Askeri olarak evet ama askeri bakımdan ne kadar güçlü olursak olalım başkakilerin ülke içindeki belirli olaylara karşı sergilediği tutum yanlış olursa o ülke içten içe çürür. İş işten geçtiğinde eğer Çin Rusya Amerika gibi bir dünya gücü değilsen geri toparlanamazsın. Bu konuştuğum durum ekonomi değil baştan söyleyeyim.
 
Göstermelik de olsa atom bombası olmayan bir ülkenin askeri gücü o kadar da güçlü olamaz. Rastgele bir ülke insanlık suçu işleyip Atom bombası atsa maalesef karşılık olarak anca armut toplarız.
 
İçerideki eğitim durumu, ekonomik durum, ihracat ve ithalat durumu, askeri durum sizin dış politikanızı belirleyen etkenlerdir. Türkiye'nin o kadar da zayıf olmadığı ama potansiyeli bağlamında da beklenen yerde olmadığını görmekteyiz. Jeopolitiğimiz çok yönlü bir politika izlemeyi ve dengeleri göz etmeyi gerektiriyor. Güçlü olmak dengeyi değiştiren ve belirleyen ülke olmayı gerektir. Denge politikası gözetmeyi değil. F-35 ve S-400 meselesinde Türkiye'nin istediğini elde edememiş olması ve ABD tarafından devreye sokulan Katsa yasası kapsamında uygulanan yaptırımların bizi zayıf duruma düşürmesi bir örnektir. Ya da 2019'da Barış Pınarı harekatının ABD-Türkiye arasında bir güvenlik ortak açıklaması yapılarak durdurulması gibi. Ya da Rahip Brunson olayını göz önüne alabiliriz...
Güçlü bir ülke olmalıyız. Başka çaresi yok.
 
Pakistan'dan pek de bir farkımız yok. Ülkede insan hakları, adalet, gelir dağılımı eşitliği, kültürel değerlerin korunumu vb. hiç bir konuda bir gelişmişlik, bir ilerleme olmadığı için dünyadaki diğer ülkeler bizi orta doğudaki iç savaş çıkmış, insanların sokakta patır patır öldüğü, tek olayı silah üretip etrafındaki ülkeleri taciz etmek olan Arap ülkelerinden farksız görüyor. Eskisi gibi de bir devlet anlayışımız, bir askeri disiplinimiz ve kültürümüz de kalmadığı için güçten düşmüş, batmış, dünya arenasından atılmış bir ülkeyiz denebilir.