Genelde insanların çoğu vaktinin olmadığını ve bu yüzden hayallerine veya bazı şeylere vakit kesinlikle ayıramadığını söylerler. Bu; Namaz, kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, en azından 15 dakika spor yapmak, yazılım dili öğrenmek gibi bir sürü şey olabilir. Peki gerçekten vaktimiz yok mu? Vaktimiz var da, onu yanlış yere veriyor olamaz mıyız? Bence insanların %95'i falan gerçekten öyle. Sosyal medya bağımlılığı gibi çok büyük vakit harcama kaynakları varken, çok küçük - küçük vakit harcama kaynakları da hayatımızdan ciddi bir bölümü götürebilir. Verimlilik konusunu katmıyorum bile, bunu bir bahaneye yükleyen insanlar verimlilik kavramını unuttu artık. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hayat kısa ve vaktik yok.
 
Zamanım yok diye bir şey yok. Zamanımı yönetmeyi bilmiyor ve irademi kullanamıyorum diye bir şey var.
Bu her durumda geçerli değil. Türkiyede ortalama çalışma saatleri şu anda 10 saat ve üzeri. Bir yetişkin günde 7 saat uyusa, 2 saat yemek, lavabo gibi ihtiyaçlara gitse, günde 10 saat çalışsa geriye kalıyor 5 saat. İşten geldikten sonra dinlense maksimum kalan süre 4 saat. Günün 24 saatinden geriye kalan sadece 4 saat. Daha yolda geçen zaman vesaire gibi etkenleri eklemedik bakın.
 
Bu durum ülkenin gelişmişlik seviyesine göre değişir. Bir de kişiye göre de değişir. Refah seviyesi yüksek olan ülkelerde kişi her şeyini garantilemiştir rahat yaşar iyi para kazanır, asgari ücret alsa bile işçi sınıfı olarak veya orta halli yaşasa bile devlet onu kollar bundan dolayı her şeye vakit ayırabilir. Ancak 3. sınıf dünya ülkesi olan ülkelerde insanlar hiçbir şey yapamazlar çünkü devlet mafyalaşır vahşi kapitalist olur üsttekiler çalar herkes köle gibi 1 kişiye hizmet eder. Tıpkı portakalın suyunu sıkmak gibidir insanlar da o şekilde baskıdan dolayı suyunu çıkarırlar. O kadar emek ve çalışma da boşunadır çünkü günü kurtarırlar. 7-24 çalıştıkları için de bir şeyler yapacak zamanı bulamazlar çünkü imkansızdır. Ancak istisna olarak 3. dünya ülkelerinde sayılı çalışanlar olabiliyor. Onlar da çok zengin ve arkalarını rahat dayayacakları sermaye ve parasal durumları oluyor. Bu tip insan grupları da genelde baştaki adama yakın olurlar. Bu tip insanlar her şeye vakit ayırabilirler. Yani kısacası ülkenin gelişmişlik düzeyi refah ve kişinin kafasının rahat olması ile ilgili hobi veya eğlence aktiviteleri ancak böyle gerçekleştirilir.
 
Bu her durumda geçerli değil. Türkiye'de ortalama çalışma saatleri şu anda 10 saat ve üzeri. Bir yetişkin günde 7 saat uyusa, 2 saat yemek, lavabo gibi ihtiyaçlara gitse, günde 10 saat çalışsa geriye kalıyor 5 saat. İşten geldikten sonra dinlense maksimum kalan süre 4 saat. Günün 24 saatinden geriye kalan sadece 4 saat. Daha yolda geçen zaman vesaire gibi etkenleri eklemedik bakın.

2 saat yemek fazla uzun değil mi sizce de?
 
Bu durum ülkenin gelişmişlik seviyesine göre değişir. Bir de kişiye göre de değişir. Refah seviyesi yüksek olan ülkelerde kişi her şeyini garantilemiştir rahat yaşar iyi para kazanır, asgari ücret alsa bile işçi sınıfı olarak veya orta halli yaşasa bile devlet onu kollar bundan dolayı her şeye vakit ayırabilir. Ancak 3. sınıf dünya ülkesi olan ülkelerde insanlar hiçbir şey yapamazlar çünkü devlet mafyalaşır vahşi kapitalist olur üsttekiler çalar herkes köle gibi 1 kişiye hizmet eder. Tıpkı portakalın suyunu sıkmak gibidir insanlar da o şekilde baskıdan dolayı suyunu çıkarırlar. O kadar emek ve çalışma da boşunadır çünkü günü kurtarırlar. 7-24 çalıştıkları için de bir şeyler yapacak zamanı bulamazlar çünkü imkansızdır. Ancak istisna olarak 3. dünya ülkelerinde sayılı çalışanlar olabiliyor. Onlar da çok zengin ve arkalarını rahat dayayacakları sermaye ve parasal durumları oluyor. Bu tip insan grupları da genelde baştaki adama yakın olurlar. Bu tip insanlar her şeye vakit ayırabilirler. Yani kısacası ülkenin gelişmişlik düzeyi refah ve kişinin kafasının rahat olması ile ilgili hobi veya eğlence aktiviteleri ancak böyle gerçekleştirilir.
Bu ülkenin gelişmişlik seviyesiyle alakalı bir durum değil. Amerika gibi Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile insanlar çok fazla çalışıyor. Örneğin fast food'un çıkış amacı zaten bu. Yemek sürelerini kısaltmak. Aynı şekilde Japonyada insanlar uyumaya vakit bulamayıp metrolarda uyuyor genelde. Ülkelerin sistemine göre şekillenen bir durum bu.

2 saat yemek fazla uzun değil mi sizce de?
2 saat sadece yemek değil. Lavabo, duş, hazırlık vesaire her şey dahil. Günde 2 öğün yemek yese zaten 1 öğün ortalama 30 dakika sürüyor. 1 saat sadece yemek. Geri saydığım ve saymadığım etkenlere 1 saatten fazlası bile gider.
 
Bu ülkenin gelişmişlik sistemiyle alakalı bir durum değil. Amerika gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile insanlar çok fazla çalışıyor. Örneğin Fast Food'un çıkış amacı zaten bu. Yemek sürelerini kısaltmak. Aynı şekilde Japonya'da insanlar uyumaya vakit bulamayıp metrolarda uyuyor genelde. Ülkelerin sistemine göre şekillenen bir durum bu.

İstenince gayet güzel yapılıyor sosyal ülkeler var. Amerika zaten vahşi kapitalist bir ülke. Kanada bin kat daha iyidir. Japonya da benzer. Siz herhalde hiç Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda'yı bilmiyorsunuz. Araştırın ne demek istediğimi anlarsınız.
 
Bu her durumda geçerli değil. Türkiyede ortalama çalışma saatleri şu anda 10 saat ve üzeri. Bir yetişkin günde 7 saat uyusa, 2 saat yemek, lavabo gibi ihtiyaçlara gitse, günde 10 saat çalışsa geriye kalıyor 5 saat. İşten geldikten sonra dinlense maksimum kalan süre 4 saat. Günün 24 saatinden geriye kalan sadece 4 saat. Daha yolda geçen zaman vesaire gibi etkenleri eklemedik bakın.
3 saat kaldı işte. Bırak 3 saati, günde 15 dk kitap okuyarak 30 dk çizim yaparak 1 saat yazılım öğrenerek yahut 1 saat spor yaparak bir kişi kendisini geliştirebilir, verimli bir gün geçirebilir.

Birinin verimli olması için illa saatlerce bir hobiyle, öğrenimle uğraşmasına gerek yok. Kısa ama süreğen parçalarla biri kendisini geliştirebilir. Bu gelişim illa "baba filozof oldu ya" gelişimi değil. O insanın bazı noktalarda küçük büyük sığ ya da derin farkındalık geliştirmesi bir artıdır. Birinin yılını, ayını, gününü değil anını kurtarması bile çok değerlidir.

Bakış açısına bağlı.

Ekstra bir şey daha söylemek gerekirse iki uygun şeyi birleştirmek zaman kazanmaya yarayabilir bile. Örneğin otobüste giderken sesli kitap dinlemek gibi...