Irkçılık hakkında ne düşünüyorsunuz?


Benim düşüncelerim aşağıdaki gibidir.

Bana göre ırkçılık psikopatolojik (psikolojik olarak hastalıklı) bir durumdur. Nedenlerini sıralayayım.

  • Gölge projeksiyonu
    • Jung'un gölge kavramı: kişinin kendisinde kabul edemediği, bastırdığı, görmezden geldiği ve potansiyel iyi taraflarını barındıran benliği
    • Jung'un bireyselleşme kavramı: Kişinin benlik parçalarının entegre edip bütünlüğe ulaşması
    • Irkçılık özelinde: kişi kendi kabul edilemez yönlerini başkalarına projekte eder. Yani kişinin içinde olan gölgesinde olan özellikleri başkasında görür ve bu görü üzerinden yargılama, dışlama ve ırkçılık yapar.
  • Narsistik benlik ve kayıp imparatorluk travması
    • Osmanlı gibi büyük bir imparatorluğun kaybı kolektif psişede bir travma izi bırakmış olabilir.
    • Bu kolektif -toplumsal- travma yeterince işlenmemiş olabilir ve grandiyöz (büyüklenmeci) millet kolektif benliği imajı inşa edilmiş olabilir.
      • "Yaşasın ırkımız, Çin'e bedel kırkımız" gibi söylemler bunu destekleyici işlev görür.
    • Kayıp imparatorluğun -Osmanlı- kaybını telafi etmek için mevcut olan benliği şişirip kolektif ego enflasyonu yapılır.
  • Homojen ulus ile gerçeklik arasındaki gerilim
    • Osmanlı çok etnikli bir yapıdaydı. Türkiye de öyle. Ama "tek millet" diskuruyla bu çoğulluk görmezden gelinir ve homojenize edilmeye çalışılır.
    • Bu homojen ulus formunu tehdit eden her türlü olgu dışlanır, ötekileştirilir ve ırkçılık yapılır.
  • Hadım edilmiş Osmanlı ve sembolik düzleme girememiş Türkiye
    • Lacancı kuramı uyarlamaya çalışacağım.
    • Çocuk, annesiyle birlik fantezisi yaşar. Sonra Baba-nın-Adı işlevi çocuğa şunu söyler: "Annen sadece senin değil, ayrıca benim, ve onun da kendi istekleri var."
      • Bunu söyleyerek çocuğa sonsuz haz alamazsın mesajı verir.
      • Ama aynı zamanda çocuğu sembolik düzleme yani toplumsal düzleme, kültüre, dile sokar.
    • Osmanlı 3 kıtaya yayılmışken Anadolu topraklarına kadar küçülmüş torunu Türkiye
      bu kastre edilmeyi (hadım edilmeyi) kabul edemez ve yasayı tanımaz.
      Yani anneyle (toprak, vatan) birlik fantezisi yaşamaya devam eder ve bu
      fanteziyi tehdit eden her türlü yapıyı dışlar.
      • Bu birlik fantezisi, "büyük ırk Türklük, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur, Dünya lideri" gibi yapılarda form bulur.
    • Bu doğrultuda Türkiye sembolik düzleme giremez ve imgeselde takılı kalır.
      Bu da gelişmemiş, toy bir psikososyolojik yapı demek olabilir.
    • İmgesel düzlem: Narsistik özdeşleşme, ikili ilişkilerin ve rekabetin alanı
    • İşte bu imgesel düzlemde takılı kalmışlık ırkçılık olarak form alır. Narsistik bir rekabet ilişkisi kurulur.
  • Modernlik, Batılılaşma ve Doğu yapısı
  • Türkiye kolektif bir kimlik krizi yaşamaktadır -bana göre.
    • Batılı-Doğulu
    • Avrupalı-Asyalı
    • Modern-Geleneksel
    • Laik-İslamcı
    • Türk-Kürt/Arap
  • Bu yapıda "Türklük" kesin bir form almamıştır. Pozitif kesin bir tanım formu olmadığı için negatif izdüşüme başvurulur.
    • Türk ve Türk olmayan şeklinde:
      • Türklük: Arap olmayandır.
    • Bu da ırkçılığa evrilen bir psişik mekanizma olabilir.


Sizin düşünceleriniz nedir?

NOT: Logseq'te outline formatında notlar aldığım için burada da madde işaretli şeklinde yazdım.
Yanlış ve sığ bir anlatım olmuş. Ülkeler direkt olarak ırkçılık esaslıdırlar. Batı'ya veya Doğu'ya git fark etmiyor. Kendi ırkından olsun yine fark etmiyor. Çünkü ülkelerdeki istenç; karşıt düşünceyi yok edip kendi düşünceni getirmendir. Kısaca, bu hastalıklı yapı direkt insana dayatılan bir şeydir. Bu sebeple de bir insana hasta muamelesi yapılamaz.

Ülkemde alt ırklara mensup mülteci istemiyorum diye psikopat ilan edilmeyeceğim herhalde.
Keşke keko ırkı direkt gitse. :)
 
Yanlış ve sığ bir anlatım olmuş.
Tarihi bir durumu Lacancı, Jungiyen, Freudyen kuramlarca okumak sığ... Anlıyorum.
Ben Oedipus, kastre edilme, gölge arketipi vs. derken sen tüm ülkeler aynı, bireye dayatılıyor diyorsun. Oldukça sığ ve nüanslardan uzak.
Acaba kendi sığ tanımını benim metnime projekte ediyor olabilir misin?

Çünkü ülkelerdeki istenç; karşıt düşünceyi yok edip kendi düşünceni getirmendir.
Otoriter rejim ile ırkçılık bambaşka kavramlardır. İlgi alakası yoktur.

Kısaca, bu hastalıklı yapı direkt insana dayatılan bir şeydir.
Lacan'ın efendi göstereni kavramı aklıma geldi.
Senin için "ülke, ulus devlet, sistem" bir tür efendi göstereni olarak işlev görüyor gibi. Efendi gösteren, köleye (özneye) bilgiyi (ırkçılık) üretir ve bundan jouissance (zevk) alır. Ama özne burada efendi gösteren pozisyonuna teslim olmak zorunda değildir. Efendi-köle diyalektiğinde köle çalışır ve kendi öznelliğini, özgürlüğünü kazanır. Sen kendi öznellik konumlanmanı efendi gösterene mutlaklaştırıp kendi öznelliğini görmezden geliyor olabilir misin? Bu sayede kendi sorumluluğundan kaçmış oluyorsun.
Özgürlük = sorumluluk. Sen "Sistem dayatıyor, kişinin sorumluluğu yok." diyerek kendini aklamış olmuyor musun bir nevi?
 
Lacan'ın efendi göstereni kavramı aklıma geldi.
Senin için "ülke, ulus devlet, sistem" bir tür efendi göstereni olarak işlev görüyor gibi. Efendi gösteren, köleye (özneye) bilgiyi (ırkçılık) üretir ve bundan jouissance (zevk) alır. Ama özne burada efendi gösteren pozisyonuna teslim olmak zorunda değildir. Efendi-köle diyalektiğinde köle çalışır ve kendi öznelliğini, özgürlüğünü kazanır. Sen kendi öznellik konumlanmanı efendi gösterene mutlaklaştırıp kendi öznelliğini görmezden geliyor olabilir misin? Bu sayede kendi sorumluluğundan kaçmış oluyorsun.
Özgürlük = sorumluluk. Sen "Sistem dayatıyor, kişinin sorumluluğu yok." diyerek kendini aklamış olmuyor musun bir nevi?
Şu anda sende kaç kişinin özgür iradesi var? Veya bunun olabileceğinin farkında? Özellikle Türkiye gibi bir ülkede.

Tarihi bir durumu Lacancı, Jungiyen, Freudyen kuramlarca okumak sığ... Anlıyorum.
Ben Oedipus, kastre edilme, gölge arketipi vs. derken sen tüm ülkeler aynı, bireye dayatılıyor diyorsun. Oldukça sığ ve nüanslardan uzak.
Acaba kendi sığ tanımını benim metnime projekte ediyor olabilir misin?
Hala anlamadığın konu, ırkçılığı bir hastalık olarak düşünmen. Freud'un bile faşizmin oluşmasında belli bir payı varken sen gelip "ırkçılık kötüdür." diyip sıyrılamazsın. Irkçılık dediğimiz algı direkt insanın kendi narsistik doğasından gelen bir güdüdür. Birini ezmek ister ve yapar. Bu kadar basit yani. Ama sen on yıllarca bunun için sistemleştirilen bir mekanizmada yaşayan bir kişiye hasta demen anormal kaçar.

Ben sosyolog gibi bakıyorum bu tip olaylara. Ülkeler, toplumlar nezlinde bir olaya bakış atarım. Kendini "şuyum ben" diye tanımlasan bile tanımladığın şeye olan benzerliğinle ölçütünü tutarım.
 
Son düzenleme:
Sana işin trajikomik kısmını söyleyeyim mi? Benim kökenim o aşağıladığım o ırka ait ama neymiş efendim "alt ırk yoktur" sürekli bunlarla yaşamasam inanacağım.🤣
Hocam, ben de köyde yaşadım büyüdüm ve hâlâ da yaşamaktayım. Şehir merkezine her gün git gel bir saat zaman harcamaktayım ve günlük 8-9 saatimi hizmet sektöründe bunlara harcamaktayım.

Köylülerin, çıkarcılığını (Her insan çıkarcı olmak zorundadır. Çıkarcılıktan kastım, sadece kendini düşünmek, bencillik.), küçümseme.

Ben demiyorum ki, bahsettiğin topluluktan kötüdür. Kastım, sen de o topluluktan olduğundan bahsediyorsun ama kendini, onları gördüğün kadar aşağılık hissediyor musun?
 
Hocam, ben de köyde yaşadım büyüdüm ve hâlâ da yaşamaktayım. Şehir merkezine her gün git gel bir saat zaman harcamaktayım ve günlük 8-9 saatimi hizmet sektöründe bunlara harcamaktayım.

Köylülerin, çıkarcılığını (her insan çıkarcı olmak zorundadır. Çıkarcılıktan kastım, sadece kendini düşünmek, bencillik.), küçümseme.

Ben demiyorum ki, bahsettiğin topluluktan kötüdür. kastım, sen de o topluluktan olduğundan bahsediyorsun ama kendini, onları gördüğün kadar aşağılık hissediyor musun?

Hayır. Kendimi onlardan ayırıyorum ve her fırsatta bunu yüzlerine vuruyorum. Aralarında bunun farkında olup benim gibi davrananlar var elbette.