Giriş (arka hikaye)

Bundan tam 1 yıl önce bir 1 nisan sabahıydı. Bir gün öncesinden aldığım haber yüzünden yapacağım şeyler, benim kaderimi sonsuza kadar değiştirecekti. O haber Steam'in 1 ocak 2024'te Windows 8.1 ve 7 desteğini çekmesiydi. Zaten 8.1'in günlerinin sınırlı olduğunu, çoğu programın çalışmamasından ve çıkan yazılardan anlamıştım. Ama benim 2 yıldan beri arkada duran bir yedek planım vardı: Linux.

Aslında Linux'a sıfırdan girişmedim, kabaca 2021'den beri radarımda olan bir işletim sistemiydi. Windows 10'un benim bilgisayarımda tam anlamıyla tosbağa gibi çalışmasından sonra radarıma aldım. O zamandan beri 8.1'deki günlerimin sınırlı olduğunu biliyordum. Linux'a geçmeyi bir süre düşündüm, ama oyun desteği gibi bazı şeylerin gelişmesini bekledim. Bence iyi bir karar vermişim, çünkü Steam Deck'in çıkması oyun olayını bayağı hızlandırdı.

uu9qvfu035901.webp


Ben hayatımda hep Windows kullanmış bir insandım XP, 7 ve 8.1 sürümlerini kullandım. O yüzden basit bir dağıtım ile başlamak istedim. Dağıtım olarak eskiden Manjaro düşünüyordum, ama sonradan Mint Xfce sürümü kurmaya karar verdim. Şimdi arka plan hikayesiyle sizi daha fazla oyalamak istemiyorum, o yüzden 1 yıllık Linux Mint deneyimimime birlikte bakalım. Çünkü bayağı ilginç şeyler yaşayıp, yeni şeyler öğrendim.

Linux.webp


1 yıllık Linux deneyimim

1- Kurulum

1 Nisan sabahı, ama biz buna gece diyelim, Windows 8.1 yanına Linux Mint kurdum. Ama ben önceden internetten bakarak, bir günlüğüne Linux Mint kurup silmiştim. O yüzden bu konuda biraz deneyimim olduğundan bayağı sorunsuz hallettim. Bundan önce ilk kere kurduğumda, tabii bir şeyin yanlış gitmemesi için bayağı temkinli davranmıştım.

kurulum.webp


Mint kurulumu bayağı kolay, dedenize verseniz belki o bile kurabilir, o derecede kolay bir kurulumu var. Bilmiyorsanız da internetten kolayca öğrenilebiliyor. Dual boot bayağı sorunsuz bir şekilde kuruldu ve çalıştı. Ama kernel güncellemesi yaparsanız Windows GRUB üzerinden yok olabiliyor. Bunu yaşadığımda bayağı şok yaşamıştım. Sonradan USB içindeki "Boot Repair" programını kullanarak düzeltilebildiğini öğrenince bayağı rahatladım.

2- Kurulum sonrası deneyim

Linux Mint üzerinden konuşursak, Mint'in Windows 8.1'den daha dolu bir şekilde geldiğini söyleyebiliriz. Belge görüntüleyici, ofis programları ile, ve tüm arşiv formatlarını açan bir şekilde geliyor. Intel ve AMD ekran kartınız varsa sürücü bile kurmanıza gerek yok.

Kurulum sonrası arka planda yük harcatan şeyler de yok. Mis gibi, etliye sütlüye karışmayan bir şekilde geliyor.

Performans

Mint'in Xfce sürümünü kurdum. Bu da Mint ile gelen en hafif masaüstü ortamı. Deneyimlerime göre Windows 8.1 ile yakın miktarda, belki daha az RAM kullanıyor. Ayrıca HDD'yi çok daha iyi kullanıyor. Kurulum sonrası 8.1'den iki kat daha az alan kaplıyor.

perofrmans.webp


11 yıl önce çıkan bir işletim sistemi kadar kaynak harcayıp, programların yeni sürümlerini çalıştırabilmek bayağı hoşuma gitti. Mint'in en iyi yönlerinden birisi "iş görmez" donanımlara hayat vermesi. Özellikle SSD olmayan sistemler için Windows 10'dan çok daha iyi bir alternatif.

Kişileştirme

Linux dağıtımları bayağı kişileştirilebilir şeyler. Tema, ikon, masaüstü ortamı, imleç, panel aklınıza ne varsa kişileştirilebiliyor. KDE gibi masaüstlerinde aşırı kolay bir şekilde, siteden siteye gitmeden kişileştirme yapılabiliyor. Başlangıç ekranına anime kızı bile koymuştum. İlk günlerimde bir ton tema denedim, hangisinin güzel durduğuna baktım.

Kişişeştirme.webp


Kişileştirme yapmak bayağı eğlenceli bir şey. Yıllardır kullandığım Windows'tan çok daha fazla şey kişileştirdim bu 1 yıl içinde. Cidden bir dağıtımı kendinizin yapabiliyorsunuz.

3- Alışma süreci

Bir kaç yıl Linux'u arkadan takip ettiğim için çok daha az sürpriz yaşadım. Ama yine bayağı bir öğrenme bombardınanı yaşadım. Linux çoğu şeyi Windows'a göre farklı yapıyor. Ama bence ana alışma süreci "Windows'ta yaptığım şeylerin aynısı burada nasıl oluyor?" tipi şeyler. Çünkü masaüstünü kullanmak çok daha iyi. En basitinden 2 tane saçma sapan ayar menüsü yok. Kurulumda gelen şeyler de işleri hızlandırıyor.

Program kurma ve güncelleme

Program kurma konusunda da pek yabancılık çekmedim. Çünkü Linux programları genelde Android'e benzer bir şekilde ele alıyor. Ayrıca Windows gibi dışarıdan .deb paketleri indirip yüklenebiliyor. Linux'u Android kafasına benzer bir kafayla kullanmayı daha doğru buldum ben. Arada bir garip kurulumlu programlar oluyor, ama ben sadece 2 tane kurdum.

Programlar ve sistem şeylerinin hepsi güncelleme yöneticisinden güncellenebiliyor. Ayrı ayrı programları farklı yerlerden güncellemekten daha iyi bence. Ama dıştan yüklenen ve sisteme entegre olmayan şeylerde bu pek işe yaramıyor.

Terminal

Mint gibi bayağı arayüzü olan bir dağıtım kurduğumdan, terminali zorunlu olarak pek kullanmadım. Zorunlu olarak sadece 3-4 kere terminal kullanmak zorunda kalmışımdır. Buna şu anlık özel çözünürlük eklemek de dahil. Komut yazmaya üşendiğimden, anca bu yazıyı yazdığım süre içinde özel çözünürlük eklemeyi öğrendim.

Terminal ile yapılabilen çoğu şey arayüz ile yapılabiliyor. Ortalama olarak Windows kadar zorunlu terminal kullandım. Ama terminal bazı şeyleri hızlandırabiliyor, özellikle yavaş bir donanımınız varsa.

Linux'a başlamadan terminalin içinde boğulurum zannediyordum, ama bu pek doğru değilmiş. Her yerde "Linux kullanmak için kodlama lazım" diyen görürseniz takmamakta fayda var. Ama yine de bu alanda gelişme sağlanabilir.

Dağıtımı kırmak

Ha, ama alışma süreci sorunsuz değildi, Mint'i 3 kere falan tekrar kurmak zorunda kaldım. Şimdi 2'si benim hatam onu kabul ediyorum. Saçma sapan şeyler yapmasaydım kırılmazdı dağıtım.

Kamu spotu: Timeshift kurarsanız bu tip şeylerde benim gibi ortada kalmazsınız. Timeshift Kullanın, kullandırtın.

pcbom.webp


1. tekrar yükleme: Mint'e KDE masaüstü ortamı kurmanın iyi bir fikir olmadığını bizzat görerek öğrendim. Linux'ta aynı anda bir çok masaüstü ortamı kurulabildiğini öğrendiğimde, ilk işim KDE kurmak oldu. Bilmediğim şey, KDE'nin Mint'te berbat çalışmasıydı. Her yer hata doluydu, efektler çalışmıyordu, performans yerlerdeydi. Tam bir çöp yığınına çevirdim dağıtımı. Sonra tekrar yüklemek zorunda kaldım.

2. tekrar yükleme: Bir gün aklıma çok güzel bir fikir geldi: PulseAudio'nun sistem dosyalarını ellemek. Sistemde ki config dosyasını değiştirdim ve PulseAudio'yu yeniden başlattım. Ne oldu bilin? Tabii ki de tüm sesler yok oldu. Önceki config dosyasını yerine koysam bile bir şey değişmedi. Bende 2. kere tekrar yüklemek zorunda kaldım.

3. tekrar yükleme: Bu 3. sefer cidden benim hatam değildi. ProtonVPN'in Linux sürümünü kurdum, meğersem Linux sürümü hatalıymış. Bende programı sildim, ama ne göreyim? Bilgisayarda internet yok! Baktım baktım ama bir çözüm bulamadım, o yüzden 3. ve son kere Mint'i tekrar yükledim.

Tüm bu olaylardan sonra akıllandım ve kendimi güvene almak için Timeshift kurdum. Timeshift, bir sorun olursa sisteminizin kaydettiğiniz zamanına sizi geri yollamakta kullanılıyor. Bayağı işe yarar bir program. Bunun sayesinde arada gelen 1-2 saçma güncellemeyi geri aldım.

4- Oyun deneyimi

Hayatı oyunlarla geçen birisi olarak olmazsa olmazım oyunlardır. Windows 8.1 ve Linux Mint dual boot olayımda belirleyici bir faktördü kendisi. Eğer bazı olmazsa olmazım oyunlar çalışmıyorsa, dual boot sonsuza kadar bilgisayarımda durmak zorundaydı.

Linux oyun deneyimi bence 2024 itibariyle gayet iyi. Benim gibi bayağı oyun oynayan birisini gayet tatmin etti. Mükemmel değil, ama bu devirde "Linux'ta oyun oynanmaz" demek bence cahillik olur. O zaman hem PC, hem de konsol oyunlarına bir göz atalım.

PC oyunları

Linux'ta PC oyunları genel olarak güzel bir şekilde oynanabiliyor. Bu oynadığınız oyuna göre değişebilir. Ben genelde tek oyunculu ve fazla yeni olmayan oyunlar oynuyorum. Denediğim oyunların %70-80 civarı bir kısmı çalışıyor. Hatta Linux'ta çalışıp, Windows'ta çalışmayan bir oyun bile gördüm. Çalıştıramadığım oyunların tam listesini buraya bırakıyorum. Ama bu liste belki sonraki Wine ve Proton sürümünde değişebilir. Çünkü eskiden çalışmayan bazı oyunlar şimdi çalışıyor.

-NFS 1
-NFS 2
(Bu iki NFS oyunu Windows'ta bile çalışıyor mu bilmiyorum)
-NFS Pro Street
-Sega Rally Revo

-Assetto Corsa
-Toca Race Driver 3
-DIRT (2007)

-SWAT 4

Ben Steam ve Wine ikilisi ile bayağı oyun oynayabildim. Özellikle Steam'den oyun oynamak bayağı kolay, Steam Play'i açıp tek tık ile çoğu oyun oynanabiliyor. Mağazalarda olmayan oyunlar da, aynı Windows gibi setup dosyalarından yüklenebiliyor. Bazı oyunlarda 1-2 başlatma seçeneği yazmak lazım olabiliyor, o da zaten ProtonDB gibi sitelerden kolayca görülebiliyor.

Genel olarak oyun oynamak için Windows'tan 1-2 tık daha fazla tıklama yapmak lazım. Ama en azından 15 tane Visual C++ paketi kurmak zorunda kalmadım.

Ama mutlaka oyun oynarken "compositor" kapatmayı unutmayın. Oyunlarda saçma sapan performans problemlerine yol açabiliyor. Bir ara GRID'de oyunun performansı bozulmuştu, baktım compositor yüzünden olmuş.

Oyunlara mod yüklemek için bazen 1-2 ek adım atmak lazım olabiliyor. Dosya değiştirilen oyunlarda dümdüz mod atılabiliyor. Ama DLL eklenen oyunlarda "DLL override" yapmak lazım olabiliyor. Bunun nasıl yapıldığını bilmeyince biraz sıkıntı. Neden böyle yapmak lazım hiç bilmiyorum. Ama öğrenince 2 saniye başlatma seçeneği ekleyince hallediliyor.

Oyunların performansı da oyundan oyuna değişebiliyor. Bazı oyunlarda 10-15FPS kayıp yaşadım. Bazılarında ise FPS aynı veya daha iyiydi. Ama gördüğüm en garip şey, NFS Hot Pursuit 2010 ve GRID gibi oyunlarda, Windows'ta yaşadığım bazı ufak grafiksel hataların yok olması. Neden böyle bir şey oldu bilmiyorum.

gaymer.webp


Konsol oyunları ve emülatörler

PC oyunları karışık olsa da, emülatörlerde işler daha güzel. Windows 8.1'de yeni sürümlerini çalıştıramadığım, Dolphin ve PCSX2 gibi emülatörlerin yeni sürümlerini kullanabildim. Yeni sürümlerdeki performans artışı ve yeni özellikler bayağı fark yaratıyor.

Özellikle PCSX2 1.6'dan 1.7'ye geçmek attan inip Carrera GT'ye binmek gibi. Düzgün çalışmayan bir çok oyunu artık düzgünce oynayabiliyorum. Mesela 25-30'fps bile zar zor oynayabildiğim Gran Turismo 3'ü artık %80 civarda 60FPS oynayabiliyordum. Hot Pursuit 2'yi 15FPS bile oynayamıyordum, şimdi daha yüksek çözünürlükle mis gibi oynuyorum. Hiç bir donanım yükseltmeden edilinen performans bayağı iyi.

Yeni sürümler dışında, her tip emülatör Linux'ta bulunuyor. Şu anda bende NES,SNES,PS1,PS2,GBA ve PSP emülatörleri var. Hepsi gayet düzgün çalışıyorlar. Ama nedense DS ve 3DS emülatörlerinde değişik problemler yaşadım, nedenini de bilmiyorum açıkçası. Ama emülatör deneyimi bayağı güzel.

5- Program desteği

Fazla uzatmadan söyleyeyim. Adobe, Microsoft Office ve Sony Vegas gibi şeyler resmi olarak Linux desteklemiyorlar. Profesyonel düzeyde çoğu program Linux'ta yok gibi duruyor. Ama bazı çalışan sürümlerine ya da alternatiflere yönelinebilir. Açıkçası ben öyle aşırı profesyonel şeyler yapmadığımdan, GIMP ve Kdenlive gibi programlar işimi görüyor.

paket.webp


Profesyonel düzeyden çıkıp kullanıcı düzeyine gidersek işler çok daha güzel. Bir çok havalı şeyler yapan programı bedavaya indirebiliyorsunuz. Mesela geçen torrent kullanarak anime yayınlayan bir program görmüştüm. Paket yöneticilerinde, özellikle Flatpak'de bayağı havalı şeyler görmeniz olası.

Linux sürümü olmayan bazı programlar da, Wine ile sorunsuz çalışabiliyor. Genel olarak benim için program desteği pek sıkıntı olmadı. Benim sadece bazı alternatif programlar bulmam gerekti. Ama eğer fazla bilinmeyen değişik programlar kullanıyorsanız, belki çalışmayabilir veya alternatifi olmayabilir.

6- Hikayenin sonucu

Başta anlattığım hikayeyi devam ettirme vakti.

Ben bayağı temkinli biriyim, o yüzden Linux'u 6 ay Windows 8.1 ile dual boot yaptım. Bu 6 ay içinde Windows'ta yaptığım şeylerin nasıl Linux'ta yapıldığını öğrenmiştim. Ayrıca oyun desteği de yeterince güzel bir seviyedeydi. Windows 8.1'in artık bir olayı kalmayınca, ekim ayında Windows 8.1'i tamamıyla kaldırmaya karar verdim.

O zamandan beri Windows 8.1'i pek özlediğimi söyleyemem. Artık doğru düzgün program desteği olmayan, kendisinin gölgesine dönüşmüş bir işletim sistemiydi. Artık benim için yol Linux görünüyor. Windows 10 ve 11'i pek sevmedim, o yüzden zorunlu olmadığım sürece kullanasım yok.

7- Bitiş

Bu yazı içinde olabildiğince 1 yıllık Linux deneyimimi yazmaya çalıştım. Linux'u kullanmak açıkçası zor değil, sadece öğrenmek gerek. Örnek vermem gerekirse Türkiye içinde yaşamayı bırakıp, Almanya topraklarında yaşamak gibi. Almanya yaşaması zor bir yer mi? Bilmem, ama farkı bir kültürü olduğu kesin. Orada yaşarken oranın kültürünü öğrenmeniz lazım, ayrıca favori bakkalınızın yerinde de Hans var.

Bu geçiş sürecinde bir sürü şey öğrendim. Benim gibi hazırlıklı gelseniz bile, kocaman bir öğrenme bombardımanına tutulmanız olası. Öğrenecek çok fazla şey var çünkü. İyisiyle kötüsüyle, Linux öğrenirken zaman kaybettiğimi düşünmüyorum.

Linux'u denemenizi önerir miyim? Evet bir deneyin bence, kullanmanız bile havalı şeyler görmeniz olası. Yeni Windows sürümlerine geçemeyen patates sahibi kardeşlerime de öneririm.

Bu kocaman yazının da artık sonuna geldik okuduysanız okuduğunuz için teşekkürler. Herkese iyi günler dilerim.

yep.webp

 
Son düzenleme:
Düşük sistemlerin işletim sistemi sistemin ne kadar eski ve düşük olmasına bağlı olarak genelde 32bit destekleyen kırpılmış win veya diğer işletim sistemleridir, sırf bu muhabbet nedeniyle şahsen yanlış olsa da 32bit ve ram cimrisi linux dağılımı görmek istemiyorum. Elimde aktif kullandığım gayet sağlam sistemlerin çoğunda linux var ve windowslarımın ne zaman patlayacağını düşünmesem bir sıkıntım da yok.