Arthur'un ölümü daha romantikti ve güzel bir amaç uğrunaydı. Hikâyeye iyi yedirilmişti. Üstelik çatışmada olmasa bile hastalıktan öleceği için, ölümü bekleniyordu. Joel'un ölümü ise erken ve tesadüfi oluşu daha şaşırtıcı ve bir o kadar da sinir bozucu oldu.
Teknik açıdan daha iyi dedim hocam zaten. Oynamaya devam ederseniz dediğimi anlarsınız.
 
Hocam, tüm dediklerimi geri alıyorum. Oyun resmen bize zorla Abby’i sevdirmeye çalışıyor. Tamam, empati falan kurduruyorlar, anladık da... Yahu bu kadar derinlemesine niye işleniyor bu olay? Yaklaşık 2 saattir Abby ile oynuyorum ve o kadar sıkıldım ki! Bir de hâlâ bitmedi, dayanamayıp çıktım. Hayatımda gördüğüm en itici oyun karakteri bu Abby. Daraldım resmen. Maksimum bu kısmı 1,5 saat tutsalar yetermiş. Flashback oluyor da oluyor, yeter yahu! Bana ne Owen ile olan aşk hikâyelerinden, bana ne Abby’nin Owen’ı bulma çabasından!

Üstelik bu kısım o kadar uzun ki bitmiyor arkadaş! Tüm Ellie ile geçirdiğimiz 3 günü bir de Abby ile oynayacağız sanırım... Çünkü şu an Seattle 2. gündeyim ve ben Abby’yi hiç sevmiyorum. Bu kısımlar niye var ki? Daha da itici oldu benim gözümde Abby.

Yapay zekâya sordum, evet, tüm 3 günü bir de Abby ile oynuyormuşuz. Yahu bu kimin hikâyesi? Oyunun finaline 2 saat kala tekrar Ellie’ye geçiyormuşuz. Toplam Abby ile oynadığımız süre 7 saate yakınmış. Siliyorum oyunu. Rezillik.

Hatta ayrı bir konu açacağım insanlar da oyuna girmeden önce Ellie ile oynayacaklarını sanmasınlar.