Konuya farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum.
Freud'un buzdağı şeması teorisindeki toplumsal ahlak ve vicdanı, egoya yani benliğe dayatan bir süperego var.
Bu ahlakı uygulayan bir benlik var, ego.
Ayrıca tehlikeli arzu ve ilkel içgüdüleri egoya dayatan id var.
İd hayatta kalma ve haz üzerine egoyu yönlendirir -sonuç itibariyla da id evrimsel süreçten pek çok şekilde etkilenmiştir. Evrimin fiziksel ve psikolojik olarak sürdüğü zaman diliminde hayatta kalmak için id egoya pek çok şey dayatabilir, dayatır ve dayatmıştır da. İdin dayatmaları, ahlak normlarını umursamadan çalışır.
Süperegonun ahlak ve vicdan yapısı ise içinde bulunulan toplumun ahlaki değerleriyle gelişir.
Ego idin isteklerini toplumsal göreceli süperegonun ahlak dayatmaları çerçevesinde tatmin etmeye çalışır.
Burada ego yani insan benliği, id ve süperegonun yani ilkel hayatta kalma içgüdüsü ile toplumsal göreceli gelişen süperegonun varlığına göre bir ahlak anlayışı geliştirir.
Bu bağlamda insanı otorite gören ahlak anlayışında (dinsiz ahlak temellendirilebilir diyen anlayış) ahlak görecelidir -çünkü id ve süperego zaman, mekan, dış tehlike, içinde bulunulan topluma göre göreceli gelişir.
Bu doğrultuda göreceli ahlak geliştiren egonun üstünde bir otorite olması gerekir. Bu otorite de şimdiye kadar anlattığım bilinçdışının üstünde bir otorite olması gerekir.
Bu otorite ise tanrıdan başka bir şey olamaz. Çünkü Dünya üzerinde insandan başka akıllı bir varlık yok. Bu akıllı varlıktan da üstün tek varlık tanrıdır.
Ezcümle, tanrı olmadan ahlak temellendirilemez.
@Platon @Llama @Mali Demokratoğlu
@Kaays konu boyunca ya haha atıyorsun ya beğenmedim. Kendi fikrin varsa dinlemek isteriz.