Sonsuz mülk sahibi birinin bir taraftan alıp diğer tarafa vermesi saçma olur. Sanırım bunda sandığın gibi seni teselli edebilecek bir şey yok. Dahası inandığın din asla emin olmaman gerektiğini vurgularken senin daha şimdiden -yaşın kaç bilmiyorum- kendini cennete gidecekler arasına kafadan yazmış olman, "gitmeyecekler" diye oluşturduğun kümedeki insanlara hem acıma hem de çekecekleri acıdan faydalanma duygusuyla bakman komik. Peygamber mezardaki ölülere inanç ayırmaksınız afları için dua ederken senin böyle düşünmen cennete gideceklerden olmayacağına bir delil olabilir. Bu durumda sende birinin cennetine kaynak oluyorsun. O bundan keyif almalı değil mi? :)

Cennete gideceğine emin olan kafirdir ve cehennemi hakeder. Peygamberimiz bile ben cennete gideceğim demez sonumun ne olacağını bilmiyorum der. Bir Müslüman eninde sonunda cennete gidecektir ve orada Müslüman olmayıp Hakk ı terk edenlerin payları kendisine verilecektir. Müslüman olarak ölüp ölmeyeceğim belli değildir. Genel konuşuyorum her Müslüman cennetliktir önce günahları için cehennemde yansa bile sonu cennettir. Hristiyan musevi ve inançsızların yeri de sonsuza dek cehennemdir. Müslüman Allah'tan cennetten ümit kesmez oraya gidecekmiş gibi çalışır günahı dağlar kadar olsa da ümidini kesmez. Ümidi kesmemekle ben kesin cennetliğim namaza gerek yok demek aynı şey değildir. Şeytan günahı çok olduğu için değil Allah'tan ümidsiz olduğundan cehennemlik olmuştur.
 
Bir Müslüman eninde sonunda cennete gidecektir. Genel konuşuyorum her Müslüman cennetliktir önce günahları için cehennemde yansa bile sonu cennettir.
Tanrı varsa ve gerçekten adaletli ise her Müslüman cennete gitmeyecektir. Benim fikrim bu. Alıntıladığım kısma kesinlikle inanmamı beklemeyin. Bütün ülkenin ayağa kalkması gereken pislikleri bile gördüğümüz Müslüman'lar var. Elinde sonunda cennete gideceklerine inanmıyorum.

İsterseniz "Allah'ın adaletine mi güvenmiyorsun?" şeklinde mesajınızı şimdiden hazırlayın. Nasıl bir adalet ki her ne yaparsan yap Müslüman olduğun için eninde sonunda cennete giriyorsun.

İslam dinine göre Hâbil ve Kâbil olayı vardı. Kendi öz kardeşini öldürerek dünyada daha 6 insan var iken cinayet işlemiş. Sonra da bize "Dünyada işlenecek olan tüm cinayetlerin hesabı da kardeşini öldüren, ilk cinayeti işleyen Kâbil'e sorulacak." denmişti.

Doğru mu hatırlıyorum diye şimdi tekrar Google'a sordum ve karşıma şöyle bir sayfa geldi:

1751738446875.webp


Şimdi bunu hesaba katarsak, İsrail'in Filistin'i bombalası, H*mas terör örgütünün İsrailli sivillere saldırmasından tutun Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, çıkar cinayetleri, kadın cinayetleri, terör saldırıları ve daha niceleri sırf "Kadın uğruna cinayet işleyen Kabil'e" mi sorulacak?

Bana bu da tamamen saçma geliyordu.

Müslüman olmayıp Hakkı terk edenlerin payları kendisine verilecektir.
Yüzlerce "Bize inanmaz isen tanrı seni cezalandıracak." diyen din var. İslam hoşgörü dini ise neden bunu söyleyen dinler arasında? Tanrı hani merhametli idi? İslam'ı mantıksız bulan bireyin inanmadığı için cezalandıracak olması size çok abartılı gelmiyor mu?

İslam'ın tanrısı neden böyle demiyor:
Abby Anderson dedi:
"İman etmek zorunda değilsin. Sadece dürüst ol. Kendine karşı. Evrene karşı. Eğer bir Tanrı varsa, o zaten senin içtenliğini bilir. Dürüstçe arayan birini, inanmıyor diye cezalandırmak Tanrı’ya değil, zorba bir lidere yakışır. Hakikat, korkuyla değil, özgürlükle aranır."

ChatGPT'nin bu söylediği çok hoşuma gitti :)

Hristiyan, Musevi ve inançsızların yeri de sonsuza dek cehennemdir.
Diğer dine inanan insanlar, o dini doğru bulduğu için inanıyorlar. İslam Tanrısı bunu da cezalandırıyor. Mantıklı mı?

Saygılarımla. Umarım bu mesajım Müslüman takipçilerimin kalbini kırmaz. Ama düşüncelerimi yazmak istedim. Bu arada bir Tanrının olduğuna inanıyorum.
 
Tanrı varsa ve gerçekten adaletli ise her Müslüman cennete gitmeyecektir.

Demişsin. Hayır her Müslüman cennete gidecektir. Kimisi hesap görmeden sorgusuz sualsiz cennete ışık hızında girecektir. Kimisi mahşerde çokça bekledikten sonra kimisi hesabını verdikten sonra kimisi de cehennemde cezasını çektikten sonra cennete girecektir. Cehennemdeki cezası 100 bin yıl ise 100 bin yıl defalarca yanacak kömür olacak tekrar etler tazelenip ertesi gün yine cayır cayır yanacak. Yandığı her gün keşke Müslüman olarak görevlerimi tam yapsaydım keşke kul hakkı yemeseydim keşke ana babama kötülük yapmasaydım keşke çalmasaydım keşke öldürmeseydim diyerek pişman olacak ancak 100 bin yıl yanacaktır. Sonra ise hayat ırmağına atılacak yepyeni bir vücutla cennete koşacaktır. Kendisine en az 10 dünya büyüklüğünde cennet verilecektir. Öyle çöl buz deniz değil haa her metrekaresi yeşillik köşkler saraylar meyveler eğlenceler güzeller canının çektiği her şey. En kötü Müslüman'ın ödülü en az 10 dünya kadar cennete sahip olmak.

Asıl can alıcı husus şu dünyada adı Müslüman olan ben Müslüman'ım diyen 2 milyar insan olsun peki Allah katında kaç tanesi gerçek Müslüman acaba, kaç tanesi Müslüman görünümlü münafık acaba, kaç tanesi Müslüman gibi görünüp kafirden daha beter işler yapıyor acaba. Allah bunların hepsini biliyor 2 milyar Müslüman'ın belki sadece 100 bini gerçek Müslüman 1.9 milyarın müslümanlığını Allah kabul etmeyecek kıldığı namazı yüzüne çarpacak belki de. Belki de ben de Allah'ın hoşnut olduğu müslümanlardan değilimdir. Hesap günü gerçek Müslüman olup olmadığımı Allah bana haber verecek inşallah o gün utanıp mahcup olup cehenneme düşenlerden olmam. Adı Müslüman olup her türlü ahglaksızlığı yapanları bana örnek verme, Müslüman'lık şöyle kötü böyle kötü deme. Kötü olan Müslüman gibi yaşamayan insanlardır. Evet müslümansan cennet var ama Allah müslümanlığını tasdiklerse cennet var. Allah'ı kandırmak için yalandan namaz kılanların vay haline gösteriş için yardım dağıtanın vay haline, gösteriş için kuran okuyanın vay haline.

Nasıl bir adalet ki her ne yaparsan yap Müslüman olduğun için eninde sonunda cennete giriyorsun.

Gördüğün gibi Müslüman olmak kolay değil Müslüman gibi yaşamak da kolay değil. Allah'ın müslümanlığını tasdikleyeceği de kolay değil. Tasdik etti ama günahın dağlasr kadar 100 bin yıl yanmak da hiç kolay değil. Tabii ki sonsuza kadar yanmaktan iyidir hiç olmazsa ümidin var 100 bin yıldan geri sayarsın 60 yıl ömür için 100 bin yıl yanmak çok ağır ceza ama kafirleri görünce şükreder herhalde.

Umarım bu mesajım Müslüman takipçilerimin kalbini kırmaz. Ama düşüncelerimi yazmak istedim. Bu arada bir Tanrının olduğuna inanıyorum.

Allah umarım yaratıcıya inancını İslama geçmenle tamamlar da sen de kurtulanlardan olursun kardeşimiz olursun. Bilemezsin belki ben inançsız sen hakiki Müslüman olarak gözlerini yumacaksın. Son cümlendeki naiflikten dolayı belki Allah sana iman etme yolunu kolaylaştıracaktır. Allah yolunu bahtını açık etsin diyerek sana dua ediyorum.

Diğer dine inanan insanlar, o dini doğru bulduğu için inanıyorlar. İslam tanrısı bunu da cezalandırıyor. Mantıklı mı?

Allah'a inanan insan Allah'ın zerre miktar miktar haksızlık yapmayacağını bilir ve inanır. Zaten Allah'a güvenmeyen onu küçümseyen ona saygı duymayan insan ilk düğmeyi yanlış iliklemiştir gerisi hep yanlış olacaktır. Haa Allah'ın hükmüne aklı ermiyorsa mantığı almıyorsa ki bu da normaldir bizim küçücük aklımızla Allah'ın işlerinin hikmetini bilmemiz mümkün değildir. Sadece güveniriz ve kendimizi ona teslim ederiz. Ameliyat olacaksın tıpla ilgili en küçük bilgin yok, çok kritik bir ameliyata giriyorsun. Doktorun işine karşır mısın, o neşter ne oluyor neden anestezi yapıyorsunuz neden ameliyathane çok soğuk diye her adımı sorgular mısın yoksa canımı emanet ediyorum deyip doktora saygıyla dua ile boyun mu eğersin.

Bilmediğin işte büyük olana bilene itaat edilir güvenilir. Onun işine bizim aklımız erseydi zaten tanrı biz olurduk. Ameliyatın her şeyinden anlasaydık doktor biz olurduk. Misal doktora en çok kim saygı duyar yine bir başka doktor çünkü işin zorluğunu hassasiyetini en çok o bilir.

yüzlerce "bize inanmaz isen tanrı seni cezalandıracak." diyen din var. İslam hoşgörü dini ise neden bunu söyleyen dinler arasında? Tanrı hani merhametli idi? İslam'ı mantıksız bulan bireyin inanmadığı için cezalandıracak olması size çok abartılı gelmiyor mu?

Ahmet çoban, Mehmet okuyor. Mehmet ömrünün 20 yılını okuyarak sınavlara girerek geçirmiş ve doktor olmuş. Ahmet diyor ki bana da lise diploması verin bana da üniversite diploması verin bana da doktorluk belgesi verin. Bakıyorlar Ahmet çok düzgün çok kültürlü biri ancak liseye kaydı yok, üniversiteye kaydı yok. Hiçbir sınava girmemiş. Ahmet çok tatlı güzel çocuk diye ona da doktorluk unvanı verirsek hem Mehmet'e haksızlık hem de hastalara haksızlık olur değil mi? Müslümanlıkta kaydın yoksa, kıldığın namaz yoksa ömür boyu Müslümanlıktan habersiz yaşayıp bakın ben de iyi insanım ben de dürüstüm demenin anlamı yok. Kural en baştan konur herkes kuralı bilir tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz. Hristiyan gibi yaşa Müslüman gibi cennete git. Ne güzel dünya bir akıllı sen misin derler. Haa insanları ikna ettin Allah'ı tanımayan bilmeyen insana mükafat olmaz. Ev sahibini tanımayan ev sahibine saygısızlık yapana ev sahibi de misafir demez kovar.

Şimdi bunu hesaba katarsak, İsrail'in Filistin'i bombalası, Hamas terör örgütünün israilli sivillere saldırmasından tutun Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, çıkar cinayetleri, kadın cinayetleri, terör saldırıları ve daha niceleri sırf "kadın uğruna cinayet işleyen kabil'e" mi sorulacak?

İyi çığır açanların amel defterleri hep açık olur. Güzel bir gelenek başlatanlar bu gelenek devam ettikçe hep sevap kazanırlar. Kötü çığır açanlar da bunun bedelini öderler. Örneğin Hz isa Allah'ın oğludur yalanını ilk atan kişi en büyük suçludur. O böyle bir şeyi uydurmasaydı binlerce kişi bu günahtan dolayı ceza görmeyecekti. İlk defa erkek erkeğe cinsel ilişkiye giren bunu toplumda yayılmasını sebep olan kişi en büyük suçludur.
Kendimden örnek vereyim 13 yaşındayım insanın zoruna el şakaları yapıyorlar veya arkana geçip düşürüyorlar veya ananas aldırdım gibi küçük kelime oyunları yapıyorlar. Ben böyle insanları küçük düşürmeye onurlarını kırmaya aptal yerine koymaya çalışılan şakalardan dolayı çocuk saflığımı insanlara olan güvenimi iyi niyetimi kaybettim. Kötülükler küçük küçük başlar. O el şakalarını vs kim ilk defa başlattıysa en suçlu odur çünkü tertemiz yüreklere başkalarına güvenmemeyi insanlara kötülük yapıp gülmeyi alay etmeyi aşılıyorlar. Saflığı temiz yürekli olmayı öldürüyorlar. İnsan bir kez güven kaybı yaşadı mı hep temkinli olur.

Kabil kötü çığır açtı Habil ise iyi çığır açtı ben de Habil gibi hep iyi niyetli ve dürüst olacağım iki yüzlü olmayacağım kandırmayacağım bana öldürmek için el uzatılsa da katil olmayacağım diyen insanlar bunu Habilden öğrendi.

diğer dine inanan insanlar, o dini doğru bulduğu için inanıyorlar. İslam tanrısı bunu da cezalandırıyor. Mantıklı mı?
Allah diyecek ki mahşerde beni bırakıp da kime inandıysanız ona gidin o sizi kurtarsın haydi diyecek. Hristiyan'lar tanrısını arayacak yok, Hz isa ya gidecekler o ben Allah'ın oğlu değilim ben Allah'ın sadece bir peygamberiyim sizi kim kandırdıysa ona hesap sorun diyecek.
Zerdüştler ateşe koşacak tanrımız diye, budistler Bu Da'ya koşacak tanrımız diye, putperestler putlarına koşacak tanrımız diye, benim aklım her şeye yeter Allah'a ihtiyacım yok diyenler kendi nefislerine koşacak tanrımız diye. O tanrı diye sanılan tüm varlıklar onlardan kaçacak biz tanrı değiliz siz sapık insanlarsınız deyip onları yüzüstü bırakacak. Sonra kös kös Allah'ın huzuruna çıkacaklar biraz önce kendi tanrılarının yalan olduğunu görenler Allah'tan ne isteyebilirler ne hakları var. Her şeyi yaratan Allah'ı tanrı kabul etmeyip taş parçasına veya kendi zekasına aklına tapanların hakettiği ceza nedir? Günümüzde Fenerbahçe için ölürüm Galatasaray için yakarım diye fanatiklik yapanlar Allah için ölürüm demiyorlar demek ki onların tanrısı Allah değil artık. Namaz saatinde heyecanla namaza değil de maça futbola koşanların da yüreği Allah aşkıyla değil zevkle eğlenceyle fanatiklikle çarpıyor demektir. Git o zaman ahiretteki ödülünü de en çok sevdiğin şeyler versin. Ben de çok futbol izlerim ama fanatik değilim ancak maç saatiyle namaz saati çakıştı mı maç izlerim. Yarın hesap gününde de bu yüzüme vurulsa cezası neyse hakettim derim haklısınız derim.

peki başka tanrıya inanmanın ne zararı var?
Avusturya'lı yetkililer, 73 yaşındaki bir adamın, kızını 24 yıl boyunca penceresiz bir bodrumda nasıl hapsettiğini, ona defalarca tecavüz edip...
Bu cani Allah'a inanıyor olsaydı, cehenneme inanıyor olsaydı, işlediği suçun cezasının ne kadar ağır olduğunu bilseydi, her cuma Allah'ın huzuruna çıkıp namaz kılsaydı günde 5 vakit namaz kılsaydı yaptığı işten utanıp 3 saat sonra tövbe ederdi kızından af diler onu serbest bırakırdı. 3 saat değil 3 gün değil 3 ay değil 3 yıl değil tam 24 yıl boyunca her gün tecavüz nedir? Hem de kendi kızına. Buna başlarken de 51 yaşındasın.

Hindistan da kast sistemi var. Üst kasttaki ayrıcalıklı kişiler alt kattaki kişilere saldırsa tecavüz etse bile onlar insan yerine konmadığı için ceza almıyorlar. Ceza almayacaklarını bildikleri için her gün onlarca erkeğin bir kız çocuğuna tecavüz haberlerini okuyoruz. Orada İslam olsaydı kast sistemi olmazdı her insan eşittir denirdi.

Bizim ülkemizde de bu gibi olaylar maalesef bazı yurtlarda vs yerlerde oluyor. En çok güvendiğin en çok dine bağlı olması gerekenler bunu yapıyor tabii hepsi için geçerli değil ancak yine de oluyor. Demek ki gerçek Müslüman değil adı Müslüman içi inançsız. Bu tip insanlar daha tehlikeli çünkü iyi zannedip güveniyorsun.

İşte bu örnekler gerçek müslümanlığın niçin gerekli olduğunu gösteriyor. Diyebilirsin ki avrupalılar bizden daha temiz daha çalışkan vallahi onlar bir de Müslüman olsalar 10 numara olacak. Adı Müslüman olan biz ancak Hristiyan'lar bazı konularda müslümanlara ders verecek kadar hayranlık uyandırıcı yine de bu onların en büyük günahlarını örtmeye yetmeyecektir. Bizimkilerin adının Müslüman olması da onları kurtarmaacaktır Müslüman gibi yaşamadıktan sonra. Avrupalıların bize imrenmesi gerekirken biz onlara imreniyoruz temizlik çalışkanlıkta.

Böyle bir inanç sisteminin sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Kalben inanılmadığı sürece de tanrının bizleri cennete sokacağını sanmıyorum. Ben de asla tamamen, kalbimle inanamayacağıma göre inanıp inanmamam oldukça önemsiz kaçıyor. Ben inanmak değil, bilmek istiyorum açıkcası.
Ahirette her şeyi apaçık bileceksin ancak bilmenin hiç faydası olmayacak orada önceden inanmanın faydası olacak.Üniversiteyi bilmiyoruz orada derslere girmedik tıp fakültesi nasıl bir yerdir bilmiyoruz ancak orayı kazanmak için 5. sınıftan itibaren çok düzenli sıkı bir çalışma içinde olmak gerekir.Tüm hazırlıklar o ideale ulaşmak içindir.Tıp faskültesini kazanınca orada okuyunca her şeyi öğreniriz demek yıllarca emek verdiğim yer burasıymış deriz.Sonra burası çok güzelmiş iyi ki burayı kazanacağıma inanıp çok çalışıp buraya gelmişim deriz.Sonra 6 yıl boyunca çok çok daha büyük bir zorlu mücadele daha dönemi bizi bekler.Hiç doktorluk yapmadık ancak 6 yıl sıkı çalışırsak onu hakedeceğimizi bizi güzel günlerin beklediğine inanıyoruz.İnanmazsan zaten insanın çalışası gelmez motive olamaz.Önce inanmak çalışmak sonra bilgi gelir.Ahirettesin Allahın ne kadar büyük olduğunu güçlü olduğunu cehennemin ne kadar yakıcı cennetin ne kadar güzel olduğunu bizzat şahitlik ettin her şeyi biliyorsun ama ne fayda amel defterinin sevap tarafı bomboş hiçbir hazırlık yok.

Böyle bir inanç sisteminin sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Kalben inanılmadığı sürece de tanrının bizleri cennete sokacağını sanmıyorum. Ben de asla tamamen, kalbimle inanamayacağıma göre inanıp inanmamam oldukça önemsiz kaçıyor. Ben inanmak değil, bilmek istiyorum açıkcası.
Ahirette her şeyi apaçık bileceksin ancak bilmenin hiç faydası olmayacak orada önceden inanmanın faydası olacak.Üniversiteyi bilmiyoruz orada derslere girmedik tıp fakültesi nasıl bir yerdir bilmiyoruz ancak orayı kazanmak için 5. sınıftan itibaren çok düzenli sıkı bir çalışma içinde olmak gerekir.Tüm hazırlıklar o ideale ulaşmak içindir.Tıp faskültesini kazanınca orada okuyunca her şeyi öğreniriz demek yıllarca emek verdiğim yer burasıymış deriz.Sonra burası çok güzelmiş iyi ki burayı kazanacağıma inanıp çok çalışıp buraya gelmişim deriz.Sonra 6 yıl boyunca çok çok daha büyük bir zorlu mücadele daha dönemi bizi bekler.Hiç doktorluk yapmadık ancak 6 yıl sıkı çalışırsak onu hakedeceğimizi bizi güzel günlerin beklediğine inanıyoruz.İnanmazsan zaten insanın çalışası gelmez motive olamaz.Önce inanmak çalışmak sonra bilgi gelir.Ahirettesin Allahın ne kadar büyük olduğunu güçlü olduğunu cehennemin ne kadar yakıcı cennetin ne kadar güzel olduğunu bizzat şahitlik ettin her şeyi biliyorsun ama ne fayda amel defterinin sevap tarafı bomboş hiçbir hazırlık yok.
 
Son düzenleme:
Ben de bir dönem, özellikle dinden çıktıktan sonra bir Tanrıya inanmak istedim. Çünkü insan kötü bir dönemden geçtiğinde ya da yalnız hissettiğinde onun yanında olan ve dinleyen bir Tanrı inancı çok iyi hissettiriyor.

Ama bu fikir üzerine ne kadar çok düşündüysem, Tanrı fikri bana giderek mantıksız gelmeye başladı. Evrenin büyüklüğü ve karmaşıklığı bir yana, özellikle dünyadaki acı ve kötülük problemi beni çok düşündürdü. Eğer her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve sonsuz merhamet sahibi bir Tanrı varsa, neden bu kadar acı ve haksızlık var? Madem sonsuz güce sahip, bizleri yaratıp bir sınava sokmaya ne ihtiyacı var? Teistler genelde bu durumu, okulda girilen ders sınavlarına benzetirler; fakat o sınavlara kendimiz isteyerek gireriz. Oysa bu evrene kimseye “gelmek ister misin?” diye sorulduğunu düşünmüyorum.

Tanrı kavramı çoğu zaman bir boşluk doldurma yöntemi gibi geliyor. İnsanlar cevap veremedikleri herhangi bir soru karşısında bu boşluğu Tanrı ile dolduruyorlar.

Birçok insanın Pascal'ın kumarı'nı oynadığını gördüm: “ya varsa?” diye düşünüp Tanrıya inanmayı tercih ediyorlar. Fakat Pascal'ın gözden kaçırdığı çok önemli bir şey var: Samimiyet. Eğer bir Tanrı varsa ve her şeyi biliyorsa, bizim inancımızın içten olup olmadığını da bilir. Sadece cehennemden korktuğumuz ya da cennete gitmek istediğimiz için Tanrıya inanmak, samimi bir inanç değildir. Tanrı varsa, bu tür bir inancı kabul edeceğini sanmıyorum.

Ayrıca, Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ne kesin olarak reddedebiliriz ne de var olduğunu söyleyebiliriz, çünkü kendisiyle ilgili doğrudan bir bilgi elimizde yok.

Dini inançlarda ise durum farklıdır; Tanrılar kendileri hakkında birçok bilgi verir. Örneğin, merhamet sahibi, sonsuz güce sahip olduklarını söylerler. Kutsal kitaplar, mucizeler veya peygamberler aracılığıyla iletişim kurdukları iddia edilir. Bu tür iddialar düşünüp sorgulanabilir. Oysa bilinemez bir Tanrı hakkında böyle bir tartışma yapmak mümkün değildir. Sonsuz güce sahip diye atadığımız özellikler bile tamamen insanların ortaya attığı fikirlerdir.

Düşüncelerimi aktarırken çok dikkat ettim ve yeri geldi uzun uzun yazıp sildim çünkü çok hassas bir konu. Bu fikirler ve düşünceler insanı genelde boşluğa sürükler fakat hayatta kendi amacını oluşturup ona göre yaşamak, işte boşlukları dolduran bunlardır. En azından benim şahsi görüşüm bu yönde.
 
Son düzenleme:
Komik. Milyarlarca insanın öldükten sonra krallar gibi yaşayabileceklerine ve şu anda krallar gibi yaşayanların da işkence çekeceğine inanması sadece... Komik. Ve narsist. Kendisini, insanlığı çok önemli sanan birisi cahildir.
 
Ben de bir dönem, özellikle dinden çıktıktan sonra bir tanrıya inanmak istedim. Çünkü insan kötü bir dönemden geçtiğinde ya da yalnız hissettiğinde onun yanında olan ve dinleyen bir tanrı inancı çok iyi hissettiriyor.

Ama bu fikir üzerine ne kadar çok düşündüysem, tanrı fikri bana giderek mantıksız gelmeye başladı. Evrenin büyüklüğü ve karmaşıklığı bir yana, özellikle dünyadaki acı ve kötülük problemi beni çok düşündürdü. Eğer her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve sonsuz merhamet sahibi bir tanrı varsa, neden bu kadar acı ve haksızlık var? Madem sonsuz güce sahip, bizleri yaratıp bir sınava sokmaya ne ihtiyacı var? Teistler genelde bu durumu, okulda girilen ders sınavlarına benzetirler; fakat o sınavlara kendimiz isteyerek gireriz. Oysa bu evrene kimseye “gelmek ister misin?” diye sorulduğunu düşünmüyorum.

Tanrı kavramı çoğu zaman bir boşluk doldurma yöntemi gibi geliyor. İnsanlar cevap veremedikleri herhangi bir soru karşısında bu boşluğu tanrı ile dolduruyorlar.

Birçok insanın Pascal'ın kumarı'nı oynadığını gördüm: “ya varsa?” diye düşünüp tanrıya inanmayı tercih ediyorlar. Fakat Pascal'ın gözden kaçırdığı çok önemli bir şey var: Samimiyet. Eğer bir tanrı varsa ve her şeyi biliyorsa, bizim inancımızın içten olup olmadığını dabilir. Sadece cehennemden korktuğumuz ya da cennete gitmek istediğimiz için tanrıya inanmak, samimi bir inanç değildir. Tanrı varsa, bu tür bir inancı kabul edeceğini sanmıyorum.

Ayrıca, tanrı'nın varlığı ya da yokluğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ne kesin olarak reddedebiliriz ne de var olduğunu söyleyebiliriz, çünkü kendisiyle ilgili doğrudan bir bilgi elimizde yok.

Dini inançlarda ise durum farklıdır; tanrılar kendileri hakkında birçok bilgi verir. Örneğin, merhamet sahibi, sonsuz güce sahip olduklarını söylerler. Kutsal kitaplar, mucizeler veya peygamberler aracılığıyla iletişim kurdukları iddia edilir. Bu tür iddialar düşünüp sorgulanabilir. Oysa bilinemez bir tanrı hakkında böyle bir tartışma yapmak mümkün değildir. Sonsuz güce sahip diye atadığımız özellikler bile tamamen insanların ortaya attığı fikirlerdir.

Düşüncelerimi aktarırken çok dikkat ettim ve yeri geldi uzun uzun yazıp sildim çünkü çok hassas bir konu. Bu fikirler ve düşünceler insanı genelde boşluğa sürükler fakat hayatta kendi amacını oluşturup ona göre yaşamak, işte boşlukları dolduran bunlardır. En azından benim şahsi görüşüm bu yönde.

Allah'a iman etmek ve emirlerini yerine getirmek için elinden geldiğince uğraşmak çok zor bir şeymiş gibi gelmiyor. Ancak iman etmeyenleri görünce, kimisinin önce iman edip sonra ayrıldıklarını görünce imanı korumanın bile başlı başına çok büyük bir başarı olduğunu görüyorum. Samimi içten bir teslimiyetin imanın ise paha biçilemez olduğunu görüyorum. Anne babasından, kendi canından bile daha çok Allah'ı sevip Allah için yaşayanların ise en değerli varlıklar olduğunu düşünüyorum. İşte böyle insanlar derece derece birbirinden ayrılıyor. Güzel iyi insanlar iyi yere verilen nimetlere kör olanlar ise kötü yere. Günümüzde iyiler yeterince ödüllendirilmiyor kötüler ise istedikleri gibi at koşturuyor. Allah'ın adaleti ise yerin binlerce metre altındaki hardal tanesi kadar iyiliğimizi veya kötülüğmüzü çıkarıp tartıya koyacağını söylüyor. Bu ne güzel bir adalet bu ne güzel yaratıcı.
 
Korkan düşünsün. Herhangi bir durum karşısında güzel bi’ düşünme sürecim var:

Elimden bir şey gelir mi? Gelirse korkacak bir şey yok. Gelmezse yine korkacak bir şey yok.
Herhangi bir durum karşısında güzel bi’ düşünme sürecim var:

En kötü ihtimale göre yaşa. En kötü ihtimaller imansızlık ve münafıklık.Cezası: cehennemin en alt katlarında sonsuz azap.
İmansızlık ve münafıklık karşısında en büyük avantajım samimiyet ve dürüstlük.Mükemmel biri olmayabilirim,çok güçlü olmayabilirim,çok sabırlı, çok çalışkan çok ibadet eden biri olmayabilirim ancak çok günahım olduğunu çok çalışkan olmadığımı çok ibadet etmediğimi Allaha çok layık bir kul olmadığımı aciz zayıf kıt akıllı biri olduğumu kabul edersem yani dürüst olursam kibirden uzak olursam bunun yanında küçük de olsa az da olsa Allah için samimiyetle özenle Allahtan çok çok korkarak ibadet eder namusumla para kazanır kimsenin kul hakkına girmezsem belki bağışlanırım belki Allahın teveccühüne mazhar olurum çünkü bilirim ki çok ibadeti olan değil çok samimi olanlar hem kendine hem Allaha karşı safiyane dürüstçe davrananlar affa nail olur.
En kötüye hazırlanan kötü sürpriz yaşamaz,şoka uğramaz pişmanlık yaşamaz zaten o hep en kötüsünü düşünüp güzey şeyler olacak umuduyla yaşamıştır.Benim ölüme ve ahirete hazırlığım da bu.
 
Uzunca bir süre bu konu hakkında düşündüm. Dinden çıktıktan bu yana birçok kitap ve yazı okudum, videolar izledim. İki tarafın da argümanlarına baktım. Hatta açıkçası tanrı fikrine inanmak istedim. Ama nedense tanrı fikri bana çok garip geliyor. Daha güneş sistemimizin dışında ne olduğunu adamakıllı bilemiyorken nasıl olur da evrenin dışı hakkında bu şekilde net yorumlar yapabiliyoruz anlamıyorum. Her ne kadar bilim kurgu romanlarına ve filmlerine konu olsa da ben tüm bu curcunayı, evrim sürecini uzaylı bir ırkın bile başlatmış olabileceğini düşünüyorum ve mantığım bunun tanrı fikrinden daha iyi olduğunu söylüyor. Tanrı hep bana boşluk kapatıcı bir kavrammış gibi geldi. Sorunlari çözmüyordu sadece bir adım öteye taşıyordu. Simulasyon da bile olmadığımız kesin değilken bazı insanların tanrı fikrine bu kadar samimi bir şekilde bağlanabilmesini garipsiyorum. Belki de onlar haklıdır ve tanrı vardır, peki ya yoksa?

Tüm bu paragrafın temelinde bu soru yatıyor.

İnancını, İtikatını, Din görüşüsünü hiçbir insan değiştirmemeli...
Şu an bakarsan zaten herkes kendilerine öğretilen din ile yoluna devam ediyorlar.