Detaylar
Kim cevapladı?Geraltın kılıcı
Üstün
Sen haksızsın dediğine göre mutlaka haksızımdır kardeşim. Değerli fikirlerini paylaşmaya ve benim söylediğimin yanlış olduğunu kanıtlamaya ne dersin?
Her insan için farklı olan bir şeyi kanıtlayamazsın. Bu sebeple haksızsın. Kibrin ile hareket ediyorsun ama bocalıyorsun.- öfkeleniyorsun.
İlla tanrı inancı olmuyor."Yaşamak" inançtır zaten, kabul etsen de, etmesen de. Doyasıyle herkes "inanır" inanmasa yaşayamaz.
- Katılım
- 21 Aralık 2023
- Mesajlar
- 132
- Çözümler
- 1
- Beğeniler
- 100
İnançlı biri değilim ama inançsız biride sayılmam tam aradayım şu an. Başlıktaki sorunuza gelecek olursak da inançsızlığın yaşama sevincini yok edeceğini veya insanı intihara sürükleyeceğini düşünmüyorum.
İnançsızlığın bir insanı intihara sürüklemesi kadar saçma bir şey yok. İnançsız olduğun için intihar etmeyi düşünüyorsan git bir şeye inan o zaman. Kimse sana inan veya inanma demiyor her şey sende bitiyor.
İnançsızlığın bir insanı intihara sürüklemesi kadar saçma bir şey yok. İnançsız olduğun için intihar etmeyi düşünüyorsan git bir şeye inan o zaman. Kimse sana inan veya inanma demiyor her şey sende bitiyor.
Tabi ki.Her insan için farklı olan bir şeyi kanıtlayamazsın. Bu sebeple haksızsın. Kibrin ile hareket ediyorsun ama bocalıyorsun.- öfkeleniyorsun.
İlla tanrı inancı olmuyor.
Kibir falan yok, öfkelenmedim de. Niye öfkeleneyim? Her insan için farklı ne demek? Ailesi öldüğünde veya iflas ettiğinde üzülmeyen birileri mi var yeryüzünde? Stabil ve herkes için uygun örnekler veriyorum. İnançlı kimse bunu iyi-kötü atlatabilir. İnançsız biri ise atlatamaz. Diyelim ki, çok sevdiğin çocuğun öldü. Veyahut hayatını adadığın, her günü beraber geçirdiğin karın kanser oldu ve hayatını kaybetti. Senin için o kadını görme imkanın artık bitmiştir, ömrünün sonuna kadar-belki 50 yıl- onsuz bir hayat süreceksin. Bunun getirdiği acı kelimelerle ifade edilemez. İnançlı ise karısını öbür tarafta göreceğini, onunla beraber tekrar sonsuza kadar yaşayacağına inandığı için kendini teskin edecek, susturacak. Bir yerden sonra üzülmemeye başlayacak.Her insan için farklı olan bir şeyi kanıtlayamazsın. Bu sebeple haksızsın. Kibrin ile hareket ediyorsun ama bocalıyorsun.- öfkeleniyorsun.
İnanma ihtiyacı her zaman baki, bu illa bir ilah olmak zorunda değil. Kadın astrolojiye inanıyor mesela, ya da manifeste, evrene mesaj gönderdiğinde hayatında bir şeylerin değiştiğini düşünüyor, bu da bir inançtır. Biz inanç derken, illa Allaha tapsın, namaz kılsın demiyoruz.
Geraltın kılıcı
Üstün
Kibir falan yok, öfkelenmedim de. Niye öfkeleneyim? Her insan için farklı ne demek? Ailesi öldüğünde veya iflas ettiğinde üzülmeyen birileri mi var yeryüzünde? Stabil ve herkes için uygun örnekler veriyorum. İnançlı kimse bunu iyi-kötü atlatabilir. İnançsız biri ise atlatamaz. Diyelim ki, çok sevdiğin çocuğun öldü. Veyahut hayatını adadığın, her günü beraber geçirdiğin karın kanser oldu ve hayatını kaybetti. Senin için o kadını görme imkanın artık bitmiştir, ömrünün sonuna kadar-belki 50 yıl- onsuz bir hayat süreceksin. Bunun getirdiği acı kelimelerle ifade edilemez. İnançlı ise karısını öbür tarafta göreceğini, onunla beraber tekrar sonsuza kadar yaşayacağına inandığı için kendini teskin edecek, susturacak. Bir yerden sonra üzülmemeye başlayacak.
Efendim, çok kolay bir şekilde atlatabiliyorum. Benim bu hayata en çok değer verdiğim kişi dedemdir. Dedem öldüğünde yaşlıydı, üzgündü ve mutsuzdu. Bir yönden hayattan artık acı çekmediğini düşünerek sevinsemde diğer yönden bir daha göremeyeceğim için üzülüyordum. Ancak sonra şunu fark ettim. Yaşadığımız anılar her daim dimdik durduğum sürece benimle kalacak ve ölmeyecek. Bazen ölüm huzurdur. Kimi cennete giderek kendini zapt eder. Kimi gitmeyeceğim ama bu dünyaya bir şey bırakmalıyım diyerek kendini zapt eder. Kimi ise başlamadan bitirmeyi seçer. Bu insanın düşünce farklılığına bir örnektir.
Yahu, her insanın sevgi derecesi farklıdır. Sen dedene karşı böyle bir tepki vermişsin, benim dedem öldüğünde ben pek üzülmedim bile. Bu bir şeyi çürütmüyor ki, daha öznel düşünmelisin bu mevzuları. Allah muhafaza, çocuğunun ölü doğduğunu veya eşine araba çarpıp öldüğünü düşün. Bunu öyle, artık acı çekmeyecek eheheh diye kapatamazsın. Sonsuza kadar çekersin bu acıyı.Efendim, çok kolay bir şekilde atlatabiliyorum. Benim bu hayata en çok değer verdiğim kişi dedemdir. Dedem öldüğünde yaşlıydı üzgündü ve mutsuzdu. Bir yönden hayattan artık acı çekmediğini düşünerek sevinsemde diğer yönden bir daha göremeyeceğim için üzülüyordum. Ancak sonra şunu fark ettim. Yaşadığımız anılar her daim dimdik durduğum sürece benimle kalacak ve ölmeyecek. Bazen ölüm huzurdur. Kimi cennete giderek kendini zapt eder. Kimi gitmeyeceğim ama bu dünyaya bir şey bırakmalıyım diyerek kendini zapt eder. Kimi ise başlamadan bitirmeyi seçer. Bu insanın düşünce farklılığına bir örnektir.
Ayrıca yaşadığımız anılar falan bunlar safsata, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil. Yaşadığın anılar öldüğünde bitecek. Geriye hiçbir şey kalmayacak. Yediğin yemekler, içtiğin içecekler, elde ettiğin haz ve zevkler. Öldüğünde bitecek, tanıdığın hiç kimseyi tanımayacaksın, bir daha görmeyeceksin. Ne anneni, ne babanı, ne sevdiklerini, ne de bir başkasını. Bunlar öyle bir kelimeyle "Ama ben de olmuyor ki" diyerek atlatmak kelime ucuzculuğundan başka bir şey değil.
"Yaşlanma" tanrısaldır dolayısıyla yaratıcı ile ilgili, kendinin veya başka bir "sevdiğinin" yaşlanacağını kabul etmediğinde "inançsızlık" oluşur ve bu insanı çok rahatsız eder "hasta bile olursun" esasen yaratıcı bizleri yaşlandırdığında bizim algımıza göre kötü bir şey yapıyor şeklinde düşünülebilir. Ama belki de bu iyidir yani biz kendi açımızdan genç kalalım ve ölümsüz olalalım şeklinde düşünüyor olabiliriz fakat yaratıcı yaşlandırarak aslında başka mesajlar veriyor "seni yaşamdan yavaş yavaş alıyorum" ve bunu kabullenmek zorundasın (başka türlü mutlu olamazsın) dolayısyle herkes aslında yaratıcıya inanır. 
yalnız önemli nokta; insan zihninin yarattığı nedenlerden dolayı mutsut olmamalısın b "suçtur" , insan zihninin yarattığı otomobil (kaza)vs ölmemelisin bu kader değil insan zihni tanrı olup seni öldürmüştür (cinayettir) ama ben araba kullandım "bile bile" öldüm . dediğinde yine kendini rahatlatırsın "tabi bunu kendine yapmayacağın için başka sevdiğin için düşünürsün
"
yalnız önemli nokta; insan zihninin yarattığı nedenlerden dolayı mutsut olmamalısın b "suçtur" , insan zihninin yarattığı otomobil (kaza)vs ölmemelisin bu kader değil insan zihni tanrı olup seni öldürmüştür (cinayettir) ama ben araba kullandım "bile bile" öldüm . dediğinde yine kendini rahatlatırsın "tabi bunu kendine yapmayacağın için başka sevdiğin için düşünürsün
Geraltın kılıcı
Üstün
Yahu, her insanın sevgi derecesi farklıdır. Sen dedene karşı böyle bir tepki vermişsin, benim dedem öldüğünde ben pek üzülmedim bile. Bu bir şeyi çürütmüyor ki, daha öznel düşünmelisin bu mevzuları. Allah muhafaza, çocuğunun ölü doğduğunu veya eşine araba çarpıp öldüğünü düşün. Bunu öyle, artık acı çekmeyecek eheheh diye kapatamazsın. Sonsuza kadar çekersin bu acıyı.
Ayrıca yaşadığımız anılar falan bunlar safsata, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil. Yaşadığın anılar öldüğünde bitecek. Geriye hiçbir şey kalmayacak. Yediğin yemekler, içtiğin içecekler, elde ettiğin haz ve zevkler. Öldüğünde bitecek, tanıdığın hiç kimseyi tanımayacaksın, bir daha görmeyeceksin. Ne anneni, ne babanı, ne sevdiklerini, ne de bir başkasını. Bunlar öyle bir kelimeyle "Ama ben de olmuyor ki" diyerek atlatmak kelime ucuzculuğundan başka bir şey değil.
Yahu, zaten çürüteceğimi söylemiyorum. Ne anlıyorsun? İnsanlar için her şey farklılık gösterir anlayamıyor musun?
Allah muhafaza, çocuğunun ölü doğduğunu veya eşine araba çarpıp öldüğünü düşün. Bunu öyle, artık acı çekmeyecek eheheh diye kapatamazsın. Sonsuza kadar çekersin bu acıyı.
"Ayrıca yaşadığımız anılar falan bunlar safsata, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil. Yaşadığın anılar öldüğünde bitecek. Geriye hiçbir şey kalmayacak. Yediğin yemekler, içtiğin içecekler, elde ettiğin haz ve zevkler." Öldüğünde bitecek, tanıdığın hiç kimseyi tanımayacaksın, bir daha görmeyeceksin. Ne anneni, ne babanı, ne sevdiklerini, ne de bir başkasını. Bunlar öyle bir kelimeyle "Ama ben de olmuyor ki" diyerek atlatmak kelime ucuzculuğundan başka bir şey değil.
İnsanları öldüklerinde mutsuz olacak kadar sevmiyorum. Amacım ve ideallerim her şeyden üstün gelir. (Dediğim düşünce farklılığı.) Ayrıca ölümün neyi kötü? Zevk veya hazlar yaşadığın anılarda güzeldir. Ancak bir yerden sonra sıkıcı gelirler. Ayrıca herhangi bir şeyi "aşırı" saplantı derecesine getiremeyecek kadar da sevemiyorum. Mesela, alkol içsem veya sigara içsem dahi bağımlı olmam. Çünkü tatmini o vakitten sonra benim için yok hükmündedir. İnsanlar içinde bu geçerlidir. Bağımlısı olamam. Duygusuz diyebilirsin belki ancak çoğu dindardan daha neşeliyimdir, daha idealizeyimdir. Çünkü kişiliğim bu. Senin kişiliğin ile benim kişiliğim bir bütün olsa sence saçma olmaz mı? Bence olurdu. Örnek vermem gerekirse eğer dr. Jekyll ile bay Hyde'ı örnek veririm. 2'side birbirine zıt ancak pişman değiller.
"Yaşlanma" tanrısaldır dolayısıyla yaratıcı ile ilgili, kendinin veya başka bir "sevdiğinin" yaşlanacağını kabul etmediğinde "inançsızlık" oluşur ve bu insanı çok rahatsız eder "hasta bile olursun" esasen yaratıcı bizleri yaşlandırdığında bizim algımıza göre kötü bir şey yapıyor şeklinde düşünülebilir. Ama belki de bu iyidir yani biz kendi açımızdan genç kalalım ve ölümsüz olalalım şeklinde düşünüyor olabiliriz fakat yaratıcı yaşlandırarak aslında başka mesajlar veriyor "seni yaşamdan yavaş yavaş alıyorum" ve bunu kabullenmek zorundasın (başka türlü mutlu olamazsın) dolayısyle herkes aslında yaratıcıya inanır.
Yalnız önemli nokta; insan zihninin yarattığı nedenlerden dolayı mutsut olmamalısın b "suçtur", insan zihninin yarattığı otomobil (kaza)vs ölmemelisin bu kader değil insan zihni tanrı olup seni öldürmüştür (cinayettir) ama ben araba kullandım "bile bile" öldüm. Dediğinde yine kendini rahatlatırsın "tabii bunu kendine yapmayacağın için başka sevdiğin için düşünürsün"
Bende o tarz şeyler olmuyor çünkü ne inanıyorum ne inanmıyorum. Tanrı eğer varsa bile mutlak uykunun en mantıklısı olacağını düşünüyorum.
Son düzenleme:
Kardeş sen hikayelerle kafayı bozmuşsun, gerçek hayatı da böyle bir şey sanıyorsun herhalde. Daha fazla açıklamaya lüzum yok, gotik hikayelerinle iyi eğlenceler.
Benzer konular
Yeni konular
-
İzale-i şuyu davası ne kadar sürer ve aşamaları nedir?
- dvsvroowvwc18347
- Mesaj: 2
-
-
-
-
-
Schengen vizesinin 2030'a doğru dijitalleşmesi planlanıyor!
- Rubiks Cube
- Mesaj: 1
-
RTX 3060 sistemde CoD Warzone'da görüntünün çamur gibi olması sorunu
- Daryl Dixon
- Mesaj: 3
-
-