Nefs İlmi
Üstün
- Katılım
- 30 Ocak 2024
- Mesajlar
- 3.965
- Makaleler
- 81
- Çözümler
- 14
- Beğeniler
- 4.796
Yazdığım ilk şiir. Amatörlük vardır illa. Ama sakın aranızdan biri çıkıp da, "kanka bilmem aruzu falan yanlış" demesin.
Bu şiirimi duygularımı ifade etmek, işlemek ve bir tür terapötik uygulama amacıyla yazdım.
Küçük, mutlu bir çocuk,
Ama hal bu ki zandan başka bir şey değildi bu mutluluk,
Kara tohumlar atılıyordu içine,
Gizlice,
Zaman, her şeyin ilacı bu,
Zan, değil ilaç, zehir bu,
Kara tohumlar filizlendi, büyüdü,
Kara konular etrafını bürüdü,
Söz bitti, gitti,
Umut bitti, gitti,
Derin, karanlık bir kuyudaydı, tıpkı Yusuf gibi,
Beklerdi birini elinden tutacak, sanki bir hayat gibi,
Pamuk ipliğine bağlıydı canı,
Sadece bir kesi ve (onun) kanı,
Zaman, her şeyin ilacı bu,
Zan, değil ilaç, zehr-i alem bu.
***
O vardı artık,
Elem, keder bitmişti artık,
Sarı saçlarına gömüldü, o can,
Çıkmıştı belki kuyudan,
Kokusu adeta bayıltıyor,
Gülüşü ise adeta ayıltıyordu,
Onun kalbi onun,
Onun kalbi onun.
***
Gönül bağı koptu,
Bu gönül ki, yine, yeniden yitik oldu,
Bu gönül ki, yine, yeniden terk oldu,
Önce çocuğun tanrısı,
Sonra çocuğun tanrıçası,
Son olarak da Can'ı.
Acı,
Vurdu bir kamçı,
Tekrar... Ve tekrar...
Ama o da ne?
Bu can ki, olmuş bir taş,
Hissetmez bir şey artık bu taş,
"Ne edelim?" dedi, bu taş can.
Acı da acı,
Yetti artık, kes damarı bitsin bu acı,
Sen yapamadın dedi, can,
Terk ediyorum öyleyse yetti gayrı çekilen candan.
***
Koca bir ağaç,
Çürümüş içi,
Koptu bir dal,
Çektin hayatı, yeter artık sal.
Koca bir dağ,
Vardır tepesinde belki bir bağ,
Ama karanlık bir sis,
Olmuş bu can pis.
Kafeste bir kuş,
Yıpranmış kanatları,
Peki ya, canı,
Canı da yıpranmış mıdır, canı?
Çünkü o can ki,
Kafeste yıprandı kalbi.
Bir ayna,
Görürsün kendini, benliğini,
Ama ya baktığın ayna kırıksa,
Ya benliğin de ayna gibi kırıksa...
Ağlıyor,
Yaşlar gözünden akıyor,
Fakat takmış bir maske,
Üzüntüsü, ruhunun derinliklerinde.
***
Kara tohumlar ekildi,
Kara konular biçildi.
Ölüm...
Mutluluk... Sevmek, sevilmek...
Acı...
Ve sonra gölgede kalmış, sıkışmış bir kalp...
Geride kalmış sadece bir Parçacık.
Bu şiirimi duygularımı ifade etmek, işlemek ve bir tür terapötik uygulama amacıyla yazdım.
Parçacık
Küçük, mutlu bir çocuk,
Ama hal bu ki zandan başka bir şey değildi bu mutluluk,
Kara tohumlar atılıyordu içine,
Gizlice,
Zaman, her şeyin ilacı bu,
Zan, değil ilaç, zehir bu,
Kara tohumlar filizlendi, büyüdü,
Kara konular etrafını bürüdü,
Söz bitti, gitti,
Umut bitti, gitti,
Derin, karanlık bir kuyudaydı, tıpkı Yusuf gibi,
Beklerdi birini elinden tutacak, sanki bir hayat gibi,
Pamuk ipliğine bağlıydı canı,
Sadece bir kesi ve (onun) kanı,
Zaman, her şeyin ilacı bu,
Zan, değil ilaç, zehr-i alem bu.
***
O vardı artık,
Elem, keder bitmişti artık,
Sarı saçlarına gömüldü, o can,
Çıkmıştı belki kuyudan,
Kokusu adeta bayıltıyor,
Gülüşü ise adeta ayıltıyordu,
Onun kalbi onun,
Onun kalbi onun.
***
Gönül bağı koptu,
Bu gönül ki, yine, yeniden yitik oldu,
Bu gönül ki, yine, yeniden terk oldu,
Önce çocuğun tanrısı,
Sonra çocuğun tanrıçası,
Son olarak da Can'ı.
Acı,
Vurdu bir kamçı,
Tekrar... Ve tekrar...
Ama o da ne?
Bu can ki, olmuş bir taş,
Hissetmez bir şey artık bu taş,
"Ne edelim?" dedi, bu taş can.
Acı da acı,
Yetti artık, kes damarı bitsin bu acı,
Sen yapamadın dedi, can,
Terk ediyorum öyleyse yetti gayrı çekilen candan.
***
Koca bir ağaç,
Çürümüş içi,
Koptu bir dal,
Çektin hayatı, yeter artık sal.
Koca bir dağ,
Vardır tepesinde belki bir bağ,
Ama karanlık bir sis,
Olmuş bu can pis.
Kafeste bir kuş,
Yıpranmış kanatları,
Peki ya, canı,
Canı da yıpranmış mıdır, canı?
Çünkü o can ki,
Kafeste yıprandı kalbi.
Bir ayna,
Görürsün kendini, benliğini,
Ama ya baktığın ayna kırıksa,
Ya benliğin de ayna gibi kırıksa...
Ağlıyor,
Yaşlar gözünden akıyor,
Fakat takmış bir maske,
Üzüntüsü, ruhunun derinliklerinde.
***
Kara tohumlar ekildi,
Kara konular biçildi.
Ölüm...
Mutluluk... Sevmek, sevilmek...
Acı...
Ve sonra gölgede kalmış, sıkışmış bir kalp...
Geride kalmış sadece bir Parçacık.