Her şeyi Allah yarattıysa Allah'ı kim yarattı?

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Lacan
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 26
  • Görüntüleme Görüntüleme 380
Benim bu noktada aklıma takılan başka bir soru var. İnsanoğlunun gelişimi ile insanlık bir gün evren oluşturabilecek seviyeye gelecektir. Ve bunu simülasyon üzerinde deney fareleri mantığıyla yapacaktır. Gelişmiş medeniyetlerin ilk hedefinin bu doğrultuda olması gerekir. Eğer insanlık bir gün evren yaratabilecek seviyeye ulaşacaksa, biz o teknolojiyi geliştirecek ilk uygarlık mıyız; yoksa çok daha önce kurulmuş böyle bir evrenin ürünleri miyiz?

İşte Tanrı'nın olayı bu noktada devreye giriyor. Evren bir noktadan patlama ile oluşup tekrar bir noktaya kadar küçülecekse eğer, sonrasında da bir patlama ile tekrar evren oluşması muhtemel. Bu da Big Bang olayından önce zaten bir evrenin var olduğu ve bir çekirdek tanesi kadar küçüldüğüne örnek. Peki bizden önce yaşayan evrende canlılar teknolojik olarak ne kadar ileri gitti? Yaratıcının varlığı bu noktada tartışılması zor bir denklem haline geliyor. Çünkü sistem sürekli kendini yenileyecek şekilde ilerliyor.
 
Dostum, inancımıza göre Allah var, belki yok. Ateistler inanıyor mu? Hayır, o yüzden yanlış inanma durumu yok.

Evet, Ateistler dahi çok tanrılı bir din; nedeni ise bütün uluhiyet sıfatlarını her bir atoma vermeleridir.

Onlar kendilerini kanıtlamak için milyonlarca sene önceye gidiyor; bizim gitmemize gerek yok, her şey gözümüzün önünde oluyor.
 
Ateistler çok tanrılı bir din derken? Ne yani, onlar milyonlarca yıl önceye gittikleri için yanlış ve bizim gözümüzün önünde olduğu için doğru mu?
 
E ben de bunu anlattım zaten
 
Evren = koşullu varlık.
Sonsuz x Koşullu varlık ≠ koşulsuz varlık
(x burada çarpma işlemi.)
Her şekilde o sınır istisna olmak zorunda.

Yani senin dediğin doğru diyelim. Evren sürekli kendini düzen ve tutarlılık içinde yeniliyor. E yine bir istisna olmak zorunda. Çünkü ortada bir nedene bağlı varlık var. Ama tüm bu varlık aleminin metasına çıkarsak... İşte oradan bakmamız lazım ki kapalı bir kümeden, sabit dikişli varlıklardan söz edelim.

Farklı bir bakış açısıyla diyelim eline sağlık.
O değil de, konuda Gödel, Russell, Lacan var. Adamlar "hayata bir kere geldin, keyfine bak" diyor. Felsefeye bu kadar kapalı mıyız ya?
 

Hayatın anlamını, varlığımızın sebebini kaçırdıktan sonra keyif almanın ne anlamı var? Bence keyif esas olarak bir varlığın olması ile olur çünkü bilir bu keyif verici şeylerin ardı kesilmez.
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…