Benim bu noktada aklıma takılan başka bir soru var. İnsanoğlunun gelişimi ile insanlık bir gün evren oluşturabilecek seviyeye gelecektir. Ve bunu simülasyon üzerinde deney fareleri mantığı ile yapacaktır. Gelişmiş medeniyetlerin ilk hedefinin bu doğrultu olması gerekir. Eğer insanlık bir gün evren yaratabilecek seviyeye ulaşacaksa, biz o teknolojiyi geliştirecek ilk uygarlık mıyız; yoksa çok daha önce kurulmuş böyle bir evrenin ürünleri miyiz? İşte tanrının olayı bu noktada devreye giriyor. Evren bir noktadan patlama ile oluşup tekrar bir noktaya kadar küçülecekse eğer, sonrasında da bir patlama ile tekrar evren oluşması muhtemel. Bu da Bigbang olayından önce zaten bir evrenin var olduğu ve bir çekirdek tanesi kadar küçüldüğüne örnek. Peki bizden önce yaşayan evrende canlılar teknolojik olarak ne kadar ileri gitti? Yaratıcının varlığı bu noktada tartışılması zor bir denklem haline geliyor. Çünkü sistem sürekli kendini yenileyecek şekilde ilerliyor.
 
Dostum inancımıza göre Allah var belki yok. Ateistler inanıyor mu? Hayır o yüzden yanlış inanma durumu yok.

Evet ateistler dahi çok tanrılı bir din, nedeni ise bütün uluhiyet sıfatlarını her bir atoma vermeleridir.

Onlar kendilerini kanıtlamak için milyonlar sene önceye gidiyor, bizim gitmemize gerek yok her şey gözümüzün önünde oluyor.
 
Evet ateistler dahi çok tanrılı bir din, nedeni ise bütün uluhiyet sıfatlarını her bir atoma vermeleridir.

Onlar kendilerini kanıtlamak için milyonlar sene önceye gidiyor, bizim gitmemize gerek yok her şey gözümüzün önünde oluyor.
Ateistler çok tanrılı bir din derken? Ne yani onlar milyonlarca yıl önceye gittikleri için yanlış ve bizim gözümüzün önünde olduğu için doğru mu?
 
1. Sanatçı, Sanatın Cinsinden Değildir
Bir marangoz tahtadan bir masa yapar, ama marangozun kendisi tahta değildir. Bir ressam tuvale harika bir doğa resmi çizer, ama kendisi boyadan veya kağıttan oluşmaz.
Evrendeki her şey için geçerli olan "doğma, büyüme, bir süreçle var olma ve bir yaratıcıya muhtaç olma" kuralları, tamamen maddenin ve zamanın kanunlarıdır. Allah ise zamanı, maddeyi ve bu kanunları sıfırdan var edendir. Dolayısıyla, evrenin içindeki "bir üreteni olma" kuralını, evreni ve o kuralı var eden yaratıcının kendisine uygulayamayız. O, yarattığı şeylerin cinsinden ve özelliklerinden tamamen uzaktır.
2. Mantıksız Döngü Yanılgısı (Sonsuz Zincir İmkansızlığı)
Bunu bir askeri örnekle açıklayalım: Bir asker düşünün. Ateş etmek için üst rütbelisinden izin istiyor. O üstü de kendi üstüne soruyor, o da bir üstüne... Eğer bu izin zincirinin ucu sonsuza kadar giderse ve en başta "Kendi kendine karar verme yetkisi olan, kimseden emir almayan" nihai bir komutan yoksa, o silah hiçbir zaman patlamaz. Çevremizde gördüğümüz her şeyin var olması, bu zincirin bir yerde bittiğinin kanıtıdır.
"A'yı B yarattı, B'yi C yarattı, C'yi D yarattı..." diyerek sonsuza kadar gidemeyiz. Eğer zincirin en başında kendisi yaratılmamış olan, varlığı hiçbir şeye bağlı olmayan bir "Birinci Sebep" olmazsa, şu an hiçbir şey var olamazdı. Var oluş zincirinin durduğu, her şeyin başlangıcı olan o tek noktaya biz Allah diyoruz.
3. "Yaratılan" Bir Varlık Zaten Tanrı Olamaz
Sorunun kendi içinde mantıksal bir çelişki (paradoks) vardır. "Allah'ı kim yarattı?" dediğimiz an, zihnimizde sonradan var olmuş bir varlık hayal etmiş oluruz. Halbuki ilah olmanın ilk ve en temel şartı ezeli olmak, yani bir başlangıcının olmamasıdır.
Eğer bir varlık sonradan yaratılmışsa, o zaten Allah olamaz; olsa olsa bir "mahluk" (yaratılan) olur. Dolayısıyla bu soru, "Yaratılmamış olan yaratıcıyı kim yarattı?" gibi kendi kendini geçersiz kılan bir mantık hatasına dönüşür.
Sonuç olarak; Evrendeki her şey var olmak için bir sebebe muhtaçtır. Ancak tüm bu sebepleri başlatan gücün, hiçbir sebebe muhtaç olmayan, varlığı kendinden olan tek bir mutlak güç olması mantıksal bir zorunluluktur.
E ben de bunu anlattım zaten :D
 
Benim bu noktada aklıma takılan başka bir soru var. İnsanoğlunun gelişimi ile insanlık bir gün evren oluşturabilecek seviyeye gelecektir. Ve bunu simülasyon üzerinde deney fareleri mantığı ile yapacaktır. Gelişmiş medeniyetlerin ilk hedefinin bu doğrultu olması gerekir. Eğer insanlık bir gün evren yaratabilecek seviyeye ulaşacaksa, biz o teknolojiyi geliştirecek ilk uygarlık mıyız; yoksa çok daha önce kurulmuş böyle bir evrenin ürünleri miyiz? İşte tanrının olayı bu noktada devreye giriyor. Evren bir noktadan patlama ile oluşup tekrar bir noktaya kadar küçülecekse eğer, sonrasında da bir patlama ile tekrar evren oluşması muhtemel. Bu da Bigbang olayından önce zaten bir evrenin var olduğu ve bir çekirdek tanesi kadar küçüldüğüne örnek. Peki bizden önce yaşayan evrende canlılar teknolojik olarak ne kadar ileri gitti? Yaratıcının varlığı bu noktada tartışılması zor bir denklem haline geliyor. Çünkü sistem sürekli kendini yenileyecek şekilde ilerliyor.
Evren = koşullu varlık.
Sonsuz x Koşullu varlık ≠ koşulsuz varlık
(x burada çarpma işlemi.)
Her şekilde o sınır istisna olmak zorunda.

Yani senin dediğin doğru diyelim. Evren sürekli kendini düzen ve tutarlılık içinde yeniliyor. E yine bir istisna olmak zorunda. Çünkü ortada bir nedene bağlı varlık var. Ama tüm bu varlık aleminin metasına çıkarsak... İşte oradan bakmamız lazım, ki kapalı bir kümeden, sabit dikişli varlıklardan söz edelim.

Farklı bir bakış açısı ile diyelim :) eline sağlık.
O değil de, konuda Gödel, Russell, Lacan var. Adamlar "hayata bir kere geldin, keyfine bak" diyor. Felsefeye bu kadar kapalı mıyız ya?
 
Evren = koşullu varlık.
Sonsuz X koşullu varlık ≠ koşulsuz varlık.
(X burada çarpma işlemi.)
Her şekilde o sınır istisna olmak zorunda.

Yani senin dediğin doğru diyelim. Evren sürekli kendini düzen ve tutarlılık içinde yeniliyor. E yine bir istisna olmak zorunda. Çünkü ortada bir nedene bağlı varlık var. Ama tüm bu varlık aleminin metasına çıkarsak... İşte oradan bakmamız lazım, ki kapalı bir kümeden, sabit dikişli varlıklardan söz edelim.

O değil de, konuda gödel, russell, lacan var. Adamlar "hayata bir kere geldin, keyfine bak" diyor. Felsefeye bu kadar kapalı mıyız ya?

Hayatın anlamını, varlığımızı sebebini kaçırdıktan sonra keyif almanın ne anlamı var. Bence keyif esas olarak bir varlığın olması ile olur çünkü bilir bu keyif verici şeylerin ardı kesilmez.