Yıllardır uzaya gönderdiğimiz sinyalleri kimin veya neyin alabileceğini bilmiyoruz. Bununla birlikte, insanlık onlarca yıldır uzaya sinyaller gönderiyor ve iletimlerimize agresif bir yanıt alma şansı son derece düşük fakat imkansız değil. Ek olarak, eğer Dünya dışı yaşamlar bizim iletimlerimize düşmanca bir tepki verirse, bu konuda zaten yapabileceğimiz hiçbir şey olmayacak.

Bizden daha gelişmiş bir canlı sinyale denk gelse bile buraya ulaşması ışık yılları mesafe yüzünden uzun sürer. Bunun harici 3.tip bir medeniyet varlığı bana uçuk kaçık geliyor. Ek olarak yakınımızda olsa denk gelirdik gibi.
 
Bizim sinyallerimizi okuyabileceklerini nereden biliyoruz? Bana göre fanteziden ibaret.
Gönderilen sinyallerin temel prensibi yaşam belirtisini göstermek. İletişim için voyager plakları gönderildi ve halen saatte 60.000 KM hızla yoluna devam ediyor. Ben de fanteziden ibaret olduğunu düşünüyorum.
 
Dünya adlı gezegende yaşayan oturma organında dışkı bulunan kılsız maymunun tekiyiz. Yıldız sistemleri arasında seyahat edebilecek bir medeniyet neden bizimle vakit kaybetsin ki? Bu ego nereden geliyor?

Yok tanrı bizi özel olarak yarattı, yok bizim için evreni yarattı, yok dünyayı yarattı... :rofl:
 
Uzayda bir yerlerde yaşam formlarının olma olasılığı yüksek. Bu yaşam formlarının akıllı yaşam formu olma olasılığı belirsiz. Gönderdiğimiz radyo sinyallerinin akıllı yaşam formlarının olduğu bir sisteme ulaşma olasılığı düşük. Sinyal ulaşsa bile bu sinyalin ne olduğunu çözme olasılıkları belirsiz. Şayet çözebilirseler sinyalin kaynağına bir yolculuk başlatma olasılıkları belirsiz. Bu yolculuğu yalnızca meraktan mı yoksa yardımcı olmak için mi veya düşmancıl bir amaçla mı yapacaklar bu da belirsiz. Sinyal onlara ulaşana kadar (ve onlar bunu çözüp bize doğru yolculuk başlatıp buraya gelene kadar) aradan geçen binlerce, belki de milyonlarca yıl içinde insanlığın yok olma olasılığı veya gezegeni çoktan terk etmiş olma olasılığı yüksek.
Bu şartlar altında bakıldığında uzaya sinyal göndermek mantıklı. Çünkü zaten büyük olasılıkla bir işe yarayamacak. Ama en azından heyecanlı oluyor. Çünkü "belki" diyorsun, belki bir şeyler olur.
 
Bu dert edilecek bir şey değil. Düzenli olarak belli noktalara yoğunlaştırılmış yüksek enerjili radyo dalgaları göndermiyoruz. Su dalgası gibi yayılan dalgaları duymak imkansızlaşıyor.

Oldu da saldırgan bir medeniyet duydu ve yola çıktı diyelim. Onlar duyana kadar on binlerce yıl geçmiş olacak ve gelmeleri için ise tekrar on binlerce yıl daha geçmiş olacak. O zamana kadar biz ya 3 veya 4. Dünya savaşı sonucu kendimizi yok etmiş olacağız ya da onlara karşı koyacak teknolojik üstünlüğü elimize almış olacağız.