mestretero
Üyecik
- Katılım
- 5 Temmuz 2025
- Mesajlar
- 1
- Beğeniler
- 14
Merhaba,
Sizlere Türkiye'de büyük teknoloji mağazalarının insanları nasıl sessizce soyarak kâr elde ettiğini anlatacağım.
1. Bilgisayar Topladım Windows'u ne yapacağız?
Türkiye'deki büyük teknoloji mağazalarından son zamanlarda bilgisayar toplamış olanlara bir ricam var: Lütfen faturalarınızı önünüze alın ve bu yazıyı dikkatle okuyun. Faturada birçok kişinin gözünden kaçmayan bir detay var. Kimi bunu “Kaspersky”, kimi “McAfee” olarak görecektir. İşte bunlar, farkında olmadan cebinizden çıkan ve aslında hiçbir işe yaramayan ürünler.
Bilgisayar toplayabileceğiniz büyük teknoloji mağazalarında — özellikle Vatan Bilgisayar ve İtopya gibi yerlerde — size genellikle Windows'un orijinal sürümünü satın almanız gerektiği ya da ürünün demosunu yükleyebilecekleri söylenir. Hatta bu yöntemlere gitmezseniz, bilgisayarınızda sadece BIOS ekranından görüntü alıp bırakacaklarını, kurulum yapmayacaklarını söylerler.
Ancak gerçek bu değil.
Bu, bilmeyen tüketiciyi korkutmaya yönelik sistemli bir satış taktiğidir. Size şunlar söylenir:
Şimdi tekrar faturanıza bakmanızı rica ediyorum:
Kaç yıllık Kaspersky ya da McAfee lisansı eklenmiş?
Peki siz bunu gerçekten istediniz mi? Yoksa sadece korkutulduğunuz için mi kabul ettiniz?
2. Kasko ve Garantim vardı?
Bilmeyenler için en başından başlayalım: Kasko ve garanti nedir, gerçekten ne işe yarar?
Kasko paketleri, genellikle büyük teknoloji mağazalarında çalışan personele baskı yapılarak müşteriye satılması istenen, ek koruma paketleridir. Çoğu zaman “Kır getir abi, yenisini veririz” gibi süslü cümlelerle sunulur. Ancak gerçekte bu paketlerin içi çoğu zaman boştur. Kasko, teoride cihazın kırılması, sıvı teması ya da elektriksel arızalar gibi kullanıcı hatalarını kapsar. Ancak Türkiye gibi yüksek enflasyonlu ülkelerde, bu tarz paketlerin gerçek karşılığı neredeyse yoktur. Örneğin pil değişimi gibi en basit işlemler bile çoğu zaman kapsam dışıdır.
Garanti uzatma paketleri ise, cihazın üretim hatalarına karşı sunduğu standart garanti süresinin ardından da koruma sağladığını iddia eder. Fakat ne yazık ki bu da çoğu zaman kağıt üzerinde kalır.
Firmalar bu paketleri satarken olası sorunları çözeceğini vaat eder, ancak gerçekte bu hizmetten yararlanan müşteri oranı %15-20’yi geçmez. Geri kalan büyük çoğunluk, sessizce parasını kaptırır. Üstelik, gerçekten sorun yaşayan az sayıdaki müşteriye de genellikle 20 iş günü bekleme süresi verilir ve sonunda, çoğu zaman bir servis formu ile Tüketici Hakem Heyeti’ne yönlendirilir.
Kısacası, bu paketler çoğu zaman sizi korumaz; firmaların kasasına risksiz gelir olarak yazılır.
Bu sistem, üst yönetimlerin satış baskısı yoluyla alt kademe çalışanları kullanarak tüketicinin cebinden fazladan para almasıdır.
Tavsiyem net:
Bu tür paketlerden uzak durun. Gerçek bir ihtiyaç değilse, sadece “içiniz rahat etsin” diye alınan her ek ürün, firmalar için bir kazanç, sizin için ise gereksiz bir kayıptır.
3. Notebook mu alsam?
Özellikle son dönemde notebook (dizüstü bilgisayar) satın alan dostlarım, sizlerden de bir ricam var: Lütfen faturalarınızı önünüze alın ve dikkatlice inceleyin.
Muhtemelen yine aynı isimlerle karşılaşacaksınız: “Kaspersky” veya “McAfee”. Şaşırdınız mı? Şaşırmayın. Çünkü notebook reyonları, masaüstü (OEM) bölümlerine kıyasla çok daha riskli ve manipülasyona açık satış teknikleriyle doludur.
Bu alanda çalışan bazı satıcılar, müşterileri korkutmak için şu tarz cümleler kullanır:
Unutmayın, ürünün kutusu sizde olduğu ve fiziksel hasar kullanıcı hatası değilse, ilk 2 yıl boyunca garanti kapsamında destek alma hakkınız kesindir. Hiçbir antivirüs paketi bu hakkınızı almaz ya da garanti sürecini bağlamaz.
Notebook reyonlarında genellikle bu antivirüs yazılımları 4 yıllık olarak eklenir.
Ancak 2024 – 2025 yılları öncesinde ürün alan çoğu kişi, itiraz etmediği takdirde farkında bile olmadan 8 yıla kadar süren, yüksek fiyatlı ve büyük ihtimalle hiç kullanmayacağı bir antivirüs yazılımına para ödemiştir.
Bu tür satışlar, bilinçli bir tercih değil, tamamen satış baskısına ve bilgi eksikliğine dayalı yönlendirmelerin sonucudur.
Faturalarınızı mutlaka kontrol edin.
Gereksiz yere cebinizden çıkan bu tutarları fark edin ve gerekirse hakkınızı arayın.
Unutmayın, bilinçli tüketici olmak artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur.
4. Abi bu marka iyi mi?
Bilinçli bir tüketici olmak sadece ürünü değil, ürünü nereden ve kimden aldığınızı da bilmeyi gerektirir.
Mağazalarda ürün incelerken yanınıza gelen personele dikkat edin. Eğer o kişinin üzerinde mağazaya ait resmi bir üniforma veya yaka kartı yoksa, büyük ihtimalle dışarıdan bir marka temsilcisidir. Yani mağazanın değil, sadece temsil ettiği markanın satışını yapmakla görevlidir.
Bu personeller, genellikle yalnızca kendi markalarını satmaya odaklanır. Farklı bir markaya yönelirseniz, ya sizinle ilgilenmezler ya da satış sürecini isteksizce, geçiştirme şeklinde yönetirler.
Kendi ürünlerini ise, bazen eksiklerini bilseler bile abartarak över ve mutlaka satmaya çalışırlar.
Tavsiyem şu:
Mümkünse doğrudan mağaza bünyesinde çalışan personelden destek alın. Elbette onlar da bazen reyon arkadaşlarına destek olmak için dış marka temsilcilerinin ürünlerini önerebilir. Ancak en azından mağaza tarafında sorumluluğu olan, daha objektif bilgi verebilecek kişilerdir.
Bu noktada satış süreci biraz da “kişiye göre değişebilir” diyebiliriz. O yüzden dikkatli olun.
Ayrıca satın alacağınız ürünün yetkili servis noktalarını mutlaka araştırın.
Unutmayın, bir arıza durumunda cihazınızın 15–20 gün serviste kalması hem zaman kaybı yaratır hem de sizi maddi ve psikolojik olarak yıpratır. Bu yüzden satın alma kararını sadece ürünün teknik özelliklerine göre değil, satış sonrası süreçleri de dikkate alarak vermeniz gerekir.
5. Korkmalı mıyım?
Ürün satın alırken sakın çekinmeyin. Korkmadan, sonuna kadar sorgulayın.
Sizin paranız, sizin emeğiniz. Kimsenin sizi bilgisizliğiniz üzerinden yönlendirmesine, korkutmasına ya da kandırmasına izin vermeyin.
Faturada yer alan her bir kalemi dikkatlice inceleyin.
Kasko, uzatılmış garanti, antivirüs yazılımı gibi ek kalemler size gerçekten soruldu mu? Yoksa sadece “standart prosedür”, “herkes alıyor”, “böyle olması gerekiyor” gibi cümlelerle size fark ettirilmeden mi eklendi?
Unutmayın: Bu ürünleri satın almak zorunda değilsiniz. Size dayatılan her “ekstra ürün”, firmaların cebine risksiz kazanç olarak girerken, sizin cebinizden fark etmeden para çıkıyor.
Tüketici olarak en büyük gücünüz bilgidir. Bu yüzden Türkiye’deki servis süreçlerini ve Tüketici Hakları Kanunu’nu mutlaka öğrenin. Bir ürün bozulduğunda hangi haklara sahipsiniz? İade, değişim, tamir gibi süreçlerde hangi adımları atabilirsiniz? Bu soruların cevaplarını önceden bilirseniz, kimse sizi yönlendiremez. Ve acı bir gerçeği kabul edelim: Türkiye’de neredeyse tüm büyük teknoloji mağazalarının gözü cebinizde. Evet, bu rahatsız edici ama gerçek. Size cihaz değil, korku satarlar.
“Yarın bozulursa ne yapacaksınız?”,
“Bu antivirüs olmazsa virüs kaparsınız.”,
“Garanti olmazsa ürün elinizde patlar.”
gibi söylemlerle sizi bilinçli bir tercih değil, refleksle karar vermeye zorlarlar.
Bu da yetmezmiş gibi, çoğu zaman satılan antivirüs programları lisans süresi boyunca hiç kullanılmaz. Uzatılmış garanti hizmetleri ise, sorun çıktığında sizi 20 iş günü bekletip sonuçsuz bir servis raporuyla gönderir. Yani kağıt üzerinde koruma gibi görünen bu “hizmetler”, gerçek hayatta sizi değil, firmaları korur.
Tavsiyem net:
Ürün satın alırken acele etmeyin. Tüm zamanınızı kullanın. Aklınıza takılan her soruyu sorun. Gerekirse tekrar tekrar sorun. Gözünüzün içine bakarak konuşan bir satıcı, dürüstse cevap verir. Ama şüpheli davranışlar, çelişkili cevaplar ya da konuyu değiştirmeye çalışıyorsa, o noktada daha da dikkatli olun. Çünkü siz sormazsanız, onlar anlatmaz. Siz sorgulamazsanız, onlar satmaya devam eder.
Bilinçli olun, kandırılmayın.
Gerçek gücünüz, bildikleriniz ve sormaya cesaret ettiklerinizdir.
Sizlere Türkiye'de büyük teknoloji mağazalarının insanları nasıl sessizce soyarak kâr elde ettiğini anlatacağım.
1. Bilgisayar Topladım Windows'u ne yapacağız?
Türkiye'deki büyük teknoloji mağazalarından son zamanlarda bilgisayar toplamış olanlara bir ricam var: Lütfen faturalarınızı önünüze alın ve bu yazıyı dikkatle okuyun. Faturada birçok kişinin gözünden kaçmayan bir detay var. Kimi bunu “Kaspersky”, kimi “McAfee” olarak görecektir. İşte bunlar, farkında olmadan cebinizden çıkan ve aslında hiçbir işe yaramayan ürünler.
Bilgisayar toplayabileceğiniz büyük teknoloji mağazalarında — özellikle Vatan Bilgisayar ve İtopya gibi yerlerde — size genellikle Windows'un orijinal sürümünü satın almanız gerektiği ya da ürünün demosunu yükleyebilecekleri söylenir. Hatta bu yöntemlere gitmezseniz, bilgisayarınızda sadece BIOS ekranından görüntü alıp bırakacaklarını, kurulum yapmayacaklarını söylerler.
Ancak gerçek bu değil.
Bu, bilmeyen tüketiciyi korkutmaya yönelik sistemli bir satış taktiğidir. Size şunlar söylenir:
- “Windows yüklemezsek test yapamayız.”
- “Windows'u kendin kurarsan ürünün garantisi geçersiz olur.”
- “Kendiniz kurarken hata yaparsanız cihaz bozulur, sorumluluk size ait olur.”
Şimdi tekrar faturanıza bakmanızı rica ediyorum:
Kaç yıllık Kaspersky ya da McAfee lisansı eklenmiş?
Peki siz bunu gerçekten istediniz mi? Yoksa sadece korkutulduğunuz için mi kabul ettiniz?
2. Kasko ve Garantim vardı?
Bilmeyenler için en başından başlayalım: Kasko ve garanti nedir, gerçekten ne işe yarar?
Kasko paketleri, genellikle büyük teknoloji mağazalarında çalışan personele baskı yapılarak müşteriye satılması istenen, ek koruma paketleridir. Çoğu zaman “Kır getir abi, yenisini veririz” gibi süslü cümlelerle sunulur. Ancak gerçekte bu paketlerin içi çoğu zaman boştur. Kasko, teoride cihazın kırılması, sıvı teması ya da elektriksel arızalar gibi kullanıcı hatalarını kapsar. Ancak Türkiye gibi yüksek enflasyonlu ülkelerde, bu tarz paketlerin gerçek karşılığı neredeyse yoktur. Örneğin pil değişimi gibi en basit işlemler bile çoğu zaman kapsam dışıdır.
Garanti uzatma paketleri ise, cihazın üretim hatalarına karşı sunduğu standart garanti süresinin ardından da koruma sağladığını iddia eder. Fakat ne yazık ki bu da çoğu zaman kağıt üzerinde kalır.
Firmalar bu paketleri satarken olası sorunları çözeceğini vaat eder, ancak gerçekte bu hizmetten yararlanan müşteri oranı %15-20’yi geçmez. Geri kalan büyük çoğunluk, sessizce parasını kaptırır. Üstelik, gerçekten sorun yaşayan az sayıdaki müşteriye de genellikle 20 iş günü bekleme süresi verilir ve sonunda, çoğu zaman bir servis formu ile Tüketici Hakem Heyeti’ne yönlendirilir.
Kısacası, bu paketler çoğu zaman sizi korumaz; firmaların kasasına risksiz gelir olarak yazılır.
Bu sistem, üst yönetimlerin satış baskısı yoluyla alt kademe çalışanları kullanarak tüketicinin cebinden fazladan para almasıdır.
Tavsiyem net:
Bu tür paketlerden uzak durun. Gerçek bir ihtiyaç değilse, sadece “içiniz rahat etsin” diye alınan her ek ürün, firmalar için bir kazanç, sizin için ise gereksiz bir kayıptır.
3. Notebook mu alsam?
Özellikle son dönemde notebook (dizüstü bilgisayar) satın alan dostlarım, sizlerden de bir ricam var: Lütfen faturalarınızı önünüze alın ve dikkatlice inceleyin.
Muhtemelen yine aynı isimlerle karşılaşacaksınız: “Kaspersky” veya “McAfee”. Şaşırdınız mı? Şaşırmayın. Çünkü notebook reyonları, masaüstü (OEM) bölümlerine kıyasla çok daha riskli ve manipülasyona açık satış teknikleriyle doludur.
Bu alanda çalışan bazı satıcılar, müşterileri korkutmak için şu tarz cümleler kullanır:
- “Virüs bulaşırsa garantiniz bozulur.”
- “Korumasız kullanırsanız cihaz bozulabilir, sonra kimse ilgilenmez.”
Unutmayın, ürünün kutusu sizde olduğu ve fiziksel hasar kullanıcı hatası değilse, ilk 2 yıl boyunca garanti kapsamında destek alma hakkınız kesindir. Hiçbir antivirüs paketi bu hakkınızı almaz ya da garanti sürecini bağlamaz.
Notebook reyonlarında genellikle bu antivirüs yazılımları 4 yıllık olarak eklenir.
Ancak 2024 – 2025 yılları öncesinde ürün alan çoğu kişi, itiraz etmediği takdirde farkında bile olmadan 8 yıla kadar süren, yüksek fiyatlı ve büyük ihtimalle hiç kullanmayacağı bir antivirüs yazılımına para ödemiştir.
Bu tür satışlar, bilinçli bir tercih değil, tamamen satış baskısına ve bilgi eksikliğine dayalı yönlendirmelerin sonucudur.
Faturalarınızı mutlaka kontrol edin.
Gereksiz yere cebinizden çıkan bu tutarları fark edin ve gerekirse hakkınızı arayın.
Unutmayın, bilinçli tüketici olmak artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur.
4. Abi bu marka iyi mi?
Bilinçli bir tüketici olmak sadece ürünü değil, ürünü nereden ve kimden aldığınızı da bilmeyi gerektirir.
Mağazalarda ürün incelerken yanınıza gelen personele dikkat edin. Eğer o kişinin üzerinde mağazaya ait resmi bir üniforma veya yaka kartı yoksa, büyük ihtimalle dışarıdan bir marka temsilcisidir. Yani mağazanın değil, sadece temsil ettiği markanın satışını yapmakla görevlidir.
Bu personeller, genellikle yalnızca kendi markalarını satmaya odaklanır. Farklı bir markaya yönelirseniz, ya sizinle ilgilenmezler ya da satış sürecini isteksizce, geçiştirme şeklinde yönetirler.
Kendi ürünlerini ise, bazen eksiklerini bilseler bile abartarak över ve mutlaka satmaya çalışırlar.
Tavsiyem şu:
Mümkünse doğrudan mağaza bünyesinde çalışan personelden destek alın. Elbette onlar da bazen reyon arkadaşlarına destek olmak için dış marka temsilcilerinin ürünlerini önerebilir. Ancak en azından mağaza tarafında sorumluluğu olan, daha objektif bilgi verebilecek kişilerdir.
Bu noktada satış süreci biraz da “kişiye göre değişebilir” diyebiliriz. O yüzden dikkatli olun.
Ayrıca satın alacağınız ürünün yetkili servis noktalarını mutlaka araştırın.
- Satın aldığınız mağaza, olası bir arızada hangi yetkili servisle çalışıyor?
- Bu servis sizin yaşadığınız şehirde var mı?
- Servis süreçleri ne kadar hızlı ve güvenilir?
Unutmayın, bir arıza durumunda cihazınızın 15–20 gün serviste kalması hem zaman kaybı yaratır hem de sizi maddi ve psikolojik olarak yıpratır. Bu yüzden satın alma kararını sadece ürünün teknik özelliklerine göre değil, satış sonrası süreçleri de dikkate alarak vermeniz gerekir.
5. Korkmalı mıyım?
Ürün satın alırken sakın çekinmeyin. Korkmadan, sonuna kadar sorgulayın.
Sizin paranız, sizin emeğiniz. Kimsenin sizi bilgisizliğiniz üzerinden yönlendirmesine, korkutmasına ya da kandırmasına izin vermeyin.
Faturada yer alan her bir kalemi dikkatlice inceleyin.
Kasko, uzatılmış garanti, antivirüs yazılımı gibi ek kalemler size gerçekten soruldu mu? Yoksa sadece “standart prosedür”, “herkes alıyor”, “böyle olması gerekiyor” gibi cümlelerle size fark ettirilmeden mi eklendi?
Unutmayın: Bu ürünleri satın almak zorunda değilsiniz. Size dayatılan her “ekstra ürün”, firmaların cebine risksiz kazanç olarak girerken, sizin cebinizden fark etmeden para çıkıyor.
Tüketici olarak en büyük gücünüz bilgidir. Bu yüzden Türkiye’deki servis süreçlerini ve Tüketici Hakları Kanunu’nu mutlaka öğrenin. Bir ürün bozulduğunda hangi haklara sahipsiniz? İade, değişim, tamir gibi süreçlerde hangi adımları atabilirsiniz? Bu soruların cevaplarını önceden bilirseniz, kimse sizi yönlendiremez. Ve acı bir gerçeği kabul edelim: Türkiye’de neredeyse tüm büyük teknoloji mağazalarının gözü cebinizde. Evet, bu rahatsız edici ama gerçek. Size cihaz değil, korku satarlar.
“Yarın bozulursa ne yapacaksınız?”,
“Bu antivirüs olmazsa virüs kaparsınız.”,
“Garanti olmazsa ürün elinizde patlar.”
gibi söylemlerle sizi bilinçli bir tercih değil, refleksle karar vermeye zorlarlar.
Bu da yetmezmiş gibi, çoğu zaman satılan antivirüs programları lisans süresi boyunca hiç kullanılmaz. Uzatılmış garanti hizmetleri ise, sorun çıktığında sizi 20 iş günü bekletip sonuçsuz bir servis raporuyla gönderir. Yani kağıt üzerinde koruma gibi görünen bu “hizmetler”, gerçek hayatta sizi değil, firmaları korur.
Tavsiyem net:
Ürün satın alırken acele etmeyin. Tüm zamanınızı kullanın. Aklınıza takılan her soruyu sorun. Gerekirse tekrar tekrar sorun. Gözünüzün içine bakarak konuşan bir satıcı, dürüstse cevap verir. Ama şüpheli davranışlar, çelişkili cevaplar ya da konuyu değiştirmeye çalışıyorsa, o noktada daha da dikkatli olun. Çünkü siz sormazsanız, onlar anlatmaz. Siz sorgulamazsanız, onlar satmaya devam eder.
Bilinçli olun, kandırılmayın.
Gerçek gücünüz, bildikleriniz ve sormaya cesaret ettiklerinizdir.
Son düzenleyen: Moderatör: