Tanrının varlığını ispat etmek gibi bir gayem yok ki. Sadece şu var ama... Benim tepkim şunaydı, benim inancım mantıksal temellere dayanırken senin "bizden zeki canlılar da vardır" gibi temelsiz bir yola girmeyen düşüncelerin olması. Hani hep bir olasılık, "ya böyleyse, vardır, şudur"... Hani hep bir dolambaçlı yola girme arzusu.


Aslında başlıktan bağımsız metin önemli. Gödel, Lacan ve Russell iletişim kuruyor.
Mantıklı açıklama; tabii ben meyve sineği için yapılan deneyden yola çıkarak böyle bir açıklama yaptım. Ben de varsayımsal olarak fikir belirttim, tabii kimse tam olarak net bir şey söyleyemez. Zaten böyle olduğuna "inanıyorum" demek net bir açıklama sayılmaz "biliyorum" deseydim haklısınız.
 
Sorunuza tam yanıt veremem dini açıdan. Fizikçiler Higgs Bozonu (Tanrı Parçacığı) ile ilgili araştırmalar yapıyor evrenin başlangıcının nasıl olduğunu anlamaya çalışıyorlar ama başlangıç sebebini tek başına açıklamaya yetmez. Belki başka bulgular eşliğinde bu sorunuza yanıt bulabilirler . Sadece fikir olarak belirtmek istedim.
Saygılar.
 
Arkadaşın sorusuna yanıt olarak İslam filozoflarına göre ''Vâcibü'l-vücûd'' kavramı ile izah edilebilir yani Allah'ın varlığı kendi zatından gelir hiçbir şeye muhtaç değildir.

İnananlar için Allah, şekilden, mekandan ve zamandan bağımsız olduğu kabul edildiği için onu insan zihninde belirli bir görüntüye, şekle veya kalıba indirgemeye çalışmak kategorik bir hata olur. Felsefede bu duruma kategori hatası deniyor yani kısaca bir kavramı, ait olmadığı bir alana uygulamak.

Nacizane fikrime göre bir örnekle açıklayacak olursam, iki boyutlu dünyada yaşayan bir varlığın üç boyutu tam anlamıyla tasavvur edememesi gibi, sonlu ve zamana bağlı bir varlık olan insanın da zamandan bağımsız bir varlığı bütünüyle kavrayamaması da gayet doğal.

İçinde yaşadığımız evrene bile yabancıyız. Henüz büyük bölümünü çözememiş olan insanın, şekilden, mekandan ve zamandan münezzeh olan Allah'ın mahiyetini bütünüyle kavrayabilmesi de mümkün değil.
 
Varlığı yaratanın nasıl yaratıldığı, ne olduğu konusu Sokrates öncesi doğa filozoflarından beri tartışılagelmiş. Miletos'lu Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes her şeyin bir temelden geldiğini açıklamaya çalışmışlar ve buna arkhe (töz) demişler. Filozofların görüşleri kanun kabul edilmediğinden ve 3 bin yıldır birinin söylediğini beriki çürütmeye uğraştığından bu konuda felsefi bir sonuca ulaşmak zor.
 
Cevabı din kitapları tarafından verilmiş soruları tekrar tekrar sormanın mantığı ne ki? Doğmamış ve doğrulmamış deniyor işte. Başlangıcının başı ve sonu yoktur deniyor. Yani yaratıcının yaratılışı diye bir sorgulama konusu olamaz. Biz doğamız gereği her şeyi başlangıç ve son arasındaki süreçte algılıyoruz. Başlangıcı ve sonu olmayan bir şeyi algılayamayız. Sonsuzu algılayamayız. Zamanın dışında olma durumunu algılayamayız. Beynin çalışma prensibine aykırı olguları kavrayamayız.
 
Eğer her şeyi Allah yarattıysa, peki Allah'ı kim var etti? Açıkçası gözümde pek ciddiye alınacak bir soru değil bu. Yine de kafa yorup bir düzene sokması keyifli geldi.

"Allah'ı kim yarattı" demek aslında bir kategori yanılgısı. Çünkü yaratılmış olan, varlığı bir şarta bağlı olandır. Tanrı ise şarta bağlı olamaz, bağlı olması zaten Tanrı kavramıyla çelişir. Bu yüzden iki ayrı kategori düşünmek gerekiyor: şarta bağlı varlık ve şartsız varlık. Bir küme var olabilmek için bir sınıra ve o sınırın dışında kalan bir istisnaya ihtiyaç duyar. "Yaratılmış her şey" ya da "şarta bağlı varlıklar" kümesi de kurulabilsin diye, o kümenin haricinde duran bir istisna gerekir: şartsız varlık.

Bunu şöyle düşünebilirsiniz, odadaki herkes burada diyebilmek için önce bir odanın olması gerekir. Duvar yoksa, odadaki herkesten söz edemezsiniz. Daha somut bir örnek vereyim: OBS ile ekran kaydı alırken kendi ekranınızı kayda verirseniz görüntü iç içe sonsuza kadar çoğalır. Fakat o döngünün içinde çoğalan şeyin kendisi değil, döngüyü mümkün kılan fiziksel monitör dışarıda sabit durur. Evren de buna benzer. "Yaratılmış her şey" dediğimiz şey ekrandaki çoğalan görüntüdür. Onun dışında duran bir monitöre ihtiyaç vardır, ben ona Tanrı diyorum.

Bu noktada siz o dış çerçeveye Tanrı yerine başka bir isim verebilirsiniz, mitik bir baba, ilk ilke falan. Orası artık inanç alanına giriyor. İnanç tam da burada devreye girer. Benim asıl vurgulamak istediğim şey, kümenin dışında bir istisnanın zorunlu olduğu. O istisnanın yerine ne koyacağınız ise size kalmış.

Peki hiç istisna olmasaydı ne olurdu? O zaman şarta bağlı varlıklardan oluşan bir kümeden söz edemezdik. Bu da varlığın sürekli ertelenmesi anlamına gelir. Bir cümlenin içinde aynı anda hem özne hem nesne hem de başka bir şey olmanız gibi, sürekli kayan bir konumda kalırsınız. Bu ise sabit bir varlığın hiç oluşmaması, en baştan hiç var olmamış olmak demektir. Eğer "yaşıyorum, şu an varım" diyebiliyorsam, bu şarta bağlı varlıklar kümesinin bir şekilde kapanmış olduğunu gösterir.

Durum biraz Lacan'ın kapitone noktası dediği şeye benziyor. Kelimeler arasında anlam durmadan kayar gider, ama bir dikiş noktası gelir ve o kaymayı durdurup sabitler. Benim de dağılmamak için varlığımı sabitleyecek böyle bir dikişe ihtiyacım var. Bunun için kümenin bir sınırla kapatılması gerekir. O sınır da zorunlu olarak kümenin dışında olmalıdır. Eğer sınır kümenin içinde kalsaydı, yine aynı erteleme ve kayma durumu devam ederdi.

Evren kendi kendine var olamaz mı peki? Big Bang'i başlangıç, entropik çöküşü de son olarak kabul edelim. Bu iki uç arasında bir varlık zinciri kurulduğunu düşünelim. Bu zincirin kendi kendine ortaya çıkması, kendi kendini kapatan bir küme olması demek olur. Bu ise imkansızdır, doğrudan yokluğa karşılık gelir. Evreni var eden, başlatan, meydana getiren bir ilk nedenin olması gerekir ve bu neden dışarıda durmak zorundadır.

Sonuç olarak "Allah'ı kim yarattı" sorusu, Allah'ı yaratılmışlar kümesinin bir elemanıymış gibi ele alıyor. Oysa Allah o kümenin içinde değil, o kümeyi mümkün kılan sınırın kendisidir. Kümenin üyesi olmadığı için de bu soru onun için geçerli değildir.
Bence insan.
 
Bütün argümanla ilgili mantıksal hata fark ettim, gerçekten de varmış. Başta circular reasoning gibi geldi. Biraz araştırdım, benzer ama tam değil. Petitio Principii deniyor. Mantıksal bir safsata. Detaylı olarak açıklaması için Claude'a attım. Yazdığı yazı şöyle:

Yazar, ispatlaması gereken en kritik iddiayı ('şarta bağlı varlıklar kümesi mutlaka kümenin dışında bir istisnaya muhtaçtır') hiç kanıtlamadan, oda ve OBS ekran kaydı gibi analojilerle 'apaçık' bir gerçekmiş gibi sunuyor. Buna ek olarak bir de special pleading (istisna tanıma) hatası var: yazar 'her şarta bağlı varlığın bir nedeni/sınırı olmalı' kuralını evrene uyguluyor ama aynı kuralı Tanrı'ya uygulamıyor — gerekçesi de sadece 'Tanrı tanım gereği şartsızdır' demek. Bu, sonucu kolaylaştırmak için konulmuş keyfi bir muafiyet; aynı mantıkla biri çıkıp 'evren de tanım gereği nedensizdir' diyebilir, bunu reddetmek için gerçek bir gerekçe sunulmuyor.
 
Bütün argümanla ilgili mantıksal hata fark ettim, gerçekten de varmış. Başta circular reasoning gibi geldi. Biraz araştırdım, benzer ama tam değil. Petitio Principii deniyor. Mantıksal bir safsata. Detaylı olarak açıklaması için Claude'a attım. Yazdığı yazı şöyle:
Başta mantıksal bir hata fark ettin mi cidden yoksa en başından Claude'a "Bu yazıda mantıksal hata var mı?" diye prompt mu attın?

Çünkü genel argümanı anlayan birisi bu mesajı yazmaz:
Yazar, ispatlaması gereken en kritik iddiayı ('şarta bağlı varlıklar kümesi mutlaka kümenin dışında bir istisnaya muhtaçtır') hiç kanıtlamadan, oda ve OBS ekran kaydı gibi analojilerle 'apaçık' bir gerçekmiş gibi sunuyor. Buna ek olarak bir de special pleading (istisna tanıma) hatası var: yazar 'her şarta bağlı varlığın bir nedeni/sınırı olmalı' kuralını evrene uyguluyor ama aynı kuralı Tanrı'ya uygulamıyor — gerekçesi de sadece 'Tanrı tanım gereği şartsızdır' demek. Bu, sonucu kolaylaştırmak için konulmuş keyfi bir muafiyet; aynı mantıkla biri çıkıp 'evren de tanım gereği nedensizdir' diyebilir, bunu reddetmek için gerçek bir gerekçe sunulmuyor.