Bahsettiği Anayasa Md.15 değil, Md.24'tür. Fakat vicdanı ve dini inancı bireysel kanaat olarak belirtmişler ve "vicdani ret" diye belirttiği kapsamda müstakil düzenlemeye yer verilmediğinden itiraz-ı kabil hakkını doğurmamaktır. Ha buradan bireysel yorumla kanaat çıkarmak gerekirse Anayasa Md.18'deki Zorla Çalıştırma Yasağı kapsamındaki: Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Maddesinin de zorunlu askerlik hizmetiyle çeliştiği ileri sürülebilir gibi görünse de TSK hükümleriyle düzenlenir diyerek diğer yasaları bu kapsama müdahil olamayacak şekilde önünü kesmiştir. Tabi bunun daha teknik detayı, tartışması da olabilir ama genelde ülkedeki yargı yolları bu konuda kapalı oluyor.
Not: Esasen bu durum 2001'de Md.19'da yer alıyordu ama oradaki "askerlik" ibaresi kalktığı için artık yargıya taşınabilecek bir durumda yok. Fakat bahsi geçen Anayasa Md.90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Md.9 (bizim Md.24 esasen o kapsamda düzenlenmiştir) ve Md.3 kapsamında ileri sürdükleri savunmalarla AİHM taşınan davalar mevcut ama yukarıda belirttiğim gibi özünde ters düşen bir durum olmamakla birlikte, davacıların ileri sürdükleri savunmalar "vidani ret"in ötesinde durumlar oluyor genelde. Tabi karar çıksa dahi Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu uygulamaya (örnekleri çok) da bilir.