Arkadaşlar. Son zamanlarda kafamı kurcalayan sorulardan biri bu. Müslüman birisiyim.
Şimdi evreni tanrı yarattıysa tanrıyı kim yarattı?
Veya kendi kendine mi oluştu? Veya hep mi vardı?

Hep varsa hep varın ötesinde ne vardı?
Anneme bunu sorduğumda bunu sorgulamanın ateist düşüncesi olduğunu söylemişti. Yani bize denilene göre yaratılmadı, hep vardı.
 
Tanrı denilen; iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırandır. Uzaklarda aramanıza gerek yok; sizin, zıtlıklarınızı belirleyip de hükme sahip olmanızı gerektiren "şey" sizin tanrınızdir.


"Bu nasıl var oldu?" sorusu ise O'nun ahlaki temellendirmesi ile ilgilidir ki O vardır ya da yoktur, lakin soru güzel.
 
Tanrı, tanım gereği hiç kimseye benzemeyen, hiç kimseye ihtiyaç duymayan, vacibul vucud(zorunlu varlık)tır. Tanrı yaratılmaz, Tanrı yaratır. Zamanın ve mekanın hükmü altında değildir, zatı ile her şeyin üstündedir ve yücedir de.
 
"Tanrı nasıl oldu?" sorusunu ele alırken, öncelikle Tanrı'nın doğasını ve varoluşunu anlamak önemlidir. Geleneksel teistik anlayışa göre Tanrı, zaman ve mekanın ötesinde olan, ezeli ve ebedi bir varlıktır. Bu kavramlar üzerinden düşündüğümüzde, Tanrı'nın varoluşu bizim algıladığımız nedensellik, zaman ve mekan çerçevelerinin dışında yer alır. İşte bu sebeple, Tanrı'nın "nasıl" veya "ne zaman" olduğu soruları, insan aklının kavrayışıyla sınırlı olan zaman-mekan bağımlı varlıklar için geçerlidir, ancak Tanrı için değil.

Zaman ve mekan, evrenin ve içindeki her şeyin bağlı olduğu boyutlardır. Bu boyutların başlangıcı ve sonu vardır, yani bir şeye "nasıl oldu" diye sorduğumuzda, onu belirli bir zaman dilimi ve mekan içerisinde düşünüyoruz. Ancak Tanrı'nın bu boyutlardan bağımsız olduğunu varsaydığımızda, Tanrı'nın bir başlangıcı veya sonu yoktur, dolayısıyla "nasıl oldu" sorusu da geçerliliğini yitirir. Tanrı'nın ezeli ve ebedi olduğu düşüncesi, O'nun zaman ve mekandan bağımsız olduğunu ve bu yüzden varoluşunun belirli bir an veya süreç ile açıklanamayacağını ifade eder.

Bu bakış açısına göre, "Tanrı nasıl oldu?" sorusu mantıken hatalıdır, çünkü Tanrı'nın varoluşu zaman ve mekan kavramlarına bağlı değildir. O, tüm varoluşun ve zamanın yaratıcısı olduğu için, kendi varoluşu bu kavramların ötesinde yer alır. Tanrı'nın doğası gereği, O'nun varoluşunu insan aklının anladığı neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde sorgulamak uygun değildir. Bu nedenle, Tanrı'nın nasıl var olduğu sorusu, Tanrı'nın doğası ve varoluş biçimi göz önünde bulundurulduğunda mantıksal bir hata içerir.
 
Son düzenleme:
Felsefe hakkında çok bilgim yok. Ama bu sorunun tanım gereği hatalı olduğunu düşünüyorum. Tanrı zaten her şeyin sebebidir. Her şeyin sebebinin sebebi nedir sorusu ne kadar saçmaysa bu da o kadar saçmadır bence.
 
Şu aralar çok fazla iç içeyim metafizikle, nedense.. Tanrıyı da sevmiyorum halbuki.

Pisagor, Platon, İbn Sina, Farabi, İbn Rüşd, David Hume, Leibniz gibi isimlere bakarken şunu fark ettim;

Bilgi, her şeyin ötesindedir.
Yani, "BİLGİ" her şey önce vardı. Tanrıya atfedilen "yaratma" kavramının, zaruri olarak Bilginin içinde olduğu durumu vardır. Tanrı, yaratma kavramını bilmeden nasıl yaratma eylemini gerçekleştirebilir? Tanrının bu eylemi gerçekleştirebilmesi için bu eylemin Tanrıdan önce veya Tanrıyla beraber var olması gerekiyordur.

Çelişmezlik ilkesine göre Tanrı, eğer yaratılmadıysa yaratma bilgisine sahip değildir. Çünkü, yaratma eylemini bilmeden Bilgiyi yaratamazsın. Bilgi, Tanrı öncesi var olmalıdır ki, yaratma eylemi gerçekleştiren tarafından bilinsin.