İstediğin kadar haykır, istediğin kadar çırpın, istediğin kadar isyan et ama her şey bitti. Artık yeni Türkiye bu. Üzgünüm ama gerçek bu. Sen istediğin kadar çözüm önerisi türet kafanda ama hiçbirisi gerçekleşmeyecek; umudunu kırmak için söylemiyorum, gerçekler bunlar.
Umut biteli çoook oldu zaten, bizimkisi kendimizi avundurma. Neyse, en azından arabalardaki 'Büyük' ekranlar yasaklandı...
 
Ben çok detaycı bir insanım, üzüldüm ama şunları düşündüm; bisikletli için orası uygun muydu? Araba bisikletlinin üzerine kasıtlı mı sürüldü? Araba sürücüsü hakimiyetini kaybetmiş olabilir mi? Bisikletli ve araç sürücüsü arasında tanışıklık veya husumet var mıydı? Kasıtlı mı yoksa kaza mı? Yarın bir gün ben araba sürerken aynı görüntüde olduğu gibi birine çarpabilirim, haberi orada burada paylaşırlar, aynı şekilde bisiklet sürüp ölen de ben olabilirim. Sadece birden fazla bakış açısıyla değerlendiriyorum. Ölüm hayatın gerçeği ama sorulması gereken sorular bunlar gibi geliyor bana.


"Bisikletli için orası uygun muydu?" durumu hafifletmez.
"Araba bisikletlinin üzerine kasıtlı mı sürüldü?" hafifletmez.
"Araba sürücüsü hakimiyetini kaybetmiş olabilir mi?" hafifletmez.
"Bisikletli ve araç sürücüsü arasında tanışıklık veya husumet var mıydı?" hafifletmez.
"Kasıtlı mı yoksa kaza mı?" hafifletmez.

Umut biteli çok oldu zaten, bizimkisi kendimizi avundurma. Neyse, en azından arabalardaki 'Büyük' ekranlar yasaklandı...

O büyük ekran ne ki?
 
Kafayı yemişsin ama yine de cevaplıyayım.

"Bisikletli için orası uygun muydu?" durumu hafifletmez.
"Araba bisikletlinin üzerine kasıtlı mı sürüldü?" hafifletmez.
"Araba sürücüsü hakimiyetini kaybetmiş olabilir mi?" hafifletmez.
"Bisikletli ve araç sürücüsü arasında tanışıklık veya husumet var mıydı?" hafifletmez.
"Kasıtlı mı yoksa kaza mı?" hafifletmez.
Ben hafifletilsin mi diyorum? Sence sürücüyü mü savunuyorum tüm bu yazdığımda. Gerçekten kafayı yiyen ben miyim yoksa senin duygularınının mantığının önüne geçmesi mi?