Nefs İlmi
Üstün
- Katılım
- 30 Ocak 2024
- Mesajlar
- 3.967
- Makaleler
- 81
- Çözümler
- 14
- Beğeniler
- 4.798
Merhabalar! Geçenlerde gördüğüm bir yazı şunu kast ediyordu: "Psikolojik tavsiyeyi yalnız psikologlar vermelidir."
Ben de tabii buna karşı çıktım ve fikirlerimi beyan ettim. Bu konuyu sizlere açmak istedim.
Psikolojik destek ve bilgi paylaşımının sınırları nerede başlayıp bitiyor?
Psikoloji gerçekten sadece diplomalı uzmanların konuşabileceği bir alan mıdır?
Bu sorunun cevabını etik kurallarca araştırırken karşılaştığım "peer support" yani akran desteği kavramı bu konuya cuk oturuyor.
Peer Support - Akran Desteği
Akran desteği, bireylerin birbirine bilgi, duygusal destek, sosyal etkileşim veya pratik yardım sağlamasını içerir. Destek veren ve alan kişiler eşit derecede önemlidir.
Araştırmalar, akran desteğinin insanların özgüvenini, sosyal becerilerini ve genel iyilik halini artırdığını gösteriyor.
Bağımlılık, anksiyete, depresyon, yas, ilişkisel sorunlar, bunama ve diğer ruh sağlığı koşulları gibi konular için akran desteği yardımcı olabilir.
Bu yaklaşımın temelinde "yaşanmış deneyim" yatıyor. Bipolar bozukluğu yaşayan birinin, aynı durumu deneyimleyen başka birine sunabileceği perspektif, teorik bilgiyle sınırlı kalmış bir uzmanın sunabileceğinden farklı bir değer taşıyabiliyor. Tabii ki bu, profesyonel yardımın yerini almıyor, ancak onu tamamlayıcı bir rol oynuyor.
Kaynak:
Jung'un Yaralı Şifacı Arketipi
Carl Jung'un kuramındaki arketiplerden biri olan yaralı şifacı arketipi de bu konuya cuk oturuyor.
Yaralı şifacı arketipi, kendi psikolojik yaralarını, travmalarını ve gölge yönlerini tanıyan ve bunlarla yüzleşen kişilerin, başkalarının benzer acılarını anlama ve onlara yardım etme konusunda daha empatik ve etkili olabileceğini anlatıyor. Kişisel yaranın başkalarına hizmet etme motivasyonuna dönüşmesi, kendi acısından doğan bilgeliğin paylaşılması ve mükemmel olmayan ama otantik bir şifacılık yaklaşımı sergiler. Kendi kırılganlıklarını kabul eden ve bunlardan öğrenen insanların başkalarına daha derin ve gerçek bir destek sunabileceklerini öne sürer.
Aslında buradan başka bir konuya da atlanabilir ama tutarlılık açısından çok da atlamayayım. Kısaca şu ki, birinin destek sunabilmesi için onun yarasız olması gerekmiyor. Aslında öbür tarafı gören kişiler daha iyi destek sunabiliyor.
Psikolojinin Algısal Olarak Tekelleşmesi
Psikoloji bilimsel bir disiplin olarak sadece son 100-200 yıldır var. Ancak insanı anlama, ruhsal süreçleri kavrama çabası binlerce yıllık bir insanlık mirası. Platon'dan Dostoyevski'ye, Freud'dan Jung'a oradan Adler'e ve Lacan'a, Edgar Allan Poe'nun öykülerine kadar pek çok düşünür ve sanatçı insan ruhunu anlamaya çalışmış. Bu birikim modern psikolojinin temellerini oluşturmuş.
Bugün ise sanki bu alan tamamen akademik bir tekele dönüşmüş gibi algılanıyor. "Ruh sağlığı okuryazarlığı" kavramından bahsetmek istiyorum. Genel ortaokulda öğrendiğimiz medya okuryazarlığı gibi ruh sağlığı okuryazarlığı da var. Temel psikolojik kavramları bilmek, duygularımızı anlayabilmek, erkenden psikolojik belirtileri tanıyabilmek, başkalarına empatiyle yaklaşabilmek ruh sağlığı okuryazarlığı kapsamındaki becerilerdir.
Kaynak:
Türkiye Gerçeği
Türkiye'de bir psikolog seansı 1500-3000 TL arasında değişiyor ve devlet hastanelerinde psikolog randevusu almak 1 ayda 1, 1,5 ayda 1 sürebiliyor. Özellikle bu yıl Türkiye'de psikolog ataması sadece 30! 30! Bunlar bağlamında Türk toplumu olarak birbirimize destek olmak sadece bir lüks değil, zorunluluk haline geliyor. Ruh sağlığı okuryazarlığının toplumsal olarak arttırılması gerekiyor.
Sınırlar Var
Tabii ki burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Tanı koymak, tedavi planı yapmak, ilaç önermek tamamen profesyonel alan. Ancak duygusal destek vermek, yaşanmış deneyimleri paylaşmak, temel baş etme stratejilerini aktarmak farklı bir şey. Bu ikisini karıştırmamak önemli. Psikolojik tedavi ile psikososyal destek iki farklı şey.
Tartışma
Ruh sağlığı bilgisi gerçekten sadece akademik bir tekel mi? Akran desteği modeli Türkiye'de nasıl uygulanabilir, hele kendi milletinden olanı aşağı çeken bir kültürde iken? Psikolojik bilgi paylaşımının sağlıklı sınırları nasıl çizilebilir?
Siz psikolojik becerileriniz olduğunu düşünüyor musunuz? Sizin düşünceleriniz nedir genel olarak?
Ben de tabii buna karşı çıktım ve fikirlerimi beyan ettim. Bu konuyu sizlere açmak istedim.
Psikolojik destek ve bilgi paylaşımının sınırları nerede başlayıp bitiyor?
Psikoloji gerçekten sadece diplomalı uzmanların konuşabileceği bir alan mıdır?
Bu sorunun cevabını etik kurallarca araştırırken karşılaştığım "peer support" yani akran desteği kavramı bu konuya cuk oturuyor.
Peer Support - Akran Desteği
Akran desteği, bireylerin birbirine bilgi, duygusal destek, sosyal etkileşim veya pratik yardım sağlamasını içerir. Destek veren ve alan kişiler eşit derecede önemlidir.
Araştırmalar, akran desteğinin insanların özgüvenini, sosyal becerilerini ve genel iyilik halini artırdığını gösteriyor.
Bağımlılık, anksiyete, depresyon, yas, ilişkisel sorunlar, bunama ve diğer ruh sağlığı koşulları gibi konular için akran desteği yardımcı olabilir.
Bu yaklaşımın temelinde "yaşanmış deneyim" yatıyor. Bipolar bozukluğu yaşayan birinin, aynı durumu deneyimleyen başka birine sunabileceği perspektif, teorik bilgiyle sınırlı kalmış bir uzmanın sunabileceğinden farklı bir değer taşıyabiliyor. Tabii ki bu, profesyonel yardımın yerini almıyor, ancak onu tamamlayıcı bir rol oynuyor.
Kaynak:
Jung'un Yaralı Şifacı Arketipi
Carl Jung'un kuramındaki arketiplerden biri olan yaralı şifacı arketipi de bu konuya cuk oturuyor.
Yaralı şifacı arketipi, kendi psikolojik yaralarını, travmalarını ve gölge yönlerini tanıyan ve bunlarla yüzleşen kişilerin, başkalarının benzer acılarını anlama ve onlara yardım etme konusunda daha empatik ve etkili olabileceğini anlatıyor. Kişisel yaranın başkalarına hizmet etme motivasyonuna dönüşmesi, kendi acısından doğan bilgeliğin paylaşılması ve mükemmel olmayan ama otantik bir şifacılık yaklaşımı sergiler. Kendi kırılganlıklarını kabul eden ve bunlardan öğrenen insanların başkalarına daha derin ve gerçek bir destek sunabileceklerini öne sürer.
Aslında buradan başka bir konuya da atlanabilir ama tutarlılık açısından çok da atlamayayım. Kısaca şu ki, birinin destek sunabilmesi için onun yarasız olması gerekmiyor. Aslında öbür tarafı gören kişiler daha iyi destek sunabiliyor.
Psikolojinin Algısal Olarak Tekelleşmesi
Psikoloji bilimsel bir disiplin olarak sadece son 100-200 yıldır var. Ancak insanı anlama, ruhsal süreçleri kavrama çabası binlerce yıllık bir insanlık mirası. Platon'dan Dostoyevski'ye, Freud'dan Jung'a oradan Adler'e ve Lacan'a, Edgar Allan Poe'nun öykülerine kadar pek çok düşünür ve sanatçı insan ruhunu anlamaya çalışmış. Bu birikim modern psikolojinin temellerini oluşturmuş.
Bugün ise sanki bu alan tamamen akademik bir tekele dönüşmüş gibi algılanıyor. "Ruh sağlığı okuryazarlığı" kavramından bahsetmek istiyorum. Genel ortaokulda öğrendiğimiz medya okuryazarlığı gibi ruh sağlığı okuryazarlığı da var. Temel psikolojik kavramları bilmek, duygularımızı anlayabilmek, erkenden psikolojik belirtileri tanıyabilmek, başkalarına empatiyle yaklaşabilmek ruh sağlığı okuryazarlığı kapsamındaki becerilerdir.
Kaynak:
Türkiye Gerçeği
Türkiye'de bir psikolog seansı 1500-3000 TL arasında değişiyor ve devlet hastanelerinde psikolog randevusu almak 1 ayda 1, 1,5 ayda 1 sürebiliyor. Özellikle bu yıl Türkiye'de psikolog ataması sadece 30! 30! Bunlar bağlamında Türk toplumu olarak birbirimize destek olmak sadece bir lüks değil, zorunluluk haline geliyor. Ruh sağlığı okuryazarlığının toplumsal olarak arttırılması gerekiyor.
Sınırlar Var
Tabii ki burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Tanı koymak, tedavi planı yapmak, ilaç önermek tamamen profesyonel alan. Ancak duygusal destek vermek, yaşanmış deneyimleri paylaşmak, temel baş etme stratejilerini aktarmak farklı bir şey. Bu ikisini karıştırmamak önemli. Psikolojik tedavi ile psikososyal destek iki farklı şey.
Tartışma
Ruh sağlığı bilgisi gerçekten sadece akademik bir tekel mi? Akran desteği modeli Türkiye'de nasıl uygulanabilir, hele kendi milletinden olanı aşağı çeken bir kültürde iken? Psikolojik bilgi paylaşımının sağlıklı sınırları nasıl çizilebilir?
Siz psikolojik becerileriniz olduğunu düşünüyor musunuz? Sizin düşünceleriniz nedir genel olarak?
Son düzenleyen: Moderatör: