda toplumsal sıkıntıyı da yaşıyoruz.

Insanların birbirine duyduğu güven ve sağlıklı bir toplumsal yapı. Bunu anlamadan hiçbir kriz çözülmez.
Hangisi daha iyi diye tartişmak yerine "daha iyiye nasıl ulaşırız" sorusunu sormamız gerek.

"Eskiye kıyasla iyi durumdayiz" ha? Bakalım hocam, ne kadar daha "iyi" olacağız. Hep birlikte daha güzel yarınlar olması dileğiyle.

Iyi Sosyaller dilerim.
 
Son düzenleme:
Basit görmüyorum, o zamanki krizden ev ve arabalarimizi kaybettik biz, ailecek iflas ettik. İflas eden iş yerlerinden biri de bizdik.

Şu an ise evmiş, arabaymış orta kesim bile sürünüyor. Yasam standartları oldukça düşmüş durumda. Buyuksehirlerde en dandik 2-3+1 dairelerin 2 milyondan başladığı, en temel ihtiyaç olan bir araba için asgari ücretli çalışan birinin en az 10 yil harcama yapmadan anca alabileceği bir dönemdeyiz.

Son 5 yıldır eşi benzeri görülmemiş bir durumdayız, bunu anlamıyorsunuz. Ayrıca 2001'deki finansaldı bu ise yapısal kriz. 2001 krizini küçümseyen yok ama toparlanma süreçleri daha hızlıydı.

Bugün ise bitmek bilmeyen enflasyon, gelir dağılımı adaletsizliği, yüksek kiralar ve araba gibi temel ihtiyaçlara ulaşmanın zorluğu var. Bu yüzden 2001'den daha iyiyiz demek kesinlikle doğru değil.

Hani birisinde Devlet müdahaleleri ile hizlica toparlamisken şimdi ne güçlü bir dış guc var ne de bir aksiyon bulunmuyor.
Paranin değeri yok, toplumsal çürüme, dinmeyen kaos, yolsuzluklar da çabası daha hala eskilere kıyasla iyiyiz diyorsunuz.
Tekrar soyleyeyim, ülke ülke olalı böyle dönem görmedi.

Bir ülkeyi bitirmek için üç şey yeterli; ekonomi, toplumsal yapı ve güven. Ekonomi çokse de insanlar hayatta kalmak için çözümler bulur, bkz; (beyin gocu) çok verdik bundan da. Neyse, toplumsal yapı zedelenirse guven duygusu yok olur ve sonunda devletin ayakta kalması bile zorlaşır. Yani sadece ekonomi değil, aynı zamanda toplumsal sıkıntıyı da yaşıyoruz.

Ülkeyi ayakta tutan sadece ekonomi değil, insanların birbirine duyduğu güven ve sağlıklı bir toplumsal yapı. Bunu anlamadan hiçbir kriz çözülmez.
Hangisi daha iyi diye tartişmak yerine "daha iyiye nasıl ulaşırız" sorusunu sormamız gerek.

"Eskiye kıyasla iyi durumdayiz" ha? Bakalım hocam, ne kadar daha "iyi" olacağız. Hep birlikte daha güzel yarınlar olması dileğiyle.

Iyi Sosyaller dilerim.
Paranın değeri real ekonomiye göre gayet yüksek. Ekonomi çalışmış ve okumuştum bir zamanlar, biliyorum. Türk lirası hala daha %40 değerli. Siz basit ve temel düşünüp “TL ne kadar değeri o kadar iyi” diye düşünüyorsunuz ama alakası yok.

Ayrıca günümüzde yaşadığımız sorun refah sorunu. Ekonomi olarak tüm ekonomi kuruluşlarından geçerli not alıyor ve yükselme gösteriyoruz. Ekonomi yükseldikçe refah artacak diye bir şey yok.

2001’deki kriz ise hem ekonomik, hem refah kriziydi. Ya bu ekonomik kriz, ülkenin tüm politikasını içli dışlı değiştirdi.

Ülkeyi ayakta tutan sadece ekonomi değil, insanların birbirine duyduğu güven ve sağlıklı bir toplumsal yapı. Bunu anlamadan hiçbir kriz çözülmez.
Hangisi daha iyi diye tartişmak yerine "daha iyiye nasıl ulaşırız" sorusunu sormamız gerek.
Bu farklı bir konu.


Neyse, iyi sosyaller dilerim.
 
Paranın değeri real ekonomiye göre gayet yüksek. Ekonomi çalışmış ve okumuştum bir zamanlar, biliyorum. Türk lirası hala daha %40 değerli. Siz basit ve temel düşünüp “TL ne kadar değeri o kadar iyi” diye düşünüyorsunuz ama alakası yok.
Aydınlatırsanız bilgilenelim, bir şeyler öğrenmeye hayır demem.
Ayrıca günümüzde yaşadığımız sorun refah sorunu. Ekonomi olarak tüm ekonomi kuruluşlarından geçerli not alıyor ve yükselme gösteriyoruz. Ekonomi yükseldikçe refah artacak diye bir şey yok.
Ekonomi okumuş birine göre bu dediğiniz... What?
Yazımda belirttigim gibi, toplumsal çürüme ve siyasi kaos, ülke ülke olalı eşi benzeri görülmemiş kutuplaşmalar mevcut ülkede, bu da azıcık olan refahı da alıp götürdü.
Ekonomi çöktü, yaşam standartları dustu, bu da REFAH'ı söndürdü.
Yani ekonomi düzeldikce evet, refah seviyesi de artacak.
Yine de gerçek anlamda toparlanabilmesi için ekonomik iyileşmenin yanında bu diğer sorunların da çözülmesi gerekiyor.
2001’deki kriz ise hem ekonomik, hem refah kriziydi. Ya bu ekonomik kriz, ülkenin tüm politikasını içli dışlı değiştirdi.

Bu farklı bir konu.
Hepsi birbiriyle bağlantılı, dedigim de bu.
İyi Sosyaller dilerim.
 
Son düzenleme:
Aydınlatırsanız bilgilenelim, bir şeyler öğrenmeye hayır demem.
İhracat, üretim, ucuz işçilik ve yatırıma odaklı ülkeler para birimini değersizleştirir. Bu ülkeye daha çok yatırım ve üretim getirtir.
Ekonomi çöktü, yaşam standartları dustu, bu da REFAH'ı söndürdü.
Yani ekonomi düzeldikce evet, refah seviyesi de artacak.
Böyle bir şey yok. Çin mesela örnek ekonomisi iyi ama refah zayıf. Yunanistan, ekonomisi kötü ama refahı ortanca. Avrupa ülkelerinde bile hayat pahalı olabiliyor. Elektrik, su, kira, emlak pahalıdır mesela.
Hepsi birbiriyle bağlantılı, dedigim de bu.
Eğer hepsi hakkında konuşacak olursak bu konu 50 sayfa olur yaz yaz bitmez.

Daha konuşulacak bir sey yok sanırsam. İyi günler, bu kadar yazacaklarım.
 
İhracat, üretim, ucuz işçilik ve yatırıma odaklı ülkeler para birimini değersizleştirir. Bu ülkeye daha çok yatırım ve üretim getirtir.

Böyle bir şey yok. Çin mesela örnek ekonomisi iyi ama refah zayıf. Yunanistan, ekonomisi kötü ama refahı ortanca. Avrupa ülkelerinde bile hayat pahalı olabiliyor. Elektrik, su, kira, emlak pahalıdır mesela.
Avrupa'da en büyük sıkıntı barınma sıkıntısı, ona da kendi vatandaşlarını açıkta bırakmıyorlar asla.
Kazanan da kendi para birimleriyle gül gibi geciniyorlar, arabalarını alıyorlar ve tatile Ingiltereye, Miami'ye, Turkiye'ye vesaire geliyorlar... Yurt dışı gormemis insan da değilim, hani internet de var.

Çin'in 1.5 milyar nüfusu var, metroya binerken bile yapış yapışlar.
Yunanistan da Avrupa'nin dislanan çocuğu ama çoğu orada bile yaşamıyor.

Turkiye'de üretim de yerlerde. Cografi konumumuz ve topraklarımız bereketli ancak köylüye, ureticiye, girişimciye değer yok.

Yuzolcumu konusunda mukemmeliz, Avrupa ülkelerini bu konuda ikiye katliyoruz ama hepsi ya boşta ya da beton dikiyor milyarderler (Araplar) çoğunlukta olmak üzere.

Karadeniz gibi harika bir bolgemiz var, ama Türk kalmadi. Mesela...

Ucuz işçilikten sınıfta kaldık zaten bkz; ucuza çalışıp Turk'un yerini alan Afgan ve Suriyeliler.

Genel bunlar, herkesin bildiği şeyler.

Eğer hepsi hakkında konuşacak olursak bu konu 50 sayfa olur yaz yaz bitmez.

Daha konuşulacak bir sey yok sanırsam. İyi günler, bu kadar yazacaklarım.
Ben de yoruldum gercekten. Bayagidir ülke olaylarına ve gündeme girmiyordum, girmez olaydım. Kafam acildi yine, magaramda mutluyum sanırım. :)

Tesekkurler İyi Sosyaller.