mercha
Yetkin
Konu Başlıkları Gizle
Geçiş Kararı
Windows’tan MacBook’a geçmek bazı insanlar için gerçekten büyük bir adım, bazıları içinse oldukça küçük bir değişim gibi görünebilir. Kimisi bu karar için haftalarca düşünür, kimisinin ise bir anda kafasına eser.
2024 Ağustos’ta gece bir anda aklıma bu fikir geldi. Zaten iPhone, AirPods ve iPad kullanıyordum ve Mac ile bu küçük ekosistemimi tamamlayabilirdim. O hevesle Sahibinden’e girdim ve Alienware laptopum ile takas düşünebilecek ilanlara mesaj yazmaya başladım.
Ertesi gün biri beni aradı ve anlaştık. Böylece M3 MacBook Air sahibi oldum.
Yaklaşık 1,5 yıldır kullandığım bu süreçte yaşadığım artıları ve eksileri, ayrıca bazı eksileri nasıl çözebileceğinizi anlatmak için bir rehber yazmak istedim.
macOS’e ilk bakış
MacBook’u aldıktan sonra cihazı sıfırladım ve tamamen kendi kullanım alışkanlıklarıma göre ayarlamak istedim. Fakat o sırada alıştığım konfor alanının oldukça dışındaydım.
Özellikle menubar, başta fark edilmeyen ama ileride hayatınızı ciddi şekilde kolaylaştıran bir özellik. İlk başta çok önemsemiyorsunuz fakat zamanla ne kadar merkezi bir rol oynadığını fark ediyorsunuz.
MacBook’u aldığımda macOS Sequoia güncellemesi henüz gelmemişti ve pencere döşeme özelliği sistemde yerleşik değildi. Açıkçası bu yüzden bir süre makineden nefret etmiştim. Eğer macOS Sequoia’dan daha eski bir sürüm kullanıyorsanız bu sorunu Rectangle uygulamasıyla kolayca çözebilirsiniz.
Artıları
- Windows’a göre oldukça sade bir sistem. Her şey görev çubuğuna yığılmak yerine menubar ve dock arasında daha dengeli bir şekilde dağıtılmış durumda.
- Şarjda olsa da olmasa da aynı performansı alabiliyorsunuz. Alienware laptopumda prizden çektiğim anda harici ekran kartı devre dışı kalıyordu ve performans düşüşü ciddi şekilde hissediliyordu. MacBook ise şarjda olsun ya da olmasın aynı performansı sunabiliyor.
- Ekosistem gerçekten çok güçlü. Telefonda çektiğim bir dosyayı uğraşmadan bilgisayara gönderebiliyorum. Telefonumun kamerasını webcam olarak kullanabiliyorum. Bilgisayardan arama cevaplayabiliyorum. AirPods kullandığım cihaza otomatik olarak geçiş yapıyor. Bunlar gibi sayamayacağım kadar küçük ama günlük kullanımda ciddi fark yaratan özellik var.
- Arayüz tarafında da oldukça tutarlı. Windows’ta karanlık tema kullanırken eski bir ayar ekranına girdiğinizde bir anda beyaz ekranla karşılaşmanız çok normal. macOS’te bu tür tutarsızlıklarla neredeyse hiç karşılaşmıyorsunuz.
Eksileri
- Yazılım uyumluluğu hâlâ bazı uygulamalar için problemli. Örneğin ben Proteus kullanıyordum ama macOS’te yok. SolidWorks de aynı şekilde yok. Bu problemi VMware Fusion ile sanal makine kurarak çözebiliyorum ama tabii ki native çalışması her zaman daha iyi olurdu.
- Oyun ekosistemi de oldukça zayıf. Fakat benim için şu an büyük bir problem değil.Zaten geçerken “artık oyun oynamam” diyerek geçmiştim. Yine de isteyenler için Whiskey uygulamasıyla bazı oyunları çalıştırmak mümkün.
- Donanım esnekliği de önemli bir eksi. Ben 512 GB depolama ve 8 GB RAM olan modeli kullanıyorum. Şu an sorun yaşamıyorum fakat ileride RAM yetmemeye başlarsa bunu yükseltme şansım yok. MacBook’ların en büyük dezavantajlarından biri bu ve maalesef buna gerçek bir çözüm de yok.
- Bir diğer konu ise sistemin oldukça kapalı olması. Sistem dosyalarına erişim Windows kadar serbest değil ve aynı seviyede özelleştirme yapamıyorsunuz. SIP kapatılarak bazı kısıtlamalar kaldırılabilir ama bu durumda sistem güvenliği ciddi şekilde zayıflar.
macOS kullanmaya devam eder miyim?
Evet, ederim.
En başta macOS sayesinde oyun bağımlılığımdan kurtuldum. Windows kullanırken bilgisayar benim için çoğu zaman bir oyun makinesine dönüşüyordu. Çalışmak için açsam bile bir noktada kendimi oyun başlatırken bulabiliyordum. Mac’e geçtikten sonra ise oyun ekosistemi zaten çok zayıf olduğu için bu alışkanlık doğal olarak ortadan kalktı. Bu da bilgisayarı kullanma şeklimi ciddi anlamda değiştirdi.
Zamanla bilgisayarı daha çok üretim için kullandığımı fark etmeye başladım. Not almak, bir şeyler yazmak, projelerle uğraşmak ya da sadece araştırma yapmak gibi şeyler günlük kullanımımın merkezine oturdu. Bu değişim küçük gibi görünse de aslında çalışma düzenimi tamamen etkiledi. Bilgisayar artık birkaçış aracı olmaktan çıkıp gerçekten bir üretim aracına dönüştü.
Bu yüzden şu an macOS’ten geri dönmeyi düşünmüyorum. Sistem bazı konularda kapalı olsa da sunduğu stabilite, pil ömrü ve ekosistem entegrasyonu günlük kullanımda gerçekten ciddi bir konfor sağlıyor. Uzun süre kullandıkça da bu konfora alışıyorsunuz.
Ama işin bir de güncelleme tarafı var. Apple son dönemde özellikle arayüz tarafında bazı tartışmalı kararlar almaya başladı. Eğer gidişat “Liquid Glass” denen ve açıkçası bana pek mantıklı gelmeyen tasarım anlayışıyla devam ederse büyük ihtimalle cihazımı uzun süre mevcut sürümde tutacağım. Şu an kullandığım macOS Sequoia sistemi oldukça stabil çalışıyor ve sırf yeni bir tasarım geldi diye çalışan bir sistemi bozmak çok mantıklı gelmiyor.
Kısacası macOS kullanmaya devam ederim, fakat her çıkan güncellemeyi de körü körüne kurmam. Sistem stabil çalışıyorsa bazen en iyi karar olduğu yerde bırakmaktır.