Ben 10 senelik, her şeyin ilkinin yaşandığı ama aynı zamanda bir o kadarda toksik bir ilişkiden nasıl kurtulduğumu anlatayım takıntılı biri olarak sende artık bundan çıkarım yapar mısın bilmiyorum sana kalmış ama bunlar tamamen tecrübe ona göre. Bu konuyu okuyan ve bundan müzdarip olan tüm kardeşlerime gelsin.
Ben öncelikle her şeyi yaktım attım. Hediyeler, konuşmalar, fotoğraflar aklına gelebilecek her şey.
Daha sonra kendimi şartlamaya başladım. Her aklıma geldiğinde ailemle zaman geçirdim, yeni hobilere başladım, yürüyüşe çıktım vs. Vs. Bunları yerini doldurmak için yapıyoruz çünkü beyin bu, duygu yok nihayetinde.
Belirli bir süre beraber yaşadığımız ve bir o kadarda pişman olduğum o cinsel birliktelikli rüyalara dalmamak için her gece bana yapılanları kendimle konuştum, hasbihal ettim. Kabullendim ve tüm suçu üstlendim, bana ait olmayanları bile. Bunu uykudan önce yapmam bilinç altıma bir mesajdı belkide. İşe yaradı mı dersen, bir hayli yaradı. Çok hemde.
Bu süre zarfında kendime bakmaya başladım, mesela saçımla ilgilenmeyi çok severim, 10 yılda sinir hastası olduğum ve bu yolda döktüğüm saçlarımı geri kazandım. Kendine yatırım yapıp aynada bunu görünce daha güzel hissediyorsun emin ol. Kendine iyi bak, bakımlarını yap, spora başla.
Dediğin şu engel atıp geri açma işinden vazgeç. Engel listesinin nerede olduğunu bile unut. Ben öyle yaptım. Engelin açık olduğu her dakika belki yazar mı? Belki döner mi düşünceleri seni yiyip bitirir. İnsanların hayatlarıyla meşgul olma, ilgilenme. Kimseyle uğraşma ve insanları rahat bırak. Onları izleyen bir hayalet olma. Kendi hayatına dön.
Ne yaparsam yapayım bu dönem içerisinde yeni bir insan arayışına girmedim. Çünkü o sancılı döneminde başkasından bir beklenti içerisine girersen acele etmiş olursun. Faydadan çok zarar getirecek. Birisini unutmadan başkasına yönelme. Ne kendine zarar ver ne masum insanlara, bunlar nasip meselesi.
Nasip meselesi demişken, serbest bırak kendini. Akışına bırak, unutmaya çabalama, duygularını bastırma sakın. Ağlayacaksan ağla, üzüleceksen üzül. Ama sakın bastırma. Kendini akışa bırak, zaman gerçekten de her şeyin ilacı emin ol, kendini sal gitsin. Ne geçmişte ne gelecekte yaşa, anı yaşa. Tabi sana kendini bırak dediysem yapma dediklerimi yapmamaya devam et.
Bir günlük al kendine, o günü kendine yaz, sana mektup olsun. İçindekileri dök, ne yaptın ne ettin nasıl gidiyor kendinle hasbihal ederek yaz.
Bu yolda yapabileceğin en iyi şey kendinle konuşmak, gece yatmadan önce bak tavana, uzun uzun konuş kendinle. Vicdan muhasebesi yap, ama sıkma kendini.
Son olarak bunu da unutma, sende ilk kez yaşıyorsun ve yaşın daha genç, çok genç hemde. Sen daha ne fırtınalardan çıkacaksın. İnanıyor musun bilmem ama derdi veren Allah dermanını da verir. Buna inan bununla devam et. İnanıyorsan dininle meşgul ol, yolunda devam et. Dayanacağın bir Rabbin yoksa bir şey diyemem, ama varsa dayan ona. Emin ol sana saydıklarımdan kat kat daha çok iyileştirecek seni.
Sana bol şanslar dilerim, ben 24 yaşında birisi olarak bu lanetten böyle kurtuldum. Tavsiyelerimi dinleyip bir gün kurtulursan bende memnun olurum senin adına.