Giriş

Herkese merhaba,

Forumda açılan alışveriş sorunlarına yönelik konularda genel bir istatistik yaptığımda genelde üyelerimiz satın aldıkları ürünlerde ortaya çıkan birtakım ayıplar sebebiyle sorunlar yaşadığını görmekteyiz. Bu sebeple alışverişlerde satın alınan ürünlerin kullanıcıdan kaynaklanmayan ayıplar sebebiyle tüketici olarak ne gibi haklarınızın olduğunu ve bu hakları nasıl kullanacağınıza yönelik bilgilendirmeler yapacağım.

Bu yüzden bu makaleyi kategoriye sabitleyeceğim ki kafasında soru işareti yaşayanlar kolayca ulaşıp genel anlamda bilgilensin. Normalde bu konular elbette çok daha detaylı anlatılması gereken konular, ancak burada özellikle forumda karşılaştığım sorunlardan yola çıkarak daha sık karşılaşabileceğiniz durumlar üzerinden açıklamalar yapacağım.

Burada yaptığım açıklamalar yalnızca elektronik ürünler için geçerli değil. Elektronik ürünler dışında da "tüketici" sıfatına sahip olduğunuz her türlü ürünün alışverişinde geçerli olduğunu unutmayın.

O halde başlayalım!

İlgili Mevzuat

Öncelikle ayıplı mallarla ilgili temel olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'u kullanmaktayız. Bu kanun "özel kanun" niteliğinde olup uyuşmazlıklarda öncelikli olarak bu kanundaki hükümleri kullanırız, ancak burada hüküm bulunmayan hallerde yani bir özel kanunda hüküm bulunmayan hallerde "genel kanun" olan Türk Borçlar Kanunu'ndaki hükümleri kıyasen uygularız.

Ben burada özel olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayıplı mal konusunu inceleyip bilgilendirmeler yapacağım. İncelememi ve bilgilendirmelerimi kanundaki sıralamaya göre yapacağım.

Ayıplı Mal Nedir?

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 8. Maddesi ayıplı malı tanımlamış. İnceleyelim:

Madde 8.webp


Birinci fıkrada genel olarak ayıplı mal tanımlanmış ve tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan mal olduğu ifade edilmiş. Burada genel bir tanım yapılmış ve fıkranın sonunda "sözleşmeye aykırı olan" denilerek tüketici ile satıcı arasında yapılan sözleşmede ürün hakkında verilen özelliklere aykırılık ifade edilerek ayıplı mal tanımı genişletilmiştir.

Devamında ikinci fıkrada belirtilen durumlar sizlerin günümüzde daha sık karşılaşacağınız durumlardır. Günümüzde online alışveriş yönelimi oldukça fazla olduğundan bir platform üzerinden satılan mala yönelik yayınlanan özelliklere aykırılık halinde de ayıplı mal söz konusu olmaktadır. Yani özellikle üründe bir arıza meydana gelmesine gerek yoktur. Ayrıca üründen makul olarak beklenen faydaları azaltan veya ortadan kaldıran arızalar da ayıplı mal olarak kabul edilmiştir.

Üçüncü fıkra ise biraz farklı bir durumu ifade ederek ayıplı mal tanımını daha da genişletmiştir. Buna göre ürünün teslimine ve montajına yönelik maddede yazılan durumların yaşanması halinde de artık ayıplı maldan söz edebileceğiz.

Dolayısıyla şayet yaşadığınız senaryolarda satın aldığınız ürünün ayıplı mal olup olmadığı, bu kanun maddesi kapsamında olup olmamasına göre değişecektir. Bu maddede belirtilen durumlar yaşandığı takdirde ortada ayıplı mal var diyebiliriz.

Ayıplı Maldan Sorumluluk

Ayıplı maldan sorumlulukla ilgili hükümler yine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 9. Maddesinde düzenlenmiş:

Madde 9.webp


Birinci fıkra satıcının genel anlamdaki sorumluluğunu düzenlemiştir. Satıcının bir malı sözleşmeye uygun olarak tüketiciye teslim etme sorumluluğu bulunmaktadır. Buradaki sözleşme ifadeni geniş anlamda düşüneceğiz, yani yalnızca bir kağıt üzerindeki koşulları değil, tıpkı yukarıda ayıplı mal tanımda söylediğim gibi örneğin bir online satış platformunda bir ürünle ilgili yazılan özellikler, reklamlar belirtilen özellikleri de düşüneceğiz. Satıcı ürünle ilgili yayınladığı özelliklere sahip olan ürünü teslim etmekle yükümlüdür. Aksi halde bu durum zaten ayıplı mal kapsamına girdiği için bu durumdan sorumlu olacaktır.

İkinci fıkra ise bir satıcının sorumluluktan kurtulma istisnasını düzenlemiş. Fıkrada sayılan durumlar arasında "veya" olarak bağlananları birbirinden bağımsız düşüneceksiniz, "ve" ile bağlanan durumları ise birlikte düşüneceksiniz. Burada zaten genel olarak karşınıza çıkma ihtimali olan durum ilk durumdur. Satıcı ürünle ilgili olan reklamdan haberdar olmadığını veya eski bir reklam olduğunu ileri sürebilir ama maddede açıkça "...haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini..." diyerek satıcının hem haberdar olmadığını hem de haberdar olmasının kendisinden beklenemeyeceğini birlikte kanıtlaması istenmiş. Birini kanıtlayamadığı zaman satıcı sorumluluktan kurtulamaz.

Ayıplı Malda İspat Yükü

Hukukumuzda genel kural bir kişi bir iddiada bulunuyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü genel olarak iddia sahibindedir. Ancak bu ispat yüküyle ilgili kanunlarda çeşitli özel dünlemeler bulunmaktadır. Ayıplı mal konusunda da ispat yükü özel olarak düzenlemiş.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10. Maddesi:

Madde 10.webp


Öncelikle ilk fıkrada bir karine belirlenmiş. Karinenin anlamı bir şeyin varlığını gösteren işaret diyebiliriz. Hukukta da karineler aynı anlama gelir ve o uyuşmazlıkta kanunda belirtilen şartların varlığı halinde tanımlanan durumun mevcut olduğu doğrudan kabul edilir.

İşte ilk fıkrada da ayıplı mala yönelik bir karine belirlenmiş ve ürünün teslim tarihinden itibaren ilk 6 ay içinde çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilmiş. Dolayısıyla yukarıdaki ayıp mal tanımına hala bağlı kalarak, satın aldığınız ürün size teslim edildikten sonra ilk 6 ay içinde meydana gelen ayıplar sanki ürün size ilk teslim edildiği anda varmış gibi kabul edilerek satıcının sorumluluğunu gündeme getirebileceksiniz. Bu karinenin aksini, yani ayıp var olmadığını satıcı ispatlamak zorundadır.

Sitedeki konularda denk geldiğim için söylüyorum, bu 6 aylık süre kanunun tüketici lehine düzenlediği bir durum sadece. Ayıpların sadece ilk 6 ay içinde meydana gelebileceğini, 6 ay geçtikten sonra satıcıların ayıptan sorumlu olmayacağını ifade etmiyor. 6 aydan sonra da bir üründe ayıp meydana gelebilir ve tüketici ispatlayabildiği takdirde satıcı yine sorumlu olacaktır, merak etmeyin.

İkinci fıkrada bir ayıplı mal istisnası düzenlemiş ve tüketici ayıbı bilerek bir malı satın alıyorsa veya ayıbı bilmesi kendisinden bekleniyorsa o halde satıcının sorumlu olmayacağı belirtilmiş. Ancak devam eden cümlede, bunun dışında durumlar saklı bırakılmış. Örneğin yukarıda ayıplı mal tanımında ürünün teslimine ve montajına yönelik durumlarda anlaşmaya aykırılık halinde ürünün hala ayıplı olacağı hususu devam etmektedir.

Üçüncü fıkra aslında satıcıya bir yükümlülük yüklemiş ve şayet ayıplı mal satıyorsa, yani malın ayıplı olduğunu en başından beri satıcı biliyorsa bunu ürünün üzerine koyacağı bir etiketle veya ürünün ambalajında belirtmesini ifade etmiş. Yani en başından beri ayıplı mal satıyorsa tüketiciyi ayıp konusunda bilgilendirmesini emretmiş. Bu sayede tüketici de satın alacağı üründeki ayıpları bilerek satın alacak ve satıcı ayıptan dolayı sorumlu tutulmayacak.

Ayıp Mal Sebebiyle Tüketicinin Seçimlik Hakları

Burada kadar ayıplı malın ne olduğunu, sorumluluğu ve ispat yükünü anlattık ama peki tüketicinin ayıplı mal söz konusu olduğunda ne gibi seçimlik hakları vardır?
Bu sorunun cevabı da 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11. Maddesinde yazıyor:

Madde 11.webp


Görüleceği üzere 4 adet seçimlik hakkımız bulunuyor. Bu kısımdaki seçimlik hakları tek tek incelemekte fayda var.

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme

Tüketicinin ilk seçimlik hakkı sözleşmeden dönmektir. Sözleşmeden dönmek demek hem tüketici için hem de satıcı için o sözleşme ilişkisi kurulmadan önceki hale geri dönmek demektir. Yani kabaca bir satış ilişkisi kurulmadan öncesine dönmektir, yani ürünün ayıp sebebiyle satıcıya iadesi ve satıcının da ürünün bedelini tüketiciye iade etmesi demektir.

Unutulmamalıdır ki buradaki iade gerekçesi ayıplı mal sebebiyle olan iade gerekçesidir. Bir ürünün satın alımından sonra 14 gün içinde cayma hakkının kullanılarak ürünün iade edilmesi farklı bir durumdur. Cayma hakkı ayrı bir haktır, ayıplı mal sebebiyle sözleşmeden dönüp ürünün iade edilmesi ayrı bir haktır.

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme

Bu seçimlik hakkımız ise tüketicinin malı iade etmek yerine ayıp oranında satış bedelinden indirim talep etmesidir. Yani tüketici esasen ayıplı olan üründen memnundur, iade etmek yerine mevcut ayıbıyla kullanmaya razıdır ama neticede bu ayıp ürünün değerini düşüren bir ayıp olduğundan satış bedelinden ayıp oranında indirim yapılmasını ister, yani ayıp oranında ödediği ücretin bir kısmının kendisine iade edilmesini ister.

Böyle bir senaryoda tüketici, ürünü iade edip sözleşmeden dönmek yerine bu yolu da tercih edebilir.

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme

Bu seçimlik hakkımız ise kabaca onarım isteme hakkıdır, yani satıcıdan bu ayıbın giderilmesini istemektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken durum, bu hak açıkça bir "onarım" isteme hakkıdır, tüketici eğer ürünün ayıpsız haliyle değiştirilmesini istiyorsa bu seçimlik hakkı tercih etmemelidir. Bu hak tercih edildiğinde ayıplı ürün satıcıya gönderilir, satıcı da doğrudan ayıplı ürün üzerinde onarım gerçekleştirir ve onardığı ürünü tüketiciye iade eder.

Ayrıca kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere onarıma ilişkin ne gibi masraflar gerekiyorsa (buna taşıma ücretleri de dahil) bu masraflar satıcıya ait olacaktır. Tüketiciden herhangi bir masraf talep edilemez.

Bu hak kapsamında 11. maddesinin 2-3 ve 4. Fıkraları da uygulama alanı bulmakta:

Madde 11-2.webp


Bu fıkra kapsamında önemli olan bir diğer husus bu onarım hakkının kullanımı yalnızca satıcıya yöneltilmeyebilir. 11. Maddesinin 2. Fıkrasında bu hakkın üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabileceği hususu düzenlenmiştir. Örneğin X satıcısında MSI markalı bir ürün satın aldıysanız, ayıplı mal söz konusu olduğunda onarım hakkınızı hem X satıcısına hem de üretici olan MSI'a karşı da kullanabilirsiniz.

Madde 11-3.webp


Bu fıkra kapsamında bir diğer husus ise bu hakkın kullanımının muhatabınız yönünden yerine getirmesi orantısız güçlükleri beraberinde getirebilme ihtimalidir. Bu durum da 3. Fıkrada düzenlemiş bir istisnadır. Örneğin öyle bir senaryo düşünün ki muhatabınız onarım için ürünün satış bedelinden daha fazla bir masraf yapmak zorunda kalacak veya onarım için gerekli koşulların ve malzemelerin artık bulunamayışı sebebiyle onarım gerçekleştirilemeyecek olsun. Böyle bir senaryoda tüketici yukarıda açıkladığım sözleşmeden dönme veya satış bedelinden indirim talep etme hakkına her zaman sahiptir.

Madde 11-4.webp


Son olarak ücretsiz onarım talep edildiği zaman 4. Fıkra gereği muhatabınız bu talebinizin ona iletilmesinden itibaren en geç 30 iş günü içinde gerçekleştirmek zorundadır.

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme

Gelelim son seçimlik hakkımıza. Uygulamada kullanıcıların en çok tercih etmeye meylettiği seçimlik hakkı misli ile değişim hakkıdır. Öncelikle bu konuda "misli" kelimesinin tanımından yola çıkalım. Çünkü sitede de açılan konularda misli ürün konusunda bazı yanlış anlamalar olduğunu fark ediyorum.

Esasen "misli" demek "eşi, benzeri" demektir. Misli ürün demek de o ürünün aynısı veya benzeri demektir. Burada en çok hataya düşülen nokta misli ürünün sanki "üst model ürün" veya "daha iyisi olan ürün" olarak görülmesidir. Hatta daha da ileri gidilerek satıcının daha iyi bir ürünü tüketiciye vermek "zorunda olduğu" ve bundan dolayı da "fiyat farkı talep edemeyeceği" düşünülmektedir. Bu anlayış doğru olmayıp kanunun bu konuda tüketiciye tanıdığı hakkın özüyle de bağdaşmamaktadır. Öncelikle bu konuda anlaşalım.

Ayıplı mal söz konusu olduğunda tüketici ayıplı ürünün ayıpsız bir misli ile değişimini talep edebilir. Tüketici bu talebini satıcıya ilettiğinde genelde satıcının ilk reaksiyonu ayıplı ürünün ayıpsız bir eşi ile değişim yapmak olacaktır. Şayet satıcının elinde ürünün ayıpsız bir eşi yoksa, ayıplı ürünün özellikleriyle olabildiğince benzer ölçüde başka bir ürün ile değişim yapacaktır. Benzer bir ürün ile değişim yapılacaksa kural olarak satıcı bir fiyat farkı talep edemez.

Yine de bazı durumlarda satıcıların elinde benzer ürün bulunmadığında tüketiciye daha iyi özelliklere sahip olan ürün teklif edilebilir ve daha iyi bir ürün teklif edildiğinde tüketicinin kabul etmesi halinde fiyat farkı talep edilmektedir. Satıcının bu senaryoda yaptığı teklifteki fiyat farkı talebi esasen doğal ve yasaldır. Neticede satıcının esas sorumluluğu misli ile değişimdir ama daha iyi bir ürün teklif ettiğinde aynı zamanda fiyat farkını elbette teklif edebilir. Elbette tüketici bu teklifi kabul edip fiyat farkını da ödeyip değişimi gerçekleştirebilir ancak tüketici bu teklifi kabul etmek zorunda olmayıp fiyat farkı ödemeden misli ürün talebinde ısrarcı olabilir. Neticede bu tüketicinin bir hakkıdır.

Onarım hakkında olduğu gibi misli ile değişim hakkında da 11. maddenin 2-3-4. Fıkraları uygulama alanı bulmakta:

2-3-4.webp


Bu fıkraları aslında onarım hakkında irdelemiştim. Kıyasen misli ile değişim hakkında da uygulayabiliyoruz. Bu noktada yukarıda anlattıklarımı tekrar okuyabilirsiniz. Yine de burada da özetle söylemek gerekirse:
  • Misli ile değişim hakkı sadece satıcıya değil malın üreticisine ve ithalatçısına da karşı da ileri sürülebilir. Bu konuda onarım hakkında verdiğim MSI örneğini düşünebilirsiniz.
  • Misli ile değişim satıcı için orantısız güçlükler yaratırsa tüketici sözleşmeden dönme ve ayıp oranında bedelden indirim isteyebilir. Bu senaryo genelde misli ürünün satıcıda bulunmadığı senaryolarda yaşayabilirsiniz. Satıcının elinde misli ürün bulunmadığı zaman dilerseniz sözleşmeden dönme ve ayıp oranında bedelden indirim talep edebilirsiniz. Ancak satıcılar bu konuda yukarıda da belirttiğim gibi daha iyi bir ürün teklif edip fiyat farkı isteme yolunu da tercih edebiliyorlar.
  • Misli ile değişim hakkı kullanıldığında satıcı bunu 30 iş günü içinde yerine getirmek zorundadır.

Seçimlik Haklar Nasıl Kullanılır?

Buraya kadar seçimlik hakların neler olduğunu incelemiş olduk ama peki bunu muhataba karşı nasıl ileri süreceğiz?

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da seçimlik hakların nasıl ileri sürüleceği konusunda şekli bir belirleme yapılmamıştır. Ancak olası bir uyuşmazlık halinde Tüketici Hakem Heyeti'ne veya duruma göre tüketici mahkemelerine başvurduğunuzda bu seçimlik haklarınızdan hangisini talep ettiğinizi kanıtlamanız gerekeceğinden, seçimlik haklarınızın muhataba yazılı olarak ileri sürmekte fayda vardır.

Yazılı olarak iletmek illaki ıslak imzalı bir evrak ile olmak zorunda değildir. WhatsApp, SMS, mail veya online alışveriş yapıyorsanız kullandığınız aracı platform veya satıcının doğrudan internet sitesi üzerinden seçimlik haklarınızı iletebilirsiniz. Bunların hepsi delil niteliğindedir.

Talep Edilen Seçimlik Hak Muhatap Tarafından Yerine Getirilmezse Ne Yapılabilir?

Yaşadığınız her şey, talep ettiğiniz her hak kanuna uygun olabilir ama buna rağmen muhatabınız tarafından talepleriniz yerine getirilmeyebilir. Artık bu noktadan sonra ortada bir uyuşmazlık söz konusu olacak ve bu uyuşmazlığın çözümü için ya Tüketici Hakem Heyeti'ne ya da duruma göre tüketici mahkemelerine başvuruda bulunacaksınız.

Ancak hangi yola başvuracağınız parasal bir sınıra göre değişmektedir. Hukukumuzda Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru konusunda her sene Ticaret Bakanlığı tarafından bir parasal sınır belirlenir ve bu parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda mutlaka Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurmak zorunludur. Belirlenen parasal sınırın üstündeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemelerinde dava açılması zorunludur.

Bu makale 2026 yılında yazılmış olduğundan şu an için 2026 yılında uygulanan parasal sınır 186.00,00 TL'dir. Dolayısıyla 186.000,00 TL'nin altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuruda bulunacağız, bunun üstüne kalan uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemesinde dava açacağız.

2026 yılı için uygulanan tebliğin Resmi Gazete linki: https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/12/20251223-5.htm

Zamanaşımı

Hukukumuzda kişilere genel olarak haklar sonsuza kadar tanınmaz, tanınması da adil olmaz. Bu sebeple mevzuatımızda tanınan haklara birtakım zamanaşımı süreleri de belirlenmiştir. Bu zamanaşımı süreleri dolduğunda kişiler esasen o uyuşmazlıkta haklı olsa bile belirlenen süre içinde o hak ileri sürülmemiş olduğundan artık bu hakkın kullanımı söz konusu olamaz.

Bu noktada ayıplı mal konusunda tüketicinin seçimlik haklarına da bir zamanaşımı süresi bağlanmıştır. Bu da 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 12. Maddesinde düzenlenmiştir:

Madde 12.webp


Görüleceği üzere birinci fıkrada genel olarak ayıplı maldan sorumluluk için zamanaşımı süresi 2 yıl olarak belirlenmiş. Buradan çıkacak sonuç şudur, mal tüketiciye tesliminden itibaren iki 2 yıl içerisindeki ayıplardan satıcı ve/veya diğer muhataplar sorumludur. 2 yıldan sonraki ayıplardan satıcı ve/veya diğer muhataplar sorumlu olmayacaktır. Ancak birin fıkranın ilk cümlesinde "taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde" denilerek tarafların özel olarak bu zamanaşımı süresini farklı bir süre olarak belirlemesine de imkan tanımıştır.

İkinci fıkralarda ikinci el satışları için özel bir süre tanınmış ve bunun için de zamanaşımı olarak en az 1 yıl olarak belirlenmiş. Ayrıca konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar söz konusu olduğunda da zamanaşımı süresinin en az 3 yıl olduğu belirlenmiş.

Son olarak üçüncü fıkrada bir istisna belirlenmiş. Şayet ürünlerdeki ayıplar satıcı ve/veya diğer muhataplar tarafından ağır kusur ya da hile ile gizlenmiş ise zamanaşımı hükümleri uygulanmaz, yani bu senaryoya uygun düşen ayıplar her zaman ileri sürülebilir. Ancak bu senaryonun uygulanabilmesi için ayıpların satıcı ve/veya diğer muhataplar tarafından ağır kusur ya da hile ile gizlenmiş olduğunu ispatlamanız gerekmektedir.

Son Sözler

İşte böyle! Giriş kısmında da belirttiğim gibi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayıplı mal konusu yalnızca elektronik ürünler için geçerli değil. Elektronik ürünler dışında da örneğin araç satışı (bazı koşullarda), mobilya satışı, gıda satışı, kıyafet satışı vs. gibi "tüketici" sıfatına sahip olduğunuz her türlü ürünün alışverişinde geçerli olduğunu unutmayın.

Ayrıca elbette bir uyuşmazlık halinde muhatabınızla uzlaşarak çözmek her zaman en makul yoldur ama sonuç alınamadığı takdirde hukuki işlem başlatmaktan da çekinmeyin.

Faydalı olmalı dileğiyle...
 
Son düzenleme: