Durum
Mesaj gönderimine kapalı.
Önceki tartışmalara okumama gerek yoktu çünkü ben sadece konu sahibine cevap verdim, 8 sayfa okuyup her hangi bir mesaja cevap yazmadım.

"Eğer okusaydın görecektin ki, "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına yapma." durumunu, nesnel olmayan ahlak üzerinden temellendirmeye çalışıyoruz." - Bu bir uydurma, temeli yok. Temeli sadece senin kendi duyguların. Ki burada da kendine göre bir inanç oluşturuyorsun. Fakat bir Tanrıya inanan kişiye göre zaten Ahlak evrensel bir şey, sadece buna uyarsın veya uymazsın ama bunu Ahlakı yaratan, iyi kötüyü belirleyen Tanrı belirlemiştir. Doğumundan beri bir bebeği bir odada tutarsın ve ağacı görmez fakat ağaçlar aslında var, buna benzer(İnançlı kişinin gözünden.). Eğer inanmıyorsan ve tüm inançların uydurma olduğunu düşünüyorsan, kendin de inanç oluşturmamalısın.
Hocam, ne dediğinizi kendinizin de anladığını sanmıyorum. Bir dindar açısından tabi ki de inandığı dinin kuralları evrenseldir. Benim, bunlarla sorunum yok. Benim sorunum, bunların evrensel olduğunu bize dayatmaları.. Bunlar, evrensel falan değil. Burada mantık konuşuyor, bunları ben bir yerlerimden uydurmuyorum.

Ülkemizde, Müslüman çoğunlukta olduğu için İslam hakkında konuşmam gerekirse, "Senin dinin sana, benim dinim bana.." söylemi genel olarak şu anki insan haklarına uygundur. Ama "Allah'ın dini hükmedene kadar savaşın." söylemi, önceki söylem ile birbirlerine zıt düşmektedir ve insan haklarına aykırıdır. Yani, "Allah'ın hükümleri için savaşın." benim inanç özgürlüğüme karşı çıkıyor. Bunu dindarın evrensel olduğunu kabul etmesiyle değil, mantığın ve rasyonalitenin kabul etmesiyle ilgilidir.

"Kendine yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına yapma." söylemi ise, benim inanç özgürlüğümü korumakla beraber, senin de inanç özgürlüğünü koruyor. Burada benim temelini anlatmak istediğim şey, budur. Bunun uydurma olması, ahlaki açıdan eşitlikçi ve adaletli olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ama dindarın adaleti de, eşitliğe de dine iman edenleredir.

Artı olarak bu inanç değildir. İnanç, özneldir. Yani, dindar birey bunu doğru kabul ediyorsa kendi açısından yanlışlanamaz. Uydurma dediğin söylem ise, yanlışlanabilir, eksik olduğu söylenebilir ve üzerinde durulup daha iyi hale getirebilir. Madem bu inanç ise, kalk o zaman da Tanrının buyruğunun eksiklerini belirt ve düzeltmeye çalış istersen.. Tabi ki de yapamazsın.

Madem bu inanç ise, kalk o zaman da Tanrının buyruğunun eksiklerini belirt ve düzeltmeye çalış istersen.. Tabi ki de yapamazsın.
İstersen bir dene, ama tavsiye etmem. :rofl:

Bu doğrultuda göreceli ahlak geliştiren egonun üstünde bir otorite olması gerekir. Bu otorite de şimdiye kadar anlattığım bilinçdışının üstünde bir otorite olması gerekir.
"Diyojen, su içmek için dereye gitmiş. İki dizinin üzerine çökmüş ve elindeki tası suya daldırmış. Kafasını kaldırdığında dere kenarında bir çocuk görmüş. O da su içmek için gelmiş. Ama çocuk, su içmek için tas veya bardak benzeri bir şey değil, sadece elini kullanmış. Diyojen ise, elindeki tasın fazlalık olduğunu anlayıp tası atmış ve artık bu şekilde su içmeye devam etmiş."

Göreceli bir ahlak geliştiren bireyin, neden ahlakı temellendirmesi için üstün bir akla ihtiyaç duyması gerekir? Sen şu an, elimle su içmemem gerektiğini söylüyorsun ve bana bir bardak uzatıyorsun. Ben de böyle de içebiliyorum, bunun seni rahatsız etmemesi gerektiğini söylüyorum. Her iki taraf için de ortada bir problem yok iken, sen bana bardakla içmem için ısrar ediyorsun ve sorun çıkarıyorsun. NEDEN?
 
Son düzenleme:
Göreceli bir ahlak geliştiren bireyin, neden ahlakı temellendirmesi için üstün bir akla ihtiyaç duyması gerekir? Sen şu an, elimle su içmemem gerektiğini söylüyorsun ve bana bir bardak uzatıyorsun. Ben de böyle de içebiliyorum, bunun seni rahatsız etmemesi gerektiğini söylüyorum. Her iki taraf için de ortada bir problem yok iken, sen bana bardakla içmem için ısrar ediyorsun ve sorun çıkarıyorsun. NEDEN?
"Diyojen, su içmek için dereye gitmiş. İki dizinin üzerine çökmüş ve elindeki tası suya daldırmış. Kafasını kaldırdığında dere kenarında bir çocuk görmüş. O da su içmek için gelmiş. Ama çocuk, su içmek için tas veya bardak benzeri bir şey değil, sadece elini kullanmış. Diyojen ise, elindeki tasın fazlalık olduğunu anlayıp tası atmış ve artık bu şekilde su içmeye devam etmiş."

Göreceli bir ahlak geliştiren bireyin, neden ahlakı temellendirmesi için üstün bir akla ihtiyaç duyması gerekir? Sen şu an, elimle su içmemem gerektiğini söylüyorsun ve bana bir bardak uzatıyorsun. Ben de böyle de içebiliyorum, bunun seni rahatsız etmemesi gerektiğini söylüyorum. Her iki taraf için de ortada bir problem yok iken, sen bana bardakla içmem için ısrar ediyorsun ve sorun çıkarıyorsun. NEDEN?
Hani böyle çok kelime kullanıp da hiçbir şey söylemeyenler var ya? Sen de onlardan birisin.
Aklınca argüman sunduğunu zannediyorsun ama neresinden tutsan tırt.
 
Laboratuvar ortamında üretilmiş et yaygınlaşınca müslümanlar Kurban Bayramı'nda ne yapacak merak ediyorum. Beyni olan hayvanları can çekiştirerek kafasını kesmeye devam edecekler mi? Temellendirilmiş bir ahlâki davranış sonuçta.
 
Laboratuvar ortamında üretilmiş et yaygınlaşınca müslümanlar Kurban Bayramı'nda ne yapacak merak ediyorum. Beyni olan hayvanları can çekiştirerek kafasını kesmeye devam edecekler mi? Temellendirilmiş bir ahlâki davranış sonuçta.
Niye oğlum para için de santan caniler var. En azında fakir fukara et yiyor kurbanda.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.