Konu Başlıkları Gizle
- 1 Hikaye
- 2 Oynanış
- 3 Açık dünya
- 4 Genel bakış
Grand Theft Auto serisinin "büyük" bir marka haline yavaştan gelmesini sağlayan ilk oyun olan Grand Theft Auto 3 oyununu inceleyeceğim bugün. Daha önce yaptığım Days Gone incelemesinin aksine sövme modunda değil de eleştiri modunda gideceğim. Elbette buraya nostalji yapmaya gelmedim ve oyunu hem çıktığı yıla göre hem de günümüze göre eleştireceğim. Hadi başlayalım.
Şimdi. Eleştirecek o kadar kısım var ki nereden başlasam diye düşünüyorum. Öncelikle ana karakterle başlayalım. Ana karakterimiz olabildiğince ruhsuz ve soğuk bir karakter. Sanki bir insan değil de sadece objektifleri yerine getiren bir Terminator. Oyunda hiçbir diyaloğu yok ve diyaloğu olmadığı gibi ağırlığı da bulunmamakta. Adeta köle gibi görev yapmakta sadece. Haliyle tüm bunlar ana karakterimiz Claude Speed'i kötü yazılmış karakter katmanına itiyor. Peki ana karakter dışındaki hikaye ne alemde. Yani arkadaşlar. Ortada çok bir hikaye olduğu falan yok. Olanlarda aşırı mantıksız. Bu mantıksızlık daha oyunun girişinde başlıyor. Hani demiştim ya. Konvoy karteller tarafından basılıyor falanda biz oradan kurtuluyoruz diye. Biz kurtulduktan sonra sanki "AEZAKMI" yazmışcasına polisler bizi bir unutuyor. Sanki hiç banka soyarken yakalanmamışız gibi. Öyle bir unutma. Senaryoyu yazan adamlar bunu hiç mi düşünmedi yoksa Liberty City kanunlarında "hapse transfer olurken kaçarsa, serbesttir" diye bir kanun falan mı var?
Ayrıca görev dizaynı hiç olay akışına göre tasarlanmamış. Sanki 15 dakika önce carteller tarafından baskın yememiş, polislerden kaçmamış, bombanın patlayışı ve köprünün havaya uçuşuna tanık olmamış gibiyiz. Çünkü oyun bizden iş verenin sevgilisini almamızı istiyor. Mantık çerçevesinde ki saçmalığı bir yana, her karakterin bu kadar ruhsuz dizayn edilmesi hikayeye çok büyük bir eksi puan vuruyor. Ayrıca 2001 oyunu hikayeden ne bekliyorsun diyen arkadaşlara cevap olarak aynı yıl çıkmış Silent Hill 2'yi örnek göstermek istiyorum. Silent Hill 2 zamanını geçtim günümüz için bile fazla derin bir senaryo sunuyor.
Hikaye
Oyunun hikayesi bir banka soygunuyla başlar. Önce bir cartel üyesini ardındansa oyunun baş kötüsü "Catalina" karakterini görürüz. Ana karakter ise en son çıkar kapıdan ve hemen diğer "arkadaşlarının" peşinden kaçış arabasına doğru koşar. Lakin köşeyi döndüğünde ekipten biri yani Catalina ana karakterimize ihanet eder ve onu oracıkta vurup uzaklaşır. Haliye polisler bizi kıskıvrak yakalar ve hapse transfer eder. Ana karakterin şanslı olduğu nokta ise cartelin önemli üyesinden biriyle aynı araçta transfer ediliyor oluşudur. Transfer konvoyu köprü ortasında carteller tarafından baskına uğrar ve bizde bu karmaşadan yararlanıp kaçarız. Fakat cartellerin polis takibinden kaçmak için attığı bomba köprüyü havaya uçurur ve hayatta kalan sadece iki kişi olur. Claude ve 8ball. Ne hikmetse bu hayatta kalan ikilimiz yine ne hikmetse orada hasar almadan durabilen bir araba bulur ve oradan kaçarlar. 8ball bize yardım eder ve iş bulur. Oyunun sıkıcı görev silsilesi de bu şekilde başlamış olur.Şimdi. Eleştirecek o kadar kısım var ki nereden başlasam diye düşünüyorum. Öncelikle ana karakterle başlayalım. Ana karakterimiz olabildiğince ruhsuz ve soğuk bir karakter. Sanki bir insan değil de sadece objektifleri yerine getiren bir Terminator. Oyunda hiçbir diyaloğu yok ve diyaloğu olmadığı gibi ağırlığı da bulunmamakta. Adeta köle gibi görev yapmakta sadece. Haliyle tüm bunlar ana karakterimiz Claude Speed'i kötü yazılmış karakter katmanına itiyor. Peki ana karakter dışındaki hikaye ne alemde. Yani arkadaşlar. Ortada çok bir hikaye olduğu falan yok. Olanlarda aşırı mantıksız. Bu mantıksızlık daha oyunun girişinde başlıyor. Hani demiştim ya. Konvoy karteller tarafından basılıyor falanda biz oradan kurtuluyoruz diye. Biz kurtulduktan sonra sanki "AEZAKMI" yazmışcasına polisler bizi bir unutuyor. Sanki hiç banka soyarken yakalanmamışız gibi. Öyle bir unutma. Senaryoyu yazan adamlar bunu hiç mi düşünmedi yoksa Liberty City kanunlarında "hapse transfer olurken kaçarsa, serbesttir" diye bir kanun falan mı var?
Ayrıca görev dizaynı hiç olay akışına göre tasarlanmamış. Sanki 15 dakika önce carteller tarafından baskın yememiş, polislerden kaçmamış, bombanın patlayışı ve köprünün havaya uçuşuna tanık olmamış gibiyiz. Çünkü oyun bizden iş verenin sevgilisini almamızı istiyor. Mantık çerçevesinde ki saçmalığı bir yana, her karakterin bu kadar ruhsuz dizayn edilmesi hikayeye çok büyük bir eksi puan vuruyor. Ayrıca 2001 oyunu hikayeden ne bekliyorsun diyen arkadaşlara cevap olarak aynı yıl çıkmış Silent Hill 2'yi örnek göstermek istiyorum. Silent Hill 2 zamanını geçtim günümüz için bile fazla derin bir senaryo sunuyor.
Oynanış
Oyunun oynanışı konusundaki fikirlerim biraz karışık. Çünkü oyunun temel iki mekaniği olan çatışma ve araba mekaniklerinden çatışmayı kötü buldum, araba mekaniklerini ise fena değil. Yani vuruş hissini geçtim mouse ile bile silahları kontrol etmek çok zor ve rahatsız. Ayrıca vuruş hissi yok ve vücut kopma animasyonu gibi şeylerde olmadığı için vurmuyormuş gibi hissediyorsunuz. İşin komiği aslında GTA 3 de bu kopma animasyonları vardı fakat 11 Eylül'de yaşanan terör saldırısı sonrası oyundan kaldırılmasa da kodları engellendi. Silah çeşitliliği ise fena değil. Bomba, roketatar, pompalı, taramalı, tüfek, molotof, beyzbol sopası gibi bir sürü silah çeşidi var. Günümüz için bile iyiyken 2001 için mükemmel. Araba mekanikleri ise arabadan arabasına göre değişiyor. Çünkü bazı arabaları sürmek çok rahatsız ve yavaş hissettirirken bazı arabaları sürmek rahat ve hızlı hissettiriyor. Bunun bir dizayn seçimi olduğu bariz ortada ve bundan dolayı saygı duyuyorum. Araba çeşitliliği de keza oldukça fazla. Eksi yönden bakarsak motorlar bu oyunda yok ve tek sebebi oyuna yetişmemiş olması. Yetişse koyarlardı ki hemen 1 sene sonra çıkmış GTA oyununda her çeşidi var neredeyse. Bunlar dışında yumruklarla da birilerini dövebiliyoruz ama yani aşırı kötü ve rahatsız. Zaten GTA serisi yakın dövüşte hiçbir zaman iyi olmadı. Bir GTA 4'te ufak iyi onda da kavgalar gereksiz uzun sürüyor. Bunlar haricinde bahsetmem gereken bazı oynanış sorunları da var. Mesela ana karakterimiz Claude konuşamadığı gibi yüzemiyor da. Oyunda denize düştüğünüz zaman direkt ölüyorsunuz. Claude yüzemediği gibi adamakıllı zıplayamıyor da. Yani kısacası yayan kontroller biraz kötü. Ama yılına göre oldukça iyi sayılır. Özellikle de Driver'a falan nazaran ya da Mafia.
Açık dünya
GTA 3'ün gezilebilir bir açık dünyası var. Lakin bu açık dünya içinde neredeyse hiçbir şey yapamıyoruz. Bu da bu açık dünyayı içi boş ve sadece görevden göreve gitmelik bir mekan haline getiriyor. Ayrıca oyunda GTA 4'teki gibi ilginç, gri bir filtre var. Özellikle sisli ve yağmurlu havalarda dünyanın atmosferi tıpkı GTA 4 gibi oluyor. Açık dünyada görevden göreve gitmek dışında silah satın alabiliyorsunuz, aranma seviyenizi bir yıldız düşürecek polis yıldızı alabiliyorsunuz ya da hastane gibi mekanlardan canınızı tamlayabiliyorsunuz. Burada ekstra olarak Rampage görevleri var ve bu görevlerin tek amacı katliam yapmak. Ambulans görevleri, polislik ve taksicilik yapabiliyorsunuz. 2001 yılı için oldukça iyi olsa da günümüzde sıkıcı maalesef. Ayrıca araçlara bomba döşeyip dilediğimiz gibi patlatabileceğimiz 8Ball'un mekanını da unutmadan ekleyeyim. Açıkçası açık dünyası hakkında daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum. Oldukça boş ve gereksiz.Genel bakış
GTA 3 çıktığı yıl için gerçekten devrimsel ve iyi bir oyun. Özellikle grafikleri ve oynanış ceşitliliği o zamana kadar görülmemiş bir şey. Lakin günümüzde tekrarda oynanmak için fazla eski bir oyun. Hem görev dizaynı hem karakterleri hem hikayesi oldukça boş ve sıkıcı. Oyuna çıktığı yıl getirdiği yeniliklerle saygı duymakla beraber 6/10 veriyorum ve incelememi burada bitiriyorum. Eğer ilgi olursa diğer GTA oyunlarına da bir inceleme yapabilirim.
Son düzenleyen: Moderatör: